VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Mayıs 2011 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > 100´üncü yaşın kutlu olsun dedeciğim, kâğıda saygıyı senden öğrendim
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

100´üncü yaşın kutlu olsun dedeciğim, kâğıda saygıyı senden öğrendim

Şimdi dedemi daha iyi anlıyor ve Rıfat Ilgaz kimmiş daha iyi biliyorum tabii. Ama bildikçe, öğrendikçe de içim acıyor, kızıyorum. Babamdan hep duyarım, “Toplam 5 yıl, 5 ay, 25 gün ceza alıp hapiste yatmış babam” diyor tekerleme gibi. Ne yapmış ki!.. “Çocuklar için yazdım hep” diyor şiirlerinde. Adına 70’inci, 75’inci ve 80’inci yaş günleri düzenlendi. Şimdi de 100’üncü yaşı! Adı sokaklara, caddelere, parklara, bulvarlara, kültürevlerine, tiyatrolara, kütüphanelere, okullara verildi. Ne faydası var, sağlığında gün yüzü göremedikten sonra! Çok çekmiş, kimin için? Bizim için, çocuklar için, halkı için!

Anıl Ilgaz

Rıfat Ilgaz’ın torunu olmak epey sorumluluk yüklüyor insanın omuzlarına. Çünkü hep ona, Ilgaz’a yakışır bir torun olmam gerek. Ama bundan şikayetçi değilim. Onun gibi birinin torunu olmaktan gurur duyuyorum.
Üzgünüm, çok yıllar beraber yaşayamadık, ama aynı evi paylaştığımız 5 buçuk yıllık kısa sürede bile bana kazandırdığı alışkanlıklar var.

EN BÜYÜK GÖREVİM AĞLAMAMAK

Annem, babam işe gider; bakıcı teyze, dedem ve ben evde kalırız her gün. En büyük görevim evde ağlamamak ve gürültü yapmamak. Çünkü dedem kitap okuyor, yazıyor ve düşünüyor. Bu arada benim de elime bir beyaz kağıt veriyor. Gidiyorum odama, boyayıp çizip getiriyorum, gösteriyorum dedeme. Sonra bir kağıt daha... Ve bir cici bebe bisküvisi alıp dönüyorum odama. Bir de verdiği kağıdın arkası, önü iyice dolmamışsa asla yeni bir kağıt vermiyor. Şimdi düşünüyorum da, öyle bir alışkanlık edinmişim ki, kurşun kalemim iyice küçülmeden yeni bir kalemle yazmadım. Okullar açıldığında annem yeni defter ve kalemler alır, ben ise geçen yılki bitmemiş defterlerimi ve kalemlerimi kullanmaya devam ederdim. Kağıda saygıyı dedemden öğrenmişim. Odasının bir köşesinde de tüm okuduğu gazeteleri biriktirir, hemen attırmazdı. “Bu bile bir emek” dermiş.
Dedemin başka bir güzel yanı da, hayvanları, doğayı ve çiçekleri çok sevmesiydi. Aklıma hemen şu anılarım geliyor. Çınar adında muhabbet kuşumuz vardı. Onu kafesinden çıkarırdık, dedem uzun koltuğa uzanırdı... Ben de yerde oturur aramıza Çınar’ı koyardık. Uçmazdı hiç. Dedem eliyle tık tık yere vurur, Çınar pıt pıt pıt ona yürür, ben avucumu açıp da “gel” deyince pıt pıt bana gelirdi. Kuşumuzla her gün oynardık.
Bir de çiçeklerle ilgili bir anım var. Balkonda bir sıra asılı saksıda çiçek var... Çiçeklerin yanında da karşılıklı iki koltuk. Koltukların üzerinde ayağa kalkmam yasak. Oturduğum yerden de bahçedeki çocukları göremiyor ve başımın hizasına gelen çiçeği koparıveriyorum. Dedem oradaki çiçeğin koparıldığını anlayınca çok kızmış... Annem bana, “Sen mi kopardın çiçeği?” diye sorduğunda, ben de “Ayağa kalkma diyorsunuz, ben de çocukları göremiyorum,” deyince annem bana sarılmıştı. Çünkü dedeme durumu açıklayınca, bu çok hoşuna gitmiş ve iki cici bebe bisküvisi daha vermişti bana. Detayları unutuyorum ama sonradan annem veya babam anlatınca hep daha iyi canlanıyor anılarım.

DEDEM İMZACI, BABAM ÇEKİCİ!

Halkıyla yüz yüze geldiği imza ve söyleşi günlerine babam ve annemle beraber giderdik hep. Sürekli aynı şeyleri gördüğümden, “Deden ne iş yapıyor?” diye sorduklarında “Dedem imzacı, babam çekici,” diye yanıt verirmişim. Çünkü hep dedemi kitap imzalarken ve babamı da elinde kamerayla görüyormuşum. Bunu yıllar sonra rastladığımız yuva öğretmenimden anneme gülerek anlatırken tekrar dinleme fırsatıbuldum.
Şimdi dedemi daha iyi anlıyor ve Rıfat Ilgaz kimmiş daha iyi biliyorum tabii. Ama bildikçe, öğrendikçe de içim acıyor, kızıyorum. Babamdan hep duyarım, “Toplam 5 yıl, 5 ay, 25 gün ceza alıp hapiste yatmış babam” diyor tekerleme gibi. Ne yapmış ki!.. “Çocuklar için yazdım hep” diyor şiirlerinde, yazılarında.
“Sevdim haklıdan yana olabilmek için
Çalışıp ezilenden, senden yana
Sevdim aldığım soluğu haketmek için
Ama sevdim halkımca” demiş. Bu mısralar sanırım dedemin nasıl biri olduğunu anlamamız için yeterli.
Rıfat Ilgaz köyü, köylüyü, çileli insan yaşamını gözlemleyip yazmış hep... Ve bunları bizlere aktarmaya çalışmış. Kaçımız farkındayız acaba bu durumun? “Sınıf” sözcüğü hep sorun getirmiş ona. Yaşamının çoğunda yasaklı olmuş. Ailece ne kadar sıkıntı çektiklerini babam anlatıyor. Ama bugünle karşılaştırdığımızda dedemin neden bu kadar ceza aldığını da anlamakta güçlük çekiyorum. “Sınıfın ozanıyım mimli / Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü” demiş hep. Bu söylemi çok seviyorum, çok hoşuma gidiyor. Adına 70’inci, 75’inci ve 80’inci yaş günleri düzenlendi. Şimdi de 100. yaşı! Adı sokaklara, caddelere, parklara, bulvarlara, kültürevlerine, tiyatrolara, kütüphanelere, okullara verilmiş. Ne faydası var, sağlığında gün yüzü göremedikten sonra! Çok çekmiş, kimin için? Bizim için, çocuklar için, halkı için!
Sonra... Bence en önemlisi, kitaplarını okuduğumuzda görüyoruz, öyle bir dil kullanmış ki 30- 40 yıl önce yazdığı, kullandığı sözcükler hala güncel. Zaten çocuklara yazdığı şiir dizelerinden de dilimize ne kadar önem verdiğini anlıyoruz.
“Her sözün en güzeli Türkçemizde,
Diline takılanları ayıkla,
Yabancı sözcükleri at!”
Diğer bir şiirinde de şöyle sesleniyor çocuklara:
“Sev Türkçeni çocuğum
Dilini sevenleri sev!”
Dedemin, Rıfat Ilgaz’ın insanlığı, evrensel değerleri, dilimizi dünden bu güne, bugünden yarına taşıyan bir aydın olduğuna inanıyorum. 100’üncü yaşın kutlu olsun dedeciğim. Torunun olmaktan ve ILGAZ soyadını taşımaktan gurur duyuyorum.

Rıfat Ilgaz Külliyatından bir seçki

Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı / 8 TL
Etütlerde şiirli, manili nameler donatılır, memleketten para çekmek için kitap isimleriyle dolu mektuplar yazılır. Liglerin puanları, averajlar hesaplanır, patırtılı, kızdırmalı kulüp tartışmaları yapılır. Derslere gelince, karikatür çizilir, öğretmenle dalga geçilir. Sınavlarda birbirinden yaratıcı kopyalar hazırlanır. Onlara karşı durabilecek Rıfat Ilgaz’ın başyapıtı: Hababam Sınıfı!
Karartma Geceleri / 12 TL
1974 yılında yayımlandı. Mustafa Ural adlı II. Dünya Savaşı sürecinde kitabı toplatılan ve hapse atılan Türkçe öğretmeni Mustafa’nın hikâyesini anlatır. Bir sıkıyönetim belgeseli niteliğindeki roman Ilgaz’ın kendi hayatından da izlenr taşır. Kitap, beyazperdeye uyarlanmış ve başrolü Tarık Akan oynamıştı.
Apartman Çocukları / 14 TL
Kitaptaki olayların geçtiği apartmanın adı, Namus Apartmanıdır. Bu apartmanın kiracılarından biri de gecekonduları yıkıldıktan sonra buraya kiracı olarak yerleştirilen özel saymanlık memuru Seyfi Saymaner’dir. Karşılığında da bir partinin propagandasını yapacaktır. Ancak apartmanın sahibi karşı partidendir. Hacdan yeni gelmiş, paraya düşkün ve üstelik çocukları hiç sevmeyen biri... Romandaki buna benzer diğer iki apartman ise “vatan” “şeref” apartmanlarıdır.
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra (anı) / 8 TL
Rıfat Ilgaz’n 1940’larda başlayıp 1980’lere kadar süren ve “Olmaz bu kadar” dedirten göz altına alınma, tutuklanma, yargılanmaları. Ilgaz, yıllar sonra başından geçenleri kendi kaleminden aktarıyor. İnsan manzaralarıyla süslenmiş ve bir dönemin toplumsal kesitini en renkli yönleriyle belgeleyen bir biyografi.
Yıldız Karayel / 15 TL
Yazarın 1981’de yazdığı toplumcu romanı. “Yıldız Karayel”, Cide kıyılarında bir fırtınada batan teknedeki dört gemicinin ölümüne neden olan felaketin romanı...Tüm olumsuzluklar karşısında hayata dört elle sarılmaya çalışan kıyı insanlarının umut dolu öyküsü. 2002 yılında televizyon dizisine de uyarlandı.
Sarı Yazma / 18 TL
Rıfat Ilgaz’ın kendi yaşamı ekseninde Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndan 1950’li yıllara kadarki politik yapısını ve edebiyat dünyasını anlattığı bu roman, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı’nın,1940 Kuşağı aydınının da öyküsü. Adını Karadeniz’in emekçi kadınlarının simgesi olan sarı yazmadan alır.
Halime Kaptan / 10 TL
Kurtuluş Savaşı yıllarında savaşta dul kalan bir “kadın kahramanın” öyküsü. Oğluyla bir başına kalan Halime, geçimini sağlamak için babasından kalan sandalla Karadeniz’e açılmak zorundadır. Erkek kılığına girerek, oğlu ve iki tayfasıyla çıktığı ilk seferinde hırçın dalgalarla, korsanlarla mücadele etmek zorunda kalır. İnebolu’ya cephane taşıyan, Kurtuluş Savaşı’nın fedakâr kadınlarındandır.
Yokuş Yukarı (anı) / 12 TL
Babıâli’nin bir dönemi... Ilgaz’ın bu kitaptaki anılarında, Sabahattin Ali’den Yaşar Kemal’e pek çok tanıdık isim var.
Garibin Horozu (öykü) / 10 TL
İnsanı bir yandan hafif hafif güldürüken, öbür yandan acı acı düşündüren öyküler... Ilgaz, toplumdaki başı bozukluk, dengesizlik ve çelişkileri ortaya koyuyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam