VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2016 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > 14 numaralı lüks kabindeki kocaman sinek
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

14 numaralı lüks kabindeki kocaman sinek

Memlekette güzel şeyler de oluyor: Kemal Tahir ’in “bütün” eserlerini yayımlamak üzere yola çıkan İthaki Yayınları, geçtiğimiz günlerde yeni bir şahaneliğe imza attı ve bu büyük yazarın müstear isimle yayımladığı “Halk Plâjı ”nı okurla buluşturdu.

MURAT MERİÇ



Samim Aşkın, Kemal Tahir’in -ki geçtiğimiz 13 Ocak’ta 106’ıncı yaşını kutladık- para kazanmak için kullandığı çok sayıda isimden sadece biri. Ali Gıcırlı, Bedri Eser, Cemalettin Mahir, Nurettin Demir, F. M. İkinci, Körduman Tahir’in bilinen diğer “isim”leri. Bilhassa F. M. İkinci enteresan, zira yazarımız, bu isimle Mayk Hammer kitapları çevirmekle kalmamış, yenilerini de yazmış! Hikâye şahane: Çağlayan Yayınları’nın “Polis romanından hoşlanmaz mısınız?” sorusu eşliğinde verdiği ilanla memleket okuruyla buluşan yeni bir detektif bu…
İlanın devamındaki cümle şöyle: “Mayk Hammer’in maceralarını okumamışsınız da ondan. Mayk yepyeni bir hafiye tipidir… Kullandığı metodları ‘Kanun Benim’ romanında okuyunuz.” Cuma günleri yayımlanan “1 liralık” kitapların ilki bu. “Amerikan tarzı cep kitapları”nı “Türkiye’de ilk defa” yayımlayan Çağlayan Yayınevi, sadece Mayk Hammer kitapları basmamış. Refik Halit Karay romanları -ki yayınevinin adını onun verdiği rivayet edilir- ve Türkçenin ilk bilim kurgu serisi olarak tanımlanan “Yeni Dünyalarda” serisi, Çağlayan’ın bombaları. Cemil Cahit Cem tarafından hazırlanan “Cinsiyet Alfabesi” de öyle. Yayınevinin kurucuları, Ertem Eğilmez, Refik Erduran ve Haldun Sel.

SAĞ KROŞE MAYK

Mayk Hammer, yayınevinin iddialı serisi. Haklılar zira seri tutuyor ve yeni bir fırtına başlıyor. Bu, yayınevi tarafından şöyle duyuruluyor: “Müjde! Dedektif sahasına bir sağ kroşe gibi giren Mayk Hammer, ‘Kanun Benim’ macerasıyla Türk halkını da hayran bıraktıktan sonra yayınevimize bir mektup sağanağı yağdı. Neticesi: Mayk’ın bütün maceralarını bastık. Elimizde hazır bulunan bu kitapları kısa fasılalarla okuyucularımıza takdim edeceğiz. Sizi çetin döğüşler, kıvrak kadınlar ve uykusuz geceler bekliyor!” İşin fenası, o yıllarda yayımlanmış beş Mayk Hammer macerası var. Bunlar art arda yayımlanıyor ancak kaynak kuruduğunda yayınevi yeni bir yöntem buluyor: Çevirmene yeni maceralar yazdırmak! Çevirmen, F. M. İkinci adını kullanan Kemal Tahir. Buradaki F. M. kısaltmasının Dostoyevski’nin ilk adları Fyodor Mihayloviç’e gönderme olduğu söylenir ancak gönderme, doğrudan muharririn ismine: Mickey Spillane olarak tanınan Mayk Hammer yazarının tam adı, Frank Morrison! Kemal Tahir, İkinci soyadını onun adının baş harflerine eklerken nasıl bir maceraya atıldığının farkında değil belki de ama kısa sürede “birinci”nin yerini alıyor ve art arda Mayk Hammer kitapları yazıyor.

Bunu, bir şişe viski ve New York haritası eşliğinde yazdığını kimi söyleşilerinde dile getirir. Sonuç, 1962’de yayımlanacak altıncı resmî Mayk Hammer macerasına kadar memlekette yayımlanmış pek çok “yeni” macera! Üstelik Kemal Tahir’le de kalmıyor serüven, onun yetişemediği dönemlerde Orhan Boran gibi ünlüler de giriyor işin içine… Bugün elimizde (İthaki Yayınevi tarafından yeniden basılmış) Kemal Tahir imzalı beş Mayk Hammer romanı var. Meraklısı bulsun, okusun… Asıl mevzumuza dönmeden, Orhan Pamuk’un “Kara Kitap”ındaki şahane bir göndermeye işaret edelim: Romanın kahramanı Celal Salik, yazılarında Hurufilikle alakalı bir kitaptan söz açar… “Esrar-ı Huruf ve Esrarın Kaybı” adlı bu “eser”in yazarı, F. M. Üçüncü!

AĞZINDA KALAN ACI TAT

Gelelim, yeniden görücüye çıkan “Halk Plâjı”na… Samim Aşkın’ın romanı, bir halk plâjının bir kabininde sabaha karşı başlar ve ilk karşımıza çıkan, iğrenç bir sinektir: “Sırtı yeşil ışıltılarla parlayan kocaman bir sinek, 14 numaralı lüks kabinin kapısından vınlayarak girdi, çıplak beton duvarları, çıplak tavanı bir hamlede dolaştı.” Sinek, kabinde sızmış Maliye Tahsil Şubesi Müdürlüğü’nden emekli Davut Efendi’yi uyandırır. Kısa süre sonra “vurmuş ama vurulmamış, nam verip nam almış, fakat -kendi tabiriyle hiçbir zaman edepten ayrılmamış- ‘alnı açık’ delikanlılardan” Süleyman Efe ve yavuklusu Şükran Abla girer kadraja. Bu arada bir kısım geri dönüşlerle Davut Efendi’nin varını yoğunu alan ve onu buraya mahkûm eden “cilveli” Naciye’yi tanırız… “Kadraj” deyişimi bir hata olarak algılamayın: Kemal Tahir, senaryoculuğundan gelen bir marifetle sanki bir filmmiş gibi yazmış kitabı.
Yaşar Kemal kadar ayrıntılı değil belki yazdıkları ama okura hayal edecek bir şey bırakmayacak kadar marifetli. Kitaba küçük bir önsöz yazan Selçuk Aylar, “yazarının alamet-i farikası olmuş diyaloglarla bir oturuşta okunabilecek küçük bir kitap” olarak tanımlıyor “Halk Plâjı”nı. Şunu da unutmuyor ama: “…insanın ağzında acı bir tat bıraktığını da eklemek gerek.”

Aylar’ın yazısında dikkat çeken, Kemal Tahir’in müstear isimlerle yazmak durumunda kalışını açıklayan mektup parçaları… Tahir, şunu yazıyor bir mektubunda: “Jack London’ın Martin Eden isminde bir roman kahramanı vardır. Bilmem okudun mu? Ömrü hikâyeler yazmakla ve bunları gazete ve mecmualara yollamakla geçen bir biçare. Ben işte, son günlerde ona benzedim.”
Kemal Tahir, dönemin sakıncalılarından biri. Nâzım Hikmet’le alakası, onun sakıncalı olma sebeplerinden sadece biri. Kendi adıyla yazamadığı zamanlarda müstear isimlerin ardına sığınması bundan. Her şeyden öte, bir zorunluluk bu: Parasız ve yaşaması gerekiyor. Normal şartlarda imza atmayacağı romanları bu yüzden başka isimlerle yazıyor ama bugün onları okuduğumuzda görüyoruz ki, herhangi bir Kemal Tahir romanından farkı yok hiçbirinin. Mayk Hammer maceraları hariç değil üstelik! Mayk Hammer’ın memleketteki ününü borçlu olduğu isimlerden, Kemal Tahir. O kadar ki, neredeyse yüzlerce “yeni” macera yazılmış o ara. Oğuz Aral’ın çizdiği Hayk Mammer başlıklı bir çizgi romana bile konu olmuş… Şüphesiz konumuz bu değil ama Kemal Tahir ve isimlerinden söz ettiğimizde bu ayrıntıyı ıskalamak ayıp.

12 YILI HAPİSTE GEÇTİ

1936’da “Namık Kemal İçin Diyorlar ki…” adlı bir kitabı yayına hazırlayan ve imzasını ilk kez bu kitabın üzerinde gördüğümüz Kemal Tahir, ülkenin en iyi romancılarından. Aynı zamanda en şanssızlardan: Bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir’e (döneminin bir başka “sakıncalı”sı) Sabahattin Ali’nin bir kitabını verirken “yakalanan” ve hapse atılan Kemal Tahir, hayatının on iki yılını hapishanede geçirdi. Sonrasında Aziz Nesin’le Düşün Yayınevi’ni kurdu, para kazanmak için yazıda bahsettiğim maceralara atıldı ve nihayet, 1955’te “Göl İnsanları” ile kendi adına kavuştu. Sonrası, art arda yayımlanan şahane romanlar:
“Sağırdere”, “Rahmet Yolları Kesti”, “Yorgun Savaşçı”, “Devlet Ana”, “Kurt Kanunu”, “Karılar Koğuşu” ve nicesi… Bunlara “Esir Şehir Üçlemesi”ni de ekleyelim… Sadece romanları değil, mektupları ve senaryoları da önemli. Dahası, ölümünden sonra kurulan vakıf tarafından yayımlanan “Notlar” serisi. Bir yazarın “evrakı”na hakim olmak, öyle güzel ki! Kemal Tahir şanssızdı belki ama biz okurları, şanslıyız. Eserlerini sayarken “Yorgun Savaşçı”yı da andım. Roman, Halit Refiğ tarafından TRT için dizi haline getirilmiş ve sonrasında bir skandala konu olmuştu. İşin enteresanı, ona karşı çıkanın Cumhuriyet olması! Gazetenin Ağustos 1979’da başlattığı kampanya şöyle: “TRT, ‘Yorgun Savaşçı’yı filme çekmemelidir!” Gerekçe, Kemal Tahir’in “Atatürk düşmanı” olması… Söyledim ya, Kemal Tahir sahiden döneminin şanssızlarından.
Daldan dala kondum, Mayk Hammer’dan “Yorgun Savaşçı”ya atladım. Bitirirken, “Halk Plâjı”nı yeniden yayımlayan İthaki’nin kitabın arka kapağına aldığı yazıyı alıntılayayım: “Kemal Tahir’in müstear isimle kaleme aldığı romanlar arasında en çok merak edilenlerden biri olan ve Şubat 1954’te basılan ‘Halk Plâjı’, Şubat 2016’da yeniden okurların karşısında. Türkçe edebiyatın devlerinden birinin kendisine has üslubunu sergileyen küçük bir hazine niteliğindeki ‘Halk Plâjı’nın bir zamanlar ilk yayımcının garanti ettiği zevkli saatleri bugün de yaşatabilmesi beklentisiyle…”

Paylaş