VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Aralık 2009 Pazar | Anasayfa > Haberler > Arşivim yakın tarihin en iyilerinden, ölürsem ne olacak?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Arşivim yakın tarihin en iyilerinden, ölürsem ne olacak?

""Şu Çılgın Türkler"" kitabı ile bir milyon satan Turgut Özakman, başarısını ""Cumhuriyet-Türk Mucizesi"" de ile devam ettiriyor.

Emel Lakşe

“Şu Çılgın Türkler” kitabı ile bir milyon satan Turgut Özakman, başarısını “Cumhuriyet-Türk Mucizesi” ile devam ettiriyor. O artık Türkiye’nin en tanınan ve en çok kazanan yazarlarından. Peki 70’inden sonra, Türkiye’nin tarihini anlatarak şöhret olan yazarın kendi tarihi, hikâyesi ne? Turgut Özakman, kitaplarının başarısından evliliğine kadar tüm “çılgınlıkları”nı ve yılların birikimi arşivini VATANKİTAP’a anlattı.

Cumhuriyet ve Kurtuluş Savaşı’nın tarihini yazarak rekor bir okura ulaştınız. Peki ya sizin tarihinizde ne yazılı?

Annem babam rastlantı eseri Ankara’da evlenmiş. Tartıştıklarını hiç duymadım. Bu bizim için de geçerliydi. Annem iki kız kardeşimle evde yalnız kalacaksak “İstediğiniz gibi dağıtın” derdi. O yüzden çevremizle, ailemizle ve kendimizle barışık büyüdük. Çok dindar, bazı konularda muhafazakar denebilecek bir aileyiz. Ama bu, cumhuriyeti, Atatürk’ü, Milli Mücadele’nin büyüklüğünü engelleyecek bir durum değildi.

Tarihe bu kadar meraklıyken neden Hukuk Fakültesi’ne gittiniz?

Sosyal bilimdir diye... Aynı zamanda Dil Tarih’in Macarca bölümünegitmek istedi çünkü “İki Esir” diye bir Macar romanı okumuş çok beğenmiştim. Ama kayıt için gerekli parayı bulamadığım gidemedim.

Şimdi olsaydı tarih bölümünde okumayı tercih eder miydiniz?

Mezun olmuş tarihçileri dinlerken iyi ki gitmemişim diyorum. Şimdiki gençler nasıl oluyor da oradan bu kadar yarım yamalak bilgiyle çıkıyor anlamıyorum. Ama bir Şerafettin Turan Hoca’nın bir Halil İnalcık’ın öğrencisi olsaydım keşke.

Belge toplama işine daha üniversitedeyken başlamıştınız sanırım...

Evet. 1948’de bir arkadaşımızın kurduğu dernek vardı. O dernek, Yunanlıların en son geldiği Polatlı’nın Üçpınarlar köyünden toprak alıp 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Afyon’daki anıtın toprağına katacaklardı. Ben de gönüllü oldum. Çok hoşuma gitti Anadolu’yu göreceğim için... “Kemal’in askerleri” tabirini o Anadolu yürüyüşü sırasında yaşlı bir hanımdan duymuştum. Yüreğime dokunmuştu. Ertesi sene Kütahya’dan Afyon’a bir daha yayan yürüdüm. Dönerken trene bindim, yer yoktu, koridorda yattım ve orada fena halde üşüterek akciğerlerimden hastalandım. O zamanlar ne antibiyotik var ne penisilin, gene de bu tehlikeli hastalığı Allah’ın yardımı ve annemin ihtimamıyla atlatabildim. 1.5 yıl yattım, o arada hangi kitabı okumak istiyorsam onları okudum, öyle bir yararı oldu yani.

Şimdiki hastalığınızda o eski rahatsızlığın payı olabilir mi?

Bilemiyorum. Ama hastalık çalışmaya engel değil. Çok yüksek bir ateş yoksa eli kolu çalışıyorsa insanın sorun yok. Rahatsızlanmadan evvel günde 12 saat çalışıyordum şimdi 8 saat çalışıyorum. Ameliyattan 6 gün sonra çıktım hastaneden, yedinci gün çalışmaya başladım. Üstelik geçirdiğim ameliyat da geçirebilecek en ağır ameliyattı. Benim hiç boş anım geçmez. Mutlaka ya bir şey okurum ya yazarım.

Evlilik...

Eşimle aynı işyerinde çalışırken tanıştık ve evlendik. Evde her şey bana göre organize edilmiştir. Ben özellikle istemedim, kendiliğinden böyle oluyor. Eşim tam tabiriyle ağır işçidir. Bir sürü işten haberim bile olmaz benim, otomatik yürür. Niye? Ben çalışabileyim diye.

Müthiş bir arşiviniz var. Bunları ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Sormayın, 20 yıldır bunu düşünüyorum. Hadi ben sağken iyi, ya benden sonra bu zavallılar ne yapacaklar? Yakın tarihimiz hakkında araştırma yapacaklar için hemen hemen aradıkları her kitap var burada. 1. ve 2. dönem meclis tutanak ciltleri bile var, aransa bulunamaz. Meclis zabıtlarını Muammer Telli hukuktan arkadaşımdı, bir gün kamyonla kapının önüne yığdılar. Ta Osmanlı Ayan Meclisi’nin zabıtlarına kadar hepsini yolladıydı. Heyecanlı bir romandan daha heyecanlıdır o zabıtlar.

Peki yazmaya ne zaman başladınız?

İlk hikâyem “Lades” 1946’da yayınlandı. 2.5 lira telif verdiler. İlk kazandığım paraydı ve inanamazsınız gözüme ne kadar büyük göründüydü. Sonradan hiç o kadar büyük para kazanmadım desem doğru olur.

“Şu Çılgın Türkler”den de mi?

Gençler, “Annabel Lee” şiirini de okusun diye kitap bastırmıştım ama okumamışlardı. Bu yüzden tarih kitabını hiç okumazlar sanıyordum. Bu kitabı bildiklerimi kendimle götürmeyeyim diye yazdım. Bana sorsalardı sadece 5-6 baskı yapar, derdim.

Hangi noktada “Ne oluyor, bu iş nereye gidiyor” dediniz?

Nisanda çıktı kitap, mayısta 15-20 baskıya geldi, ağustosta patladı. Arkadaşlar plajlardan telefon ediyordu, herkesin elinde senin kitabın var diye. 100-200 derken şimdi 374’te. Bu sanıyorum ki kendi türünde bir dünya rekoru. Bu kitabın neden bu kadar çok okunduğu bence araştırılmalı. Tabii bu kadar okunmasıyla eğitimimizin büyük eksikliği, boşluğu da ortaya çıktı. Çocuklarımızın tarih kitaplarını okuyorum, daha kötüsü, daha ruhsuzu yazılamaz.

Sizin kitaplarınızı okurken pek çok kişi ağlıyor. Yazarken sizin ağladığınız yerler oldu mu?

Olmaz olur mu? Tabii. Bakınız bir şey anlatayım size beni çok etkileyen: Ankara’da futbol takımları kuruluyor. İmalat-ı Harbiye’ciler Ankara’ya kaçıp gelmişler, aileleri İstanbul’da kalmış. Kurtuluş’tan sonra aileleri de geliyor. Uzun süredir eşlerinden, babalarından, ağabeylerinden ayrı olan kadınlar da maçı seyretmeye geliyorlar. Oğlu gol attığında çarşaflı kadın giriyor sahaya, oğlunu öpüyor. Anne sahadan çıkana kadar maç duruyor, herkes saygıyla bekliyor. Bunu yazarken içim ezildi, gözyaşlarınızı tutun da göreyim sizi!

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163