VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
07 Kasım 2014 Cuma | Anasayfa > Haberler > 64’ünden sonra bestseller
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

64’ünden sonra bestseller

64 yaşında “Sıdıka” romanı ile edebiyat dünyasına adım atan ve bir sonraki yıl bunu “Asıl Adı Atiye” ile devam ettiren ve yazdığı her kitapla çok satanlar listelerine yerleşen Naşide Gökbudak, yeni romanı “Gölge Kadınlar”da dört kadının hikayesini bir apartmanda buluşturuyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN


Naşide Gökbudak için Türkiye’nin Debbie Macomber’ı dersek, yanlış olmaz. Çünkü o da, sıradan bir ev kadınıyken birden eline kalemi-kağıdı alıp yazmaya başlayan, kitaplarında kadınların hikayelerini, sorunlarını, hayatla mücadelelerini konu alan biri, ve o da ABD’li muadili gibi her kitabıyla çok satanlar listelerinin en üst sıralarına yerleşiyor ve uzun süre inmiyor.

Ancak onun Debbie Macomber’dan bir farkı daha var, o da Naşide Gökbudak’ın yazarlığa 64 yaşında başlaması. Yani, pek çok kişinin hele kadının hayattan elini eteğini çekip, torun büyüterek, kalan ömrünü, evinde dört duvar arasında geçirdiği bir dönemde ve bu yaşamın dayatıldığı Türkiye’de. Bu nedenle sözlerime öncelikle umarım, Naşide Gökbudak, tüm kadınlara rol model olur ve her yaşta ve koşulda yeni bir hayata başlanabileceğini anlatır.

Anneannesinin hikayesini anlattığı ilk kitabı “Sıdıka”dan sonra “Asıl Adı Atiye”de de teyzesinin hikayesini anlatmıştı Gökbudak. Aslına bakarsanız, bu her iki kitap da iki kadın üzerinden bir dönemi ele alıyordu. “Sıdıka”da Osmanlı dönemini, “Asıl Adı Atiye”de Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet kadının hikayesini.

Gökbudak’ın bir anda büyük ilgi gören ve özellikle kadın okurlar tarafından keşfedilen bu romanlarını “Feraye”, “Hümeyra”, “Küpe Çiçeği”, “Mihrimah” ve “Aykırı Aşıklar” izledi. Sıcak, samimi, duygusal dili, akıcı anlatımı ile tanınan Gökbudak’ın yeni romanının adı “Gölge kadınlar.” Gökbudak diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da kadınların dünyasına, onların sorunlarına, bu sorunlara çareye arayışlarına eğiliyor. Tüm bunları da bize dört kadın kahramanın hikayesi ile anlatıyor.

İlk kahramanımız Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş Zehra. Diğeri İtalya’daki hayatını bırakmak zorunda kalan Jülide. Mensubu olduğu din yüzünden sayısız sıkıntı ve dışlanma ile karşılaşan Adelye ve takıntısı uğruna kocasını kaybetmek üzere olan Fatma.

Peki bu dört ayrı kadın, dört dünya nasıl oluyor da bir araya geliyor? Aslında bunun yanıtı çok basit. İstanbul’da, Üsküdar’daki lüks bir apartmanda. Elbette, yan komşumuzun kim olduğunu bile bilmediğimiz günümüz site hayatlarında yaşayanlar için bunu tahmin etmek hiç de kolay değil. Bu dört kadının hikayesi ise şöyle. Zehra, Elazığ’da bir konakta yaşayan beslemedir. Konağın sahibinin oğlu Mesut Ağa’yla olan yakınlığı ne yazık ki başına türlü türlü işler açar.

Konaktakiler akıllarınca Mesut’u ondan “kurtarabilmek” için, Zehra’yı zorla evlendirmek ister, ancak Mesut’un ondan vazgeçmeye niyeti yoktur ve Zehra’yı İstanbul’a kaçırır. Jülide’nin hayatı ise normal şartlar altında asla Zehra ile kesişecek türden değildir. İtalya’da moda tasarımı okumaktadır. Burada Türk Elçilisi yapan babasının gururudur. Ancak bir gün, bir balo dönüşü babasının arabasına yerleştirilen bir bombanın patlamasına kadar. Artık Zehra’nın tüm hayatı alt-üst olmuştur, babasını kaybetmiş kendisi de okuldan tanıdığı ve daha sonra aşık olacağı bir Türk genci sayesinde kurtulmuştur.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163