VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
21 Temmuz 2010 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > “60 Yıl Sonra” böyle mi olacaktı Holden Caulfield?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“60 Yıl Sonra” böyle mi olacaktı Holden Caulfield?

Dünyada olay yaratan ""Çavdar Tarlasında Çocuklar""ın devamı Türkiye´de!

Arif Nihat Dursun

Yıllar önce okuduğum “Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın yazarı Salinger’ı Larry King’le yapılan bir söyleşide hatırlamıştım. King’in “En beğendiğiniz yazar kim?” sorusuna hiç duraksamadan “Salinger” demişti ve eklemişti “Keşke daha çok kitap yayınlasa...” Ondan sonra başucu kitaplığımda duran ve kırmızı kapağı, baskısı ve kağıdıyla hiç iddialı gözükmeyen “The Catcher in the Rye”i (Çavdar Tarlasında Çocuklar) bir kez daha okumaya karar vermiş ve bir kez daha büyülenmiştim. Ardından hızım kesilmedi “Nine Story”i okudum. Her bir hikâyesi bir roman veya film gibiydi....

Birkaç ay geçmeden tüm haber kanallarında alt yazı geçiyordu. Salinger ölmüştü. Kasasında yayınlanmamış pek çok öykü ve roman olduğundan bahsediliyordu. Hâlâ diğer okurları gibi ben de merakla bekliyorum. Ama “Her gün yazıyorum, yazmaktan zevk alıyorum ama kendim için bütün bunlar” diyen Salinger’a bir okur olarak kızsam da sonuçta saygı duymaktan öte yapabileceğimiz bir şey yok.

DEVAMLILIK NASIL BİR ŞEYMİŞ?
“60 Yıl Sonra”nın “Çavdar Tarlasında Çocuklar”ın devam romanı olduğunu okuyunca diğer okurları gibi ben de meraklandım. Salinger’ın romana izin vermediğini, dava ettiğini duymam da sürpriz olmadı. Ölümünden hemen sonra “New York” dergisinde Washington DC’den bir yayıncının hikâye kitaplarınndan birini yayınlamak için neler çektiğini anlattığı yazıyı okumuştum. “60 Yıl Sonra”yı Amerika’da okuma imkanım olmadı. Türkçe yayınlanınca okudum. Kitabı okumadan önce önyargıdan uzak durmak için hiçbir şey okumadım.
Öncelikle şunu belirtmeliyim, romanda Salinger’ın bol argolu hatta küfürlü dili yok. Bu “devamlılık” adına ciddi bir eksik... Romanın konusuna gelince... Olayla yine New York’ta ağırlıklı olarak Manhattan adasında geçiyor. Holden Caulfield artık yaşlanmış. “Çavdar Tarlasında Çocuklar”daki uzaklara kaçış isteği artık yerini intihara bırakmış. Herkesin bildiği gibi John Lennon’u öldüren katil, kendisini ifade ederken “Bir Holden Caulfield olduğunu” söylemişti. Bu ifade bile bu kült karakterin bir zamanların Amerika’sında nasıl bir etki bıraktığını anlatmaya yetiyor. Ama devam romanındaki 76 yaşındaki Holden’in, katillerin olmasa da yaşıtlarının zihninde bile uçarı bir cazibe hissettireceğini beklemek boşa olur. Zira adamımız sidikli, bulduğu her fırsatta bir yere işeyen biri... Sonra cep telefonu, kredi kartı, bilgisayar, internet de kullanmıyor. Oysa Holden Caulfield’i okuyarak büyüyen akranları diğer New Yorkerlar tüm bu nimetleri kullanmakta. Ayrıca genç Holden’in kız kardeşi Phobe ile karşılaştıklarında romana da ismini veren diyalogun geçtiği paragraf vardır. Holden der ki “Çavdar tarlasının kıyısındaki uçurumun kenarında beklemek ve oyun oynayan çocukların aşağı düşmelerini engellemek isterim.” Bu cümle tüm romanı özetler ve gönüllerde taht kurar. Devamlılık romanında ise ne yazık ki böyle bir cümle de yok. İsveçli genç yazarı araştırdım ancak hakkında sağlıklı bir bilgi edinmek çok zor. Genç bir adam. Tüm röportajlarını da elektronik ortamda veriyor. Birkaç farklı röportajda verdiği cevaplar da aynı. Katılmadığım pek çok görüşü var. En önemlisi de kitabı için “süper orijinal” demesi. A’dan Z’ye “devamlılık” kokan bir kitap için “süper orijinal” denmesi... Üstelik yazar takma isim kullanmış: J.D. California. Tıpkı J.D. Salinger gibi. “Neden bu ismi kullandınız?” sorusuna yanıtı da “Yayıncılık yapıyorum, kendi ismimi kullanamazdım” oluyor. Devam romanı yazmak zordur. Üstelik milyonların üzerinde okur bulmuş ve her birinin kalbinde yer edinmiş bir romanın devamını yazmak çok daha zordur. Öyle ki bırakın başka birini, yazarın kendisi bile yıllar sonra yarattığı karakteri tekrar ele almaktan çekinir. Bu konuda başarılı devam romanı hatırlamak da güç çünkü genelde başarısız olunur. “Rüzgar gibi Geçti”nin devam romanını hatırlayan var mı? Özetle; “60 Yıl Sonra” ne yazık ki öykünülen kurgunun vesayeti altında yeni bir şey söylemiyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam