VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Ağustos 2010 Cuma | Anasayfa > Haberler > 90’lık Maria’nın İstanbul cinayetleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

90’lık Maria’nın İstanbul cinayetleri

Büyükada doğumlu, Yunan yazar Petros Markaris’in kahramanı Atinalı Komiser Kostas Haritos bu kez İstanbul’da seri cinayetleri çözmeye çalışıyor.

Fügen Ünal Şen

Bazı kitaplar beni çok şaşırtıyor. Tanımlamakta zorlanıyorum. Örneğin Petros Markaris’in “Eskiden, Çok Eskiden” kitabı... Bir cinayet romanı diye okumaya başladığım kitap an geldi kültürler arası çatışmaların en yalın hâliyle yüzümüze vurulduğu sosyolojik bir çalışmaya dönüştü, an geldi İstanbul’un gözden uzak kimi köşelerinde turladığım bir gezi kitabına...
Satırlarda ilerledikçe kendimi bir oyun oynarken buldum: Kitap kahramanlarımız bir cinayetin izini sürüyorlarken bir de baktım ki ben çoktan o yukarıda sözünü ettiğim sosyolojik analizlerin peşine düşmüş, bir olayın farklı kültürlerdeki yansımalarını anlamaya dalmışım.

O nedenle sevgili okur, Petros Markaris’in “Eskiden, çok eskiden” kitabının sadece “Bir cinayet romanı” olarak tanımlanmasına içten içe itiraz ediyorum. Zira kitapta gösterişten uzak, son derece sade cümlelerle harmanlanan toplumsal eleştirinin gözden kaçmasına gönlüm razı değil, baştan belirteyim.

KAHRAMANIM HATIRALAR
Kitaba birkaç satır sonra döneceğim ama gelin önce Petros Markaris’in Büyükada doğumlu (1937) bir yazar olduğunu, “İstanbulluluk, çeşitlilikten ileri gelir” sözünü hatırlayalım. Ve hatta kitabı yazarın bu sözünü hiç unutmadan okuyalım. Belki o zaman taa Yunanistan’dan kalkıp İstanbul’a gelen, 90’larında bir kadının işlediği cinayetlerin anlatıldığı kitaba serpiştirilmiş tarihî olayları, bu topraklardan kopup gidenlerin satır aralarında gizli özlemlerini, ortak duygu ve davranışlarımızı daha farklı değerlendirebiliriz.
“Eskiden, Çok Eskiden” kitabının kahramanı kim? Kitabın kahramanını belirlemekte tereddüt yaşadım doğrusu. Kahramanımız katil Maria mı? Bence hayır... Ya Komiser Kostas Haritos ki çoktandır polisiye edebiyatta kült bir isimdir o- yok, bu kez o da değil kanımca... Türk komiser Murat; sayılmaz... Kurbanlar? Her biri önemli evet ama hiçiri kahraman değil. Bence bu kitabın kahramanı hatıralar...

Büyükada doğumlu yazar ve senarist Petros Markaris’in bu topraklarda beslenen ruhunu,
her daim canlı tutan hatıralar...

“Eskiden, Çok Eskiden”i yazarın diğer kitaplarından ayıran bu... Kitabın neredeyse her sayfasına, “gidenlerin”, bu toprakları bırakmak zorunda kalan Rumlar’ın özlem dolu anıları ve geçmişleri serpiştirilmiş. İşte bu nedenle, biri Türk, biri Yunanlı iki komiserin peşine takılıp İstanbul’un kimi semtlerini; Fener’i, Balat’ı, Nişantaşı’nı, Kurtuluş’u, Büyükada’yı, Bakırköy’ü tanıdık ayaklarla adımlayıp, farklı gözlerle görüyoruz. Dürüme “suvlaki” diyenlerin, rakıyı “uzo” diye adlandıranların, Taksim Meydanı’nı görünce “Aaa aynı Atina’daki Sintagne Meydanı” diye iç geçirenlerin yanındayız bu kez...

90’LIK KATİLİN İSTANBUL’U
Bu topraklarda yakın tarihte yaşanan kimi olaylar var ki, utancını kim bilir kaç nesil çekecek... Örneğin Markaris’in de kitabında defalarca hatırlattığı 6-7 Eylül olayları... Bu satırlarda 1955 yılının Eylül’ünde yaşanan ve çoğunlukla Rum azınlığa yönelik tahrip ve yağma olaylarının neden ve sonuçlarını anlatacak değilim ama “Eskiden, Çok Eskiden” meraklısına o günleri yaşayanları yani “öteki”nin duygularını, korku ve kırgınlıklarını hatırlatıyor.

Ya da Varlık Vergisi ve bunun yine “ötekiler” üzerindeki sonuçlarını. Artık, tam da burada yaşı 90’larda olan katilimiz Maria Hambana’dan söz etmeliyiz, evet. Uzun yıllar Türkiye’de yaşayan, sonra yaşamını Yunanistan’da sürdürmek zorunda kalan yaşlı ve hasta ve katil Maria’dan... Komiser Haritos’un huzur bulmak için geldiği İstanbul tatilini kâbusa çeviren Rum kadından...
İşte şimdi sıra kitapta. Kitabın son derece basit bir kurgusu var, okuru yormuyor: İstanbul’da peş peşe işlenen cinayetlerin bir ucu Yunanistan’a dayanır. Tam da o günlerde Komiser Kostas Haritos turist olarak İstanbul’a gelmiştir ve mecburen Türk polisiyle işbirliği yapmak zorunda kalır. Cinayetleri Maria işlemektedir. İntikam için. Ve hep bir adım öndedir. Komiser Haritos, Türk Emniyetinden Murat’la birlikte kadının peşine düşüp yeni cinayetler işlemeden onu bulmak için çalışır.

Yunanistan’da Drama’da başlayan cinayetler silsilesi İstanbul’da devam eder. Maria o yaşlı ve hasta vücuduna rağmen komiserleri hayli zorlar ve hikâyesi Karadeniz’de son bulur. Petros Markaris’in önceki kitabı “Che İntihar Etti”de yarattığı kahraman sıradan, inanılır bir kişilikti, hatırlayın. Okur bu kez, bu kadar yaşlı ve hasta, kamburu çıkmış bir kadının böylesi bir soğukkanlılıkla ve bedensel güç harcayarak bu cinayetleri nasıl işlediğine takılabilir elbette ve haklı da sayılabilir. Belli ki Maria’yı intikam duygusu ayakta tutmaktadır. Açık kalan hesabını kapatmaya karar vermiş, İstanbul sokaklarında dolaşıp geçmişten kalan Rum akrabalarının peşine düşüşü intikam almak içindir.

Sürpriz ilişkiler, saptamalar, tarihi hatırlatmalar elbette Markaris’in kaleminden okura son derece yalın bir biçimde aktarılıyor. Ama ben bir kez daha yazımın başına dönüp okura şu öneride bulunmak istiyorum:

Evet, “Eskiden, Çok Eskiden” bir cinayet romanı olarak sunulmaktadır. Komiserler bir yap-bozun parçaları gibi yerine oturan ipuçlarının peşinde koşturmaktadırlar. Ama gelin siz, hıncını almadan bu dünyadan ayrılmamaya kararlı Maria’nın işlediği cinayetlerde anlatılan her biri ayrı bir kitap olabilecek sosyolojik ve tarihi saptamalara odaklanın. Böylece, Petros Markaris’in, sıradan bir cinayet romanını gerilim, mizah ve toplumsal eleştiriyle harmanlayıp nasıl bir sanat eserine dönüştürdüğünü göreceksiniz.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163