VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Eylül 2017 Cuma | Anasayfa > Haberler > 008 George Smiley’nin doğuşu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

008 George Smiley’nin doğuşu

James Bond’dan tümüyle farklı bir ajan profili çizen George Smiley’yi okurla tanıştıran 1961 tarihli ilk John le Carré romanı “Ölüme Çağrı” Türkçede. Bu hikâyede, hızlı günleri sona eren Smiley, bir intiharı araştırma göreviyle tekrar sahalara dönüyor.

ÖZLEM AKALAN


David John Moore Cornwell adıyla 1931 yılında doğan İngiliz yazar John le Carré, casus romanlarının en bilinen kalemlerinden. Bununla birlikte yarattığı George Smiley karakterinin ünü yazarınınkini aşmış durumda. Zira le Carré’nin 1974’te yazdığı ve 2012 yılında filme aktarılan “Tinker, Tailor Soldier Spy” (Köstebek) filminde Smiley’yi canlandıran Gary Oldman, bu rolüyle neredeyse Oscar’ı kucaklayacaktı.

1950-1960 yılları arasında İngiliz güvenlik teşkilatları MI5 ve MI6’da görev alan le Carré, soğuk savaşın tüm manevralarını ve casus “işlerini” yerinde görüp deneyimlemiş. İlk romanı “Ölüme Çağrı” 1961 yılında yayımlanmış. 1963’te yayımlanan “Soğuktan Gelen Casus” büyük ilgi görüp yazarına da haklı bir ün kazandırınca, le Carré gizli servisten ayrılıp kendini casus romanlarına adamış. James Bond’dan yaklaşık 10 yıl sonra yeni bir İngiliz casusa hayat veren le Carré, Ian Fleming’den çok farklı bir karakter çizmiş: 007 ne kadar kusursuz ise “008” de bir o kadar sıradan; Bond kahraman ise Smiley de bir antikahraman. Hatta yazarın kendi tarifiyle; “Kısa, şişman, kendi halinde biri olan Smiley, tıpkı kurbağanın büzüşmüş bedeninden sarkan deri misali tıknaz vücuduna büyük gelen gerçek manada zevksiz giysilere epey para harcıyormuş gibiydi.”

Ne ölümsüz ne kusursuz
“Ölüme Çağrı”, yazarın ilk kitabı olduğu için, George Smiley’nin geçmişine kısa bir yolculukla başlıyor. 1920’li yıllarda sıradan bir okuldan mezun olduktan sonra onun için yine sıradan bir okul sayılan Oxford’a giriyor. En büyük hayali 17. yüzyıl Alman şairleri üzerine bir kariyer yapmak olan bu genç adam, 1928 yılında kendini Yurtdışı Akademi Araştırması Komitesi’nin üyelerinin karşısında bulunca hayatı bambaşka bir yöne sapıyor. Komite kısa bir mülakatın ardından Smiley’ye Gizli Servis’te bir iş teklif ediyor. Düşünmek için bir hafta süre isteyen Smiley, bu sözler ağzından dökülürken bile aslında kararını vermiştir; gizli serviste çalışacaktır.

Gözlerden uzak kır evleri, ismi açıklanmayan eğitmenler, çokça seyahat ve tek başına çalışma imkânı… Smiley’nin ilk görevi, bir Alman üniversitesinde İngilizce okutmanlığı yapmak ve bu esnada uygun bulduklarını İngiltere’ye davet edip teşkilata sokmaktır. İçine kapanık karakteri nedeniyle arkadaşlık ve bağlılık gibi duygulardan hep uzak duran Smiley, ani tepkiler vermemek için kendini sürekli kontrol altında tutan ve pek çok kereler de işlerin ahlaki boyutunu bir kenara bırakan bir ajandır. Üstün bir gözlemci olan ve bu sayede hayatta kalan ajanın en iyi bildiği iki şey, ölümsüz ve kusursuz olmadığıydı. 1937 senesinde bir gece, üniversitedeki odasından dışarıya bakıp Alman gençlerin tıpkı bir şenlik ateşi etrafında toplanan yaşıtları gibi büyük bir coşkuyla kitapları yaktığını görünce gerçek düşmanın kim olduğunu kavrar. İki yıl sonra İsveç’e gönderilir; bir firmada saygın bir makamda görevliyken İsviçre, İsveç ve Almanya arasında mekik dokuyarak gerçek görevini yerine getirir. 15 yılın ardından artık gözündeki tik daha da artmış, kalp çarpıntısı yüzünden uyumak ve dinlenmek imkânsız bir hal almıştır. İçki ve ilaç tek kurtuluşudur. 1943 yılında savaşın sona ermesiyle birlikte Smiley’nin de saha görevi sona erer.

Artık evlenmiş, tam da huzurlu bir hayata adapte olmaya başlamıştır ki, karısı onu terk edip Arjantin’e kaçar ve teşkilat da yeniden göreve çağırır… Bir intihar vakasıyla karşı karşıyadırlar ve işin içinde tuhaf bir şeyler vardır…

“Ölüme Çağrı”, bu tarzı sevenler kadar le Carré hayranlarının da kaçırmayacağı bir roman. Hem Smiley’yi daha yakından tanımak hem de gizli teşkilat Circus’ın koridorlarında bir kez daha dolanmak isteyenler için.

Hayatından esinlendi
İsviçre’de aldığı dil eğitiminin ardından 1950’de İngiliz gizli servisine katılan ve bir sürede Avusturya’da yaşayan le Carré, burada Demir Perde’yi aşarak Batı’ya gelenleri sorgulama görevini üstlenir. 1952’de İngiltere’ye döner ve Lincoln College’daki aşırı sol grupları potansiyel Sovyet ajanı olmaları ihtimaline karşı gizlice takip eder. İlerleyen süreçte terfi eder, ajan yetiştirir, sorgulara girer... 1960’ta iç işleriyle ilgilenen MI5’ten uluslararası çalışan MI6’ya transfer olur ve Bonn’daki İngiliz Konsolosluğu’nda gizli görevde çalışır ve ilk romanı “Ölüme Çağrı”yı yazar. Bunu bir dedektif romanı olan ona asıl şöhreti kazandıran “Soğuktan Gelen Casus” (1963) izler.

le Carré’nin ilk iki romanı her ne kadar ana karakter George Smiley olsa da, casus romanlarından ziyade suç romanlarını andırır; üçüncü romanıyla ise rotasını en iyi bildiği işe çevirir. Romanlarının çoğu 1945-1991 yılları arasında süren soğuk savaş dönemini konu alsa da sonraki yıllarda yazarın konuları ve hikâyelerinin odakları da doğal olarak değişmeye başlar. Artık küresel anlamda iş çeviren finans çevreleri, yatırım bankacıları, Soğuk Savaş sonrası yükselen Sovyet mafyası ve terörle savaş adına cebini dolduran politikacılar le Carré’nin yeni “kahramanlardır”. Yine de yarım yüzyıldır bestseller olan le Carré, bu yıl yayımlanan son romanı “A Legacy of Spies”ta geri dönüş yapar ve “Soğuktan Gelen Casus”ta yanlışlıkla ölen iki ajanın hikâyesini farklı bir açıda ele alır.

Ölüme Çağrı / John le Carré
Çev. Gülgün Bayata / Kırmızı Kedi Yayınları

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163