VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
10 Nisan 2011 Pazar | Anasayfa > Haberler > İki Nehir huzurunuzu kaçırabilir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

İki Nehir huzurunuzu kaçırabilir

İki gencin tutkulu aşkı, Vietnam Savaşı, Ku Klux Klan teşkilatı.. T. Greenwood’un, birbiri içine geçmiş hikâyelerden oluşan akıcı romanı “İki Nehir”, okuru sonsuz aşk, bastırılmış duygular ve derin acılar girdabının içine çekiyor. Bu sırada kışkırtıcı bir soruyu da soruyor: Geçmişin günahları ‘şu anın’ dengesini nasıl bozar? Ama dikkat, “İki Nehir”, bu soruya yanıt verirken huzurunuzu kaçırabilir.

Fügen Ünal Şen

okuyayım” diye bir hesabınız varsa baştan uyarmalıyım; “İki Nehir” size göre değil. Ama bastırılmış, geride tutulmuş duyguların peşinde dolaşmayı seviyorsanız, kelimeler her sayfada kulağınıza yeni sırlar fısıldasın istiyorsanız, sonsuz aşkın, derin acının girdabında kaybolmaksa arzunuz, o başka.
Söylüyorum işte, “İki Nehir” huzur kaçıran bir kitap.
“İki Nehir”, okura sık sık “Ben olsam ne yapardım?” sorusunu sorduran bir kitap. Üstelik tek bir konuda değil, bölümlere gizlenmiş birbirinden bağımsız birçok konuda...
Yazar T. Greenwood, konu içine konu gizlemekte her zamanki hünerini kullanmış ve “İki Nehir”de iki gencin tutkulu aşkını anlatırken içine bir de dram saklamış. Yetmemiş, Vietnam Savaşı’nın Amerikan halkı -daha çok askerlik çağındaki erkekleri- üzerindeki etkisini de eklemiş satırlarına. Kitap için sadece “Savaş ve aşk klasik olur” diye düşünmüş olacak ki, Ku Klux Klan teşkilatını ve zencilerin çaresiz teslimiyetini de katmış “İki Nehir”e...
Yukarıda yazdıklarım kitap hakkında bir fikir veriyor belki ama “siz yine de acele etmeyin” derim sevgili okur; zira sırada sırlar, sorular ve ilişkileri karmaşık hale getiren olaylar var.
Publishers Weekly, “Bu kışkırtıcı romanda Greenwood insanlığı ve kefareti dul bir adamın suçluluk mirasında tartışıyor” diyor.
“Dul adam” dediği kahramanımız, demiryollarında çalışan Harper Montgomery. İşte onun hayatına ortak oluyoruz satırlarda. Ve T. Greenwood “İki Nehir”de, bir yandan Harper Montgomery’nin hayatına katıyor bizi, bir yandan da kendi içimize döndürüyor, hissettirmeden, ittirmeden, zorlamadan. Harper’in suçluluk duygularını okuyup kendimizle hesaplaşıyoruz.
Söylemiştim, “İki Nehir” huzur kaçıran bir kitap.
Zira sayfalar ilerledikçe, geçmişin günahlarının şu anın kırılgan dengesini nasıl bozabildiğine tanıklık ediyoruz. Zaten huzurumuzu kaçıran da bu...
“Suçluluk, intikam ve merhamete dair yoğun bir destan. Greenwood karışık bir dönemi anlatırken inandırıcı. Romanın sonu yanıtlarla örülü” diyor Library Journal.
‘Yanıtlar’ dediği Harper’ın hikâyesine dair. Ya sayfalar boyunca bize, okura sordurduğu soruların yanıtları? Onların peşine düşmek ve elbette en dürüst yanıtları bulmak bize kalmış. Zaten kitabın girişinde kahramanımız Harper, “Kesin olarak bildiğim bir şey varsa, o da tek istediğimin bağışlanmak olduğuydu” derken suçluluk duygusunun insanı içten içe nasıl yiyip bitirdiğine, huzurun ancak doğru yanıtlara ulaşmaya bağlı olduğunu vurgulamıyor mu?

RAYDAN ÇIKAN TREN Mİ?

‘İki Nehir’ aslında olayların geçtiği kasabanın adı ve elbette kasabanın anlatılan hikâyede başrol oynayan bir nehri de var. Yazar öyküyü geriye dönüşlerle aktarıyor. Her şey bir sonbahar günü, kasabada bir trenin raydan çıkıp devrilmesiyle başlıyor. O andan itibaren okur, trenin değil hayatın nasıl aniden raydan çıktığına tanıklık ediyor; trenden inen sürpriz bir ziyaretçi kahramanımız Harper’ın hayatını geri dönülmez bir biçimde değiştiriyor.
Bu değişimi, Harper’ın ikilemlerini, kendisini suçladığı olayları, ailesini, biricik aşkını, trenle gelen gizemli ziyaretçiyi kitabın sayfalarına dalan okura bırakmalıyız elbette. Ancak okurunu kitabın kimi sayfalarında 1968’e, kimi zaman da 1980’lere götüren T. Greenwood, hiç kuşkusuz kendi doğduğu bölge olan Vermont’u da mercek altına alıp tarihe bir not düştüğünü söyleyebiliriz. Kitaptan bir cümle ile aktarırsak, “Ku Klux Klan, çöküş sürecinde olmasına rağmen, kuzey eyaletlerinde korkutucu bir diriliş gösteriyor. Örneğin, Vermont, tarih boyunca klanın faaliyetlerine yataklık etmiştir.”
O halde tam da bu noktada birkaç cümleyle yazardan da söz etmeliyiz.
T. Greenwood’dan.
“T” yani Tammy...Meraklısı Tammy’nin bir kadın yazar olduğunu, 1969’da Vermont’ta (ki kitap da o bölgede geçiyor) doğduğunu biliyordur. Bir kadın yazarın kitabında yarattığı erkek karakter üzerinden ‘erkek’ dünyasını bu kadar derinliğine ve bir o kadar da yalın anlatması okura ilginç gelebilir.
Ancak ben akıcı bir roman olarak tanımlanan “İki Nehir”le ilgili şu saptamada bulunabilirim: Birbiri içine geçmiş hikâyeler ve romanın sonunda bulduğumuz yanıtlar bir yana, insanlık tarihine unutulmayacak acılar olarak kazınmış ‘zenci’ kıyımlarının yaşandığı yılları, o uğurda verilen savaşları, eşit dünya için yapılan mücadeleleri hatırlatması noktasında uyarıcı, uyandırıcı bir kitap.
Son bir not koymalıyım yazıma: T. Greenwood’un bir web sayfası var. Yazarla ilgili bilgiler, kitapları, ödülleri anlatılıyor bu web sayfasında. Meraklı okur için şu hatırlatmayı yapmak isterim: www.tgreenwood.com adresinde dolaşırsanız Önce “Two Rivers”ı (İki Nehir) seçin ve “Reading Group Guide” bölümüne mutlaka uğrayın. Karşınıza “Eğer kitabı okumayı bitirmediyseniz, aşağıdaki bölümü okumayınız” yazan bir uyarı var. Dikkate alınız elbette. Yok, kitabı okuyup bitirdiyseniz arka arkaya yöneltilen sorulara bir göz atınız.
O zaman “‘İki Nehir’ huzur kaçıran bir kitap” dememin nedenini daha iyi

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam