VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Haziran 2018 Cuma | Anasayfa > Haberler > 88 yaşında bir fenomen Tenten
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

88 yaşında bir fenomen Tenten

Tenten ve sevimli köpeği Milu… 20’nci yüzyıl Avrupa çizgi roman karakterlerinin en ünlüleri onlar. Hemen her yaştan okur kitlesine seslenen Tenten, bütün dünyada bilinen ve hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından zevkle okunan bir macera dizisi. Bugün bile popülerliğinden hiçbir şey kaybetmeyen çizgi roman heyecan, mizah ve ince ayrıntılarla dolu sayfalarıyla okurlarına dünyayı dolaştırıyor. Gelin Tenten dünyasına bir göz atalım.


Çizer George Remi, diğer ismiyle Hergé’nin Le Vingtième Siècle gazetesinin çocuk bölümü olan Le Petit Vingtieme için canlı ve çocuksu bir hayal gücü ve merakla yazmaya başladığı Tenten’in Maceraları ilk olarak 1929 yılında yayımlandı. Gazetenin sayfalarında Tenten adında genç bir muhabir, bolşevizmin kötülüklerini ortaya çıkarmak üzere Moskova’ya gidiyordu. Bu ilk maceradan sonra Hergé ölüm yılı olan 1983’e kadar Tenten serisi üzerinde çalıştı ve 24 macera yazdı. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yayıncı Casterman kitapların yayınlanma işini üstlendi ve sonraki yıllarda Tenten kitapları bütün dünyada 200 milyondan fazla sattı. Arapça, Çince, Japonca, Korece ve İzlandaca dahil 50’den fazla dile çevrildi.

Bu sene 88 yaşına giren Tenten karakteri, Hergé’nin daha önceki karakteri olan izci Totor esas alınarak yaratıldı. Belçikalı bir gazeteci olan Tenten, köpeği Milu ile birlikte çıktığı her tehlikeli serüvende kahramanca işlere imza atar. Dünyanın her yerine, hatta Ay’a bile gider. Düştüğü tehlikeli durumlardan zekâsı ve şansıyla kurtulur. Serinin farklı kitaplarında Tenten’e alaycı ve kaba kişiliğiyle Kaptan Haddok, icatlarıyla Profesör Turnösol ve sakar dedektifler Dupond ve Dupont eşlik eder. Bütün karakterler Tenten’in hikâyesinde bir başka unsura hizmet eder.




Serinin ilk kitabı olan “Tenten Sovyetler”de, basıldığı dönemde çokça eleştirildi, çünkü yaratıcısı Hergé’nin siyasi yönünü de ortaya koyuyordu. Sovyetler Birliği’ne karşı olan güvensizliğini ve ırkçı, sağ görüşünü gösteren Hergé sonrasında bu kitaptan “gençliğinin bir hatası” olarak söz etmiş ve asla renklendirmemiştir. İkinci kitap olan “Tenten Kongo’da” da aynı sebeplerden ötürü eleştirilmiştir. Fakat Hergé gereğince araştırma yapmadan ve önyargılarla dolu bir şekilde ortaya çıkan bu kitaplardan sonra, gerek hikâyelerde gerek çizimlerde daha gerçekçi bir yaklaşımı benimsedi. Sonraki kitaplarda Tenten’in ziyaret ettiği yerler hakkında kapsamlı araştırmalar yaptı. Yine eleştirilere maruz kalmamak için hayali ülke ve yer adları kullandı, fakat çizimleri birçok gerçek ülkeyle benzerlikler taşıyordu. Örneğin “Tenten Amerika’da” Hergé’nin Amerika hakkındaki gözlemlerini gerçekten başarılı şekilde resmeder.

Arabistan’dan Hindistan’a kadar geniş bir coğrafyaya yayılan, serinin dördüncü kitabı “Firavun’un Puroları” oryantalist yaklaşımın en çok görüldüğü bölümdür ve beceriksiz ikiz dedektifler Dupont ve Dupond ilk kez bu macerada ortaya çıkar. Bu maceranın devamı olan “Mavi Lotus’ta” ise Tenten Uzakdoğu yolculuğuna devam eder ve o zaman devam etmekte olan Çin-Japon Savaşı (1937-1945) sırasında Çin’de geçer. 1937’de piyasaya sürülen “Kırık Kulak”ta Tenten, 1930’lu yıllarda Güney Amerika’da diktatörlükle yönetilen hayali bir ülke olan San Theodoros’a gider. Hergé burada 1932-1935 yılları arasında Paraguay ve Bolivya arasındaki petrol savaşlarına gönderme yapar.

İkinci Dünya Savaşı başladığında Hergé’nin eserlerinin basıldığı gazete Naziler tarafından ele geçirildi. Hergé tartışma yaratmamak için eserlerinde güncel ve siyasi olaylardan uzak durmak zorunda kaldı. Bu dönemde “Altın Kıskaçlı Yengeç”, “Esrarengiz Yıldız”, “7 Kristal Küre” gibi siyasi açıdan tartışmaya çok açık olmayan maceralar yazdı. Olaylar yerine karakterlere ağırlık vermek zorunda kaldığından Kaptan Haddok ve Profesör Turnösol, Tenten maceralarına bu dönemde katıldı.



Savaş sonrasında yeniden hayata dönmüş gibi görünen Hergé, politik konulardan uzaklaşıp biçimsel olarak ilerlemeye karar verdi. 1960’da yayınlanan Tenten Tibet’te serinin en minimalist ve sakin maceralarındandır. Çizgilerini de giderek daha estetik hale getiren Herg, “Kastafiore’nin Mücevherleri”nde bunu şaşırtıcı bir olay örgüsüyle birleştirir. Hergé’nin tamamlayamadığı son kitap olan “Tenten ve Alf Art” sayılmazsa, Tenten’in son serüveni olan “Tenten ve Pikarolar” ise seriye çarpıcı bir nokta koyar. Tenten artık macera aramaz, kendisini etrafta olanların ortasında bulur.


Hiciv ve öngörü yüklü
Hergé okuyucu kitlesini “yediden yetmiş yediye bütün genç insanlar” olarak belirlediği Tenten’in maceralarında heyecan ve mizahın yanı sıra kelime oyunları, politik ve kültürel hiciv ve öngörü de eksik olmaz. Serinin nesiller boyunca dünyanın neredeyse her ülkesinde okunmaya devam etmesindeki en önemli faktörlerden biri de budur. Gerçek ya da kurgusal bir yerde, mükemmel detaylarla anlatılan hikâye Hergé’nin kusursuz çizgileriyle birleşerek bir çizgi romandan fazlasını verir. Gerçeklik temeli onu her çağın, her milletin ve her tarzın ötesine taşır.


Yazarı Hergé, her kesimden övgüler aldıHergé, “Sanatta, yirminci yüzyılın eziyet çeken tarihinin güçlü bir kaydını yarattığı” için övgüler almıştır. Fransız devlet adamı ve önemli bir asker olan Charles de Gaulle bir keresinde, “Tek uluslararası rakibim Tenten’dir. İkimiz de büyük insanlardan korkmayan ufak insanlarız,” demiştir. Fransız filozof Michel Serres Tenten serisinin bir başyapıt olduğunu ve “önem ve büyüklük açısından hiçbir Fransız romancının yanına bile yaklaşamayacağını” söylemiştir. Kendisi de Ligne Claire tekniğini kullanan Andy Warhol ise hayranlığını, “Hergé beni en az Walt Disney kadar etkilemiştir. Bence o bir çizgi roman çizerinden fazlasıydı,” diye belirtmiştir.


Seviliyor çünkü...
* Maceraları komedi ve dramayı aynı potada eritir.
* Bilmecelerle dolu ve eğiticidir. *
* Saf ve sevimlidir. n Hatalarından ders çıkarır. * Hayat kurtarır.
* En önemlisi de ona sonuna kadar güvenebiliriz.



*Tenten”in maceraları, Alfa Yayınları tarafından toplamda 24 kitap olarak yayımlanacak.





















Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam