VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2014 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > 11’inci yaşımızda dostlarla kahvaltı sofrasındaydık
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

11’inci yaşımızda dostlarla kahvaltı sofrasındaydık

Hesapladım, 2008’den beri düzenli olarak VatanKitap kahvaltılarını organize ediyormuşuz. İlk olarak Beyoğlu Dilek Pastanesi’nde başlayan (bu adres de artık değişti) kahvaltı geleneğimiz altı yılı bulmuş.




Maksadımız belliydi; yazarlar, yayıncılar, çevirmenler, editörler bir araya gelelim, hem yiyelim hem konuşalım. Yani birbirimizi tanıyalım. Umarım az da olsa bunu başarmışızdır. Bu kez de yine aynı amaçla bir araya geldik. Gerçi biraz geç oldu, çünkü bu yıl sadece tek kahvaltı yapabildik. Oysa biliyorsunuz, bu kahvaltıların sektörün sorunlarının da konuşulduğu bir ortam olması için en az iki ayda bir olması için gayret gösteriyorduk. Ancak bu yıl bunu bir türlü başaramadık. Çünkü ne zaman “hadi bir kahvaltı yapalım” desek, kötü bir haber alıyorduk. Buna son olarak Soma’yı ekleyebilirim.


Ama birbirimize de ihtiyaç duyuyormuşuz ki, yazarları arayıp “Kahvaltı yapıyoruz” dediğimde pek çok kişi aynı şeyi söyledi; “Çok iyi olur çünkü birbirimizi görmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.”

İşte böylece 70’in üzerinde yayıncı, yazar bir araya geldik. Bir yaşam ustası olan 93 yaşındaki Aydın Boysan en büyük neşemizdi. Bizi konuk eden Sahan Restoran’ın harika Antep yemekleri ise neşemizin cilasıydı. Bu güzel günden anı olsun diye birkaç fotoğrafımızı da burada paylaşmak isterim.


Bitter çikolata tadında
Bir yemek kitabının beni bu kadar keyiflendireceğini, dahası umutlandıracağını hiç tahmin etmezdim. Hem de yemek yapmayı, masalar kurup dostlarımı şefkatli lezzetlerle doyurmayı ve cüssemden beklenmeyen bir iştahla yemeyi sevmeme rağmen. Yani bir tabak dolusu makarnanın sıkıntılı bir günü gülümsetebildiğini bildiğim halde bu kitap beni şaşırttı.
Kitabın adı; “Cafe Fernando/ Bir pasta yaptım, yanağını dayar uyursun...”
Kitap da adındaki pasta gibi. İnanın bir dakika yanınızdan ayırmak istemiyorsunuz. Hani, karton kapak, ciltli, kuşe kağıda basılı bir kitap değil de tek elinizde taşıyabileceğiniz hafif bir kitap olsa, ayırmazsınız da... Ama heyhat, kader utansın! Benim bileklerimin ikisi yan yana gelince ancak taşıyabiliyor. Bu güzel kitabın yazarı sadece Türkiye’nin değil dünyanın da en iyi yemek bloğu yazarlarından Cenk Sönmezsoy.
Kendisinin bloğu ile belki daha önce tanışmış, buradaki yemekleri sizler de yapmış olabilirsiniz. Ama beni bu blogdan hareketle yazılan bu kitapta asıl heyecanlandıran, birbirinden nefis pastalar ya da kekler değil. Birinin hem de herhangi birinin, bir gün öylesine başladığı yemek bloğunun dünyanın en iyileri arasına girip bizlere ilham veren bir hikaye anlatması. Yani beni heyecanlandıran büyük paralara ihtiyaç olmadan da bu dünyada bir şeylerin başarılabileceğinin bir kez daha ispatlanmış olması. Her şey, Cenk Sönmezsoy’un bir gün bir arkadaşının yemek bloğu açması ve bu sayede yemek blogları ile tanışmasıyla başlıyor. Blogları arasında dolanırken, kendinden geçen Sönmezsoy “Kendime geldiğimde ben de bir tane açmaya karar vermiştim bile” diyor. İş bloğunun adını koymaya gelince ise “Altın Kızlar” dizisinden bir ayrıntıya başvurmuş. Çünkü o bu diziyi “Bir ömür boyu sadece Altın Kızlar seyredip dondurma yiyeyerek yaşayabilirim” diyecek kadar seviyor. Açıkçası, bu bölümleri okurken egom okşandı. Çünkü kimsenin tahmin bile etmediği alanlarda büyük işler başaran yaratıcı kişilerin, biraz “tuhaf” olduğunu düşünmüşümdür. Hatta bu kişiler toplumun “işe yaramaz” sandığı özelliklere bile sahip olabilir. Tıpkı yemek bloğuna “Altın Kızlar” dizisindeki Rose’un köpeği Fernando’nun adını veren Cenk Sönmezsoy gibi...
Önce “Türkiye’nin En İyi Bloğu” ödülünü kazanarak “Altın Örümcek” alan Cafe Fernando daha sonra İngiliz Times gazetesi tarafından “Dünyanın En İyi 50 Yemek Blogu”ndan biri seçildi. Ondan bir yıl sonra da üç sene üst üste Saveur dergisinin tarafından ödüllere layık görüldü. “Yılın En İyi Seyahat Blogu”, Dolce & Gabbana için yaptığı brownie tarifiyle “Yılın En iyi Özgün Tatlı Tarifi” ve Chez Panisse’de yediği bir yemek sonrası yazdığı yazıyla “Yılın En İyi Yemek Yazısı” ödüllerine...
Bu blogdaki nefis tarifler ve Cenk Sönmezsoy’un bu ilginç hikâyesi son olarak da kitap oldu. Hem de çikolata tadında...


Yolunuz Sahan’a düşerse
1970’te Caddebostan’da iş hayatına başlayan Sahan Restoran’ların bugün biri Gaziantep’te olmak üzere Ataşehir, Acıbadem, Suadiye’de dâhil dört şubesi var. Yakında Kurtköy’de de yenisi açılacak. Sahanlar’ın en büyük özelliği sadece Antep yemeklerine yer vermesi ve bu konuda araştırmalar yapması. Çünkü restoranın sahibi, Tahir Tekin Öztan da yemek kitabı yazarı. (Tel: 216- 315 36 36/ @sahan_restoran)

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163