VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2015 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > 27''ler kulübünün sır perdesi aralanıyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

27'ler kulübünün sır perdesi aralanıyor

Müzik dünyasının yıldızları Jimi Hendrix, Jim Morrison, Kurt Cobain ve Amy Winehouse’un ortak noktası hepsinin 27’sinde ölmüş olması. İngiliz yazar Howard Sounes “27” kitabında, 27’ler Kulübü‘nün gizemini çözmeye çalışıyor.

MİNE AKVERDİ DENKTAŞ


Amy Winehouse’un doktoru, bir yaz akşamı yıldızın Londra’daki evine geldiğinde saat altıyı biraz geçiyordu. Rutin bir ziyaretti. Amy’nin hayatı son yıllarda o kadar sorunlu, o kadar riskli bir hale gelmişti ki, doktoru eve postacı kadar sık uğruyordu.

Doktor Christina Romete, Amy’nin içkili olduğunu hemen fark etti. Amy çakırkeyifti ve alkol kokuyordu. Doktor Amy’e yeniden içmeye ne zaman başladığını sordu. Zira Amy iki haftadır temizdi. Amy utançtan kızaran yüzüyle hatırlamadığını söyledi. Ancak aynı evde yaşayan koruması Andrew Morris, Amy’nin içmeye Çarşamba günü başladığını söyledi. O gün ise 22 Temmuz 2015, Cuma günüydü...
Aşırı içki içmenin ölümüne neden olacağı konusunda yaptığı çok ciddi uyarıların ardından Dr. Romete evden ayrıldı. Hastasını bir daha canlı görmeyecekti...”
Müthiş sesiyle herkesi büyüleyen ve genç yaşta bir süperstara dönüşen İngiliz şarkıcı Amy Winehouse, 23 Temmuz 2011, Cumartesi günü Londra’daki evinde ölü bulundu. Yatağında, kıyafetleri hâlâ üzerinde, dizüstü bilgisayarı açık haldeydi ve yakınında üç boş votka şişesi vardı. Ölüm sebebi alkol zehirlenmesiydi. Öldüğünde Amy Winehouse 27 yaşındaydı.

27 yaş! Müzik dünyasının kabusu, laneti olan, hakkında tuhaf efsaneler anlatılan bir yaş bu. Çünkü bugüne kadar pek çok ünlü müzisyen, ne hikmetse, tam 27’sinde hayata veda etti. Nitekim Amy Winehouse’un ölüm haberi basında şu başlıkla duyuruluyordu: “O da ‘27’ler Kulübü‘ne katıldı!”

“27’ler Kulübü“ tanımlamasının isim annesi, yine 27’sinde kafasına silah dayayıp intihar eden, ünlü rock grubu Nirvana’nın lideri Kurt Cobain’in annesi. Kurt Cobain’in ölüm haberi geldiğinde Anne Cobain, “O da gidip o aptal kulübe katıldı“ demişti. Bunu söylerken hepsi aynı yaşta ölen müziğin ikonik yıldızlarından bahsediyordu: Brian Jones, (Rolling Stones gitaristi), Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison... Evet, hepsi 27’sinde ölmüştü. Kurt Cobain ve son olarak da Amy Winehouse’un katılmasıyla 27’ler Kulübü efsanesi daha da büyüdü. Yıllardır “Neden 27” diye soran ve 27 yaş bir lanet mi yoksa sadece bir tesadüf mü sorusuna cevap arayan bir çok kişi astroloji, biyoloji, sayı bilmi ve komplo teorileriyle bir açıklama bulmaya çalıştı. Son olarak, kaleme aldığı biyografilerle tanınan İngiliz gazeteci ve yazar Howard Sounes de 2013’te yayınlanan ve bu ay Pegasus tarafından Türkçe yayınlanan kitabı “27”de bu gizemi aydınlatmak için kolları sıvıyor.

Fail: Rock’n roll yaşam tarzı

27’ler Kulübü hakkında şu ana kadar yazılmış en kapsamlı kitapla karşımıza dikilen Howard Sounes öncelikle 27’ler Kulübünün bu altı ikonik isimle sınırlı olmadığını gözle önüne seriyor. Müzik endüstrisinde 20. yüzyıldan itibaren kayda değer bir kariyer yapmış 3 bin ismi araştıran Sounes, bu altı büyük yıldızın yanında 27’sinde ölen 44 başka ismi daha 27’likler listesine ekliyor. Ama bütün o mistik, gizemli, komplo dolu söylemleri elinin tersiyle bir kenara iterek, istatistiki bilgiler ve bilimsel araştırmalara yani pozitif bilimlere sırtını dayayarak 27’nin aslında sadece bir tesadüf olduğunu, 27 rakamının müzik dünyasında yaşanan genç ölümlerin bir sembolü olduğunu belirtiyor. Ve esas soruya odaklanıp “neden bu kadar çok sayıda yetenekli kişinin bu kadar genç öldüğünü açıklayacak ortak özellikler bulmak için” de 27’ler Klübü‘nün bu altı ünlü ismin hayatını ve ölümlerini mercek altına alıyor.

“Aynı yaşta ölmenin dışında ‘büyük altılı‘nın hepsi zeki ve yetenekli insanlardı“ diyor kitabında Saunes; “Aynı zamanda pek çoğu psikolojik olarak sorunluydu ve büyük kısmı akıl hastalıkları derecesinde kişilik bozuklukları yaşamaktaydı. Bu çeşit sorunların kaynağı ve ilk belirtileri genellikle çocuklukta görülür. Bahsettiğimiz isimler kendilerinden emin görünseler bile, çoğu düşük özgüvene sahipti. Giriştikleri işin başlangıcı barlardı ve bu mekanlar alkol ve uyuşturucunun kültürün bir parçası olduğu yerlerdi. Hepsi genç yaşta alkol ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar edinmişlerdi. Hepsi yirmili yaşlarının başında başdöndüren bir hızla şöhrete kavuşmuşlar, başarıyı kutlamak, sahne korkusunu yenmek, sıkıntıdan kurtulmak ve kendinden şüpheye düşmemek için uyuşturucu kullanmışlardı. Kendileriyle benzer zayıflıklara sahip sevgililer edinmişlerdi. Uçarı ve genç asileri fetiş haline getiren bir endüstride çevreleri profesyonel sömürücülerle sarılmıştı. Geçmiş başarılarından sıkılan ama geleceklerinden de emin olmayan bu kırılgan insanlar, kendilerini kontrol edemeyecek hale gelene kadar kafa cilalama alışkanlığı edinmişlerdi. Altısında da hayatlarının sonuna doğru artık bitkin oldukları görülmektedir... Bu yıldızların hepsinin 27 yaşında ölmesi bir rastlantıdır. Hızlandırılmış hayatlar yaşayıp bu kadar gençken pillerini tüketmişlerdir.”
Bu özet açıklamanın da ortaya koyduğu üzere Sounes bu müzisyenlerin erken yaşta ölmesinin biletini sorunlu çocukluk yıllarına ve birden bire kazanılan büyük şöhretin getirdiği aşırılıklarla dolu rock’n roll hayat tarzına kesiyor. Ne yazık ki bu yaklaşımıyla da bir klişeye teslim olmaktan öteye gidemiyor. Haliyle “büyük altılı“ arasında paralellik kurma çabası da biraz zorlama oluyor. Sonuçta kitap adını aldığı 27’nin gizemini açıklamak konusunda pek de olağanüstü bir cevap ortaya koyamıyor.

Ancak 27 efsanesini ve bu altı isim arasında paralellikler kurma çabasını bir kenara bırakırsak, daha önce Bob Dylan, Paul McCartney gibi ünlü müzisyenlerin de biyografilerini yazmış olan Howard Sounes bize hepsi de 27’sinde ölmüş olan bu altı müzik ikonunun büyük başarılar ve yıkımlar, yokluklar ve aşırılıklar arasında gidip gelen yaşamları ve bu iniş çıkışlarla beslenen müzik endüstrisi hakkında mühim bir kitap sunuyor. Sounes, son kayıp olan, haliyle hakkında daha az biyografik çalışma bulunan Amy Winehouse’un hikayesini özellikle diğerlerinden daha geniş tutarak da dikkat çeken bir iş yapıyor. Zira detaylı araştırmaları sonucunda Amy Winehouse’un iç dünyası, günlük hayatı, neşeli karakteri, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, sonraları onu esir alan kendine zarar verme dürtüsü, dağınık yaşamı, duygusal ilişkilerine dair bilgi ve anekdotlarla sağlam bir profil ortaya koyarak, Winehouse hayranları için sıkı ve farklı bir biyoğrafiye imza atıyor.

Aynı şekilde Rolling Stones gitaristi Brian Jones, Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison ve Kurt Cobain’e dair de ilginç ve ayağı yere basan daha özet bilgiler sunarak okuyucuyu yakalamıyı başarıyor.

Hepsi 27’sinde ölmüş, zorlu çocukluklardan gelip sonra birden bire parlayarak şöhret sahibi olan, en sonunda aşırılıklarla dolu bir hayat içinde kendini kaybeden altı ünlü müzisyenin, trajik bir şekilde sonlanan inişli çıkışlı kısa yaşamlarını konu alan bir kısa biyografiler toplaması olarak bakıldığında “27” merakla okunan sağlam bir iş çıkarıyor. Ancak “neden 27” sorusu hâlâ gizemini koruyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam