VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2015 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > 6 bin drahmilik kürtaj parası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

6 bin drahmilik kürtaj parası

Fikret Adil’in “İntermezzo”su buram buram, 1930’ların Beyoğlu sokakları, kayıtsız yaşamı kokuyor. Yahudi bir kız ile Yunan bir tiyatrocunun kavuşmak için çareyi Atina’ya kaçmakta bulması etrafında şekillenen aşk hikayesine Baudelaire şiirleri eşlik ediyor.

TEKİN BUDAKOĞLU



Fikret Adil, bugün belki de pek çoğumuzun ismini bile duymadığı bir sanat adamı. Bu yazıda genel olarak onun, İntermezzo anı-romanını anlatacağım fakat o yalnızca bir roman-kurgu yazarı değil; Hüsamettin Bozok’un da söylediği gibi edebiyat, tiyatro, resim, sinema gibi bütün sanat dallarıyla ilgili fikri olan ve gazeteci kimliğinin de etkisiyle bütün bu sanat çevresini yakından takip eden bir isim.

Adil’in, Türk yazınına kattığı pek çok değerin arasında Halide Edip’le birlikte kurduğu ve uzun yıllar tek başına sorumluluğunu üstlendiği Türk P.E.N Kulübü ve Sanat Dostları ve Cemiyeti kuruculuğu yanında, dönemin bütün sanat çevresini birleştirici, toplayıcı rol üstlenmesi de sayılmalı. Yazdığı önsözde, “Burada sayılması güç ve benim bilmediğimdaha bir sürü ilişkiler,” diyor Hüsamettin Bozok,”Türk yazarını, ressamını, aktörünü,müzikçisini, sinemacısını O’nun çevresinde toplamıştı. Herkesve hepimiz, O’nun bazen koruyucu bir ağabey gibi, bazen yüreklendiricibir kardeş gibi sevgisini gördük, unutmamalıyız.”

20. yüzyılın ikinci çeyreğinde, İstanbul’daki sanat camiasının kalbi, denebilir ki Fikret Adil’in evinde atar. Her akşam yemekte mutlaka bulunan misafirlerle Adil, uzun uzun sanattan konuşur. Bir günün konusu yeni başlayan bir resim sergisi, diğer gününki ise yeni roman, film ya da müziktir. Gün gelir, sanat camiasının olumlu anlamdaki bu yönlendiricisinin arkadaş çevresi, memleket sınırlarını aşar. Stephen Spender, André Malraux, Marinetti, Michaux, Tennesse Williams, Yves Gandon, Jean Cocteau, Jean Marais, Serge Lifar gibi Batı sanatındaki önemli isimlerin tamamı, yolu İstanbul’a düştüğünde mutlaka Fikret Adil’i arar ve onun misafiri olur.

Fikret Adil, gerek titiz bir sanatçı gerekse de aktif gazeteci olarak her zaman içinde olduğu bu çevrenin yaşantısını “Asmalımescit 74”, “Avare Gençlik” ve “İntermezzo” gibi anı-romanlarında bütün ilginç hikâyeleri ve ayrıntılarıyla ortaya koyar.

GÜZİDE BİR MEYHANE

İntermezzo, bir zamanlar sanat çevresinin daimi durağı olan, Asmalımescit’te bir meyhanenin adı. Romanda İntermezzo ismi hiç geçmediğine göre Fikret Adil, anlattığı bohem hayatın imgesi olarak bu ismi kullanmayı uygun görmüş olmalı.

Roman, Yunanistan’ın ünlü şairlerinden Theonu Draskopula’nın oğlu Yorgo Pappas’ın hayatından kesitler anlatırken, aslında bir dönemin İstanbul sanatını; Beyoğlu’nun o kalender yaşamını anlatıyor.

1932 yılının son ayları. Henri Bernstein’in Melopiye”sini aynı tarzda anlayışları ve Pappas’ın Charles Boyer’e benzemesi, anlatıcımız ve Pappas arasında dostluğun gelişmesini sağlar. Anlatıcımız (isim vermese de Fikret Adil) ortak dostları Arif Dino aracılığıyla Pappas’ın geçmişini anlatır: Montpellier’de sevdiği bir zengin çiftçi kızla aşk yaşayan Pappas, kızın babasının kendisine de çiftçi hayatı kurguladığını fark edince hamile olan sevgilisini terk ederek Yunanistan’a döner ve tanınmış ailesinin nüfuzu sayesinde çarçabuk konsoloslukta tercüman olarak göreve başlar.

Yakışıklı, şeytan tüyü olan adamlardan Pappas. Öyle ki çevresindeki hemen her kadını ilk anda etkilemeyi, büyülemeyi başarıyor. Bu kadınların arasında, çalıştığı elçilikteki konsolosun eşi Madam D. de var. Aralarındaki yakınlık, kısa sürede bir yasak aşka dönüşür. Oysa Pappas’ın aklında, yeni tanıştığı genç ve güzel bir kadın vardır. Genç kadın Pappas ve Madam D.’nin ilişkisini öğrenince, Pappas konsolosluktaki işinden istifa eder. Bu terk edilmişlik sonrası adeta sinir krizi geçiren Madam D. kocasına olan biten her şeyi anlatır: Pappas onun sevgilisidir ve karnındaki çocuğun babası da o’dur. Konsolosun, bütün bunlar karşısındaki tepkisiyse hayli ilginç. Ne öfkelenen ne de hayrete düşen adam, çevredekiler duyarsa siyasi kimliği zedeleneceğini söyleyerek karısına yalnızca sessiz olmasını söyler.

ATİNA’NIN BOHEM HAYATI

Konsolosun, bu rezalette Pappas’a ödeteceği bir kefaret vardır: kürtaj parası. 6000 drahmi, ailesiyle ilişkileri zayıflayan Pappas için büyük bir paradır. Çareyi bulur, evindeki eşyaları satarak konsolosa kürtaj için gerekli olan parayı öder. Bu yıpratıcı süreç, Pappas için dönüm noktası olur. Kendini, Atina’nın bohem hayatına kaptırır. Bundan sonra Pappas’ın her günkü durağı artık, Arif Dino ve Kont dö Roma’yla buluşacağı bakkal’dır. Bakkal diye nitelendiğine bakmayın, bir bar-kafedir bu. Artık Pappas’ın günlerinin büyük bölümü, iki dostuyla sohbet ettiği bu barda geçecektir. Pappas, yine annesinin aracılığıyla Serbest Tiyatro’daki yeni bir adapte piyeste başrolü alır. Le Cid’deki ilk deneyimini, tıpkı Rodrigue gibi üstadane bir şekilde başarır. Pappas’ın adı, artık sanat çevresinde sıkça duyulur olmuştur. Bu şöhretin de etkisi sayesinde İzmir’de genç ve güzel bir kızla aşk yaşayan Pappas, turne gereği İstanbul’a gelince, üzerindeki yoğun ilgi nedeniyle kızı çabucak unutur.

Pappas, bir süre Matmazel Periponiçka ismindeki bir kadınla vakit geçirir. Periponiçka ona çok düşkün olmasına rağmen Pappas, kısa süre sonra Tina’yla tanışınca, Periponiçka’dan da vazgeçer. Tina, onun arayıp da bulamadığı gerçek aşk gibidir.

Tina, Charles Boyer’e benzeyen Pappas’ı bir çeşit hayranlıkla, çok sever. Fakat aralarında çok büyük bir engel vardır. Tina bir Yahudi kızıdır ve ailesi, Hıristiyan bir aktörle olan ilişkisine hiç sıcak bakmaz. Üstelik Pappas’ın ismi çoktan, genç kızların kalbini çalan bir Don Juan olarak her köşe başında anılmaya çoktan başlamıştır.

Pappas, turneden sonra Atina’ya dönme planları yaparken, Tina’nın sevgisinin ne kadar ciddi ve gözükara olduğu ortaya çıkar. Tina, Pappas’ın kendisini kaçırmasını ister. Tiyatro grubundan birinin pasaportunda değişiklikler yapılarak Tina’nın Pappas ile Atina’ya gitmesi sağlanır. Oysa, asıl olaylar bundan sonra gelişecektir. Babası Golder’ın, yalnız kendisinin bildiği bir sebepten dolayı mutlaka kızının geri dönmesine ihtiyacı vardır ve bu nedenle de bütün Atina’da fellik fellik onları arayacaktır.

Tina için binbir sıkıntıya katlanan Pappas ve arkadaşlarının giriştikleri operasyondaki tavırlarıysa eminim ki her okurun dudaklarında bir gülümsemeye yol açacaktır. “İntermezzo” buram buram, 1930’ların Beyoğlu sokakları, kayıtsız yaşamı kokuyor. Pappas’ın yaşadıkları, aslında kendi içinde yaşayan bütün bir kozmopolit güruhun aşklarını, dedikodularını, yaşantısını özetliyor.

Zararsız ve mutlu bir çevre, Fikret Adil’in olayları yaşayarak hikâyeleştirme tarzı sayesinde bütün renkliliğini ve samimiyetini koruyor.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam