VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
22 Kasım 2009 Pazar | Anasayfa > Haberler > "Aşk gerçekten var mı?" diyenlere...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

""Aşk gerçekten var mı?"" diyenlere...

""Zaman Yolcusunun Karısı"" bilimkurgu ile aşkın bir arada olduğu benzersiz bir roman.

Nursel Calap Oral

Amerika"da 2004"te yayınlandığı ilk günden itibaren en çok satanlar listesinden düşmeyen "Zaman Yolcusunun Karısı" bilimkurgu ile aşkın bir arada olduğu benzersiz bir roman. Aşkın derin duygu durumunu eskisi kadar iyi anlatan roman yazılmadığından şikâyetçi edenlerin mutlaka okuması gereken kitaptan uyarlanan film de vizyona girdi bile.

Chicago"da bir kütüphanede nadir eserler bölümünde çalışan Henry DeTamble ile kâğıt heykeller yapan bir sanatçı olan Claire…
Claire 6, Henry 36 yaşındayken tanışırlar; Claire 22, Henry 30 yaşındayken evlenirler!
Bunun mümkün olabilmesinin tek nedeni Henry"nin genetik bir bozukluk yüzünden istemsizce çıkmak zorunda kaldığı zaman yolculukları… Henry, öyle bir Rönesans dönemine gidip bir Mars"ta dolaşmıyor. Ancak on beş yirmi sene önce ve sonrasına onun yolculuğu. Bu sayede evleneceğini bildiği kadını çocukken tanıyor, sırdaşı olup hayatı öğretiyor.

Henry, annesinin trajik ölümünü tekrar tekrar seyredip yapabileceği bir şey olsaydı durumu değiştirip değiştiremeyeceğini anlamak için sürekli çırpınmak zorunda hissediyor. Bu bile yeterince zorken, çıkıverdiği yolculuklar sırasında üzerinde hiçbir şeyi gittiği yere götüremediği için çırılçıplak ortaya çıktığında saklanmak, kaçmak, kavga etmek hatta çalmakla uğraşıyor. Henry, hayatının ancak Claire varken çekilebilir olduğunu biliyor.

Bir Henry"nin bir Claire"in anlatığı hikâyede bölüm başlarında belirtilen zaman ve kahramanların yaşları, imkânsızın nasıl kurgulandığını anlamayı kolaylaştırabilir.

Aşk romanlarına zaman, mekân, karakter değişikliği kazandırmak için öylesine kurgulanmış bir roman değil Zaman Yolcusunun Karısı. Bilimkurgu denemeyecek kadar aşk romanı. Ama genetik bozukluğun tarifi ve tedavisi için yapılan çalışmalar ya da kalıtımsallığı konusunda çekilen sıkıntılar anlatılırken kurgu mantığa gayet kurallı olarak oturtulmuş. Henry"nin durumuyla ilgili olarak kurguya güvenildiğinde ise okuyucunun benzersiz bir aşk romanı okuyacağı kesin.

Aşk cümleleri
"Geride bırakılmak çok kötü."
"Her şey, üzerinde düşünmeye başlayıncaya kadar basitmiş gibi görünüyor. Neden aşk ayrı kalınca çok daha derinden hissedilir?"
"Neden onun peşinden gidemeyeceğim bir yere gitti?"

Zaman Yolcusunun Karısı, daha giriş bölümünde kahramanı Claire"in, içinden çekip çıkarılmak istenecek cümleleriyle başlıyor. Aşkı ona tanımlayan Henry ise, "Benim durumunun asıl inanılmaz yanı, aslında gerçek olmam. Bu gelip gitmelerin, yer değiştirmelerin bir mantığı, bir kuralı var mı? Yerinden kımıldamamanın, her anı şimdiki zamanla doldurmanın bir kuralı var mı?" diye sorarak kitabın her satırında okunanın aslında hayat boyunca herkesin kendine sorduğunu hissettiriyor. Okur "Aşk gerçekten var mı?" diye soradursun, Henry giriş bölümünü "Onun varolmadığı yer ve zamanlarda bulunmaktan nefret ederim. Yine de ben hep giderim ve o, peşimden gelemez" diyerek bitiriyor.

Ancak, kitap raftan alınıp yeniden hatrı sorulmak için göz gezdirilince çarpsın diye altı çizilerek vurgulanabilecek cümleler bitmiyor:
"Gelecek daha şimdiden belliymiş gibi. Anlıyor musun? Sanki geleceğim geçmişte olup bitmiş de, o konuda hiçbir şey yapamazmışım gibi" diyerek kızıyor Claire Henry"ye gelecekten geldiği bir gün.
"Geçmişte çok daha sağlam hissediyorum kendimi. Belki de geleceğin kendisinin daha önemsiz oluşundandır. Bilmiyorum. Gelecekte bir toz tanesiyim sanki," diyor Henry, geleceğe de geçmişe gittiği gibi gidebildiğini anlatırken istemsizce…
"Hiç benim Tanrının sana oynadığı bir oyun olduğumu düşünerek geçirdiğin uykusuz gecelerin oldu mu?"
"Hayır. Ortadan kaybolup bir daha geri dönmeyeceğinden endişelenerek uykusuz kaldığım oldu. Gelecek hakkında yarım yamalak bildiğim bazı şeyler de zaman zaman derin düşüncelere dalmama yol açtı. Ama birlikteliğimizin süreceğine inancım tam."
"Tam mı?"
"Senin değil mi?"
"Ne Zaman, ne Mekân, ne Kader ne de Ölüm arzularıma boyun eğdirebilir en son an gelene kadar…"
"Her zaman geri dönecek misin?" diyorlar birbirlerine…
Henry Claire"i tekrar kaybetmekten korkarak, güvende olsun diye, kalbini onun kalbinin içine yerleştirmeye çalışıyor…

Claire onu olanların tuhaflığından koparıp "şimdi"nin ikiyüzlülüğünü fark etmeye götüren şu anın ağına düşüyor ve sürüklenip gidiyor.
Henry Claire"e son mektubunda "Aşkımız, bir labirentten çıkış yolu, cambazın altına serilen bir ağ gibiydi; benim garip hayatımda güvenebileceğim tek gerçek şeydi" diyor ve mektup "…hayal edebilesin diye, zamanı geldiğinde hazırlıklı olmayasın diye, o zaman olacağı gibi olsun diye daha fazlasını söylemeyeceğim. Birbirimizi tekrar göreceğiz… Seni seviyorum, daima. Zamanın hiçbir önemi yok" sözleriyle bitiyor…


Aşk ihtiyacı
Aşkın doyurucu olabilmesi için aşk şarkılarına ne kadar ihtiyaç varsa aşk dolu kitaplara da en az o kadar ihtiyaç var. Sevilmediği kadar sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek, hiç sevemediği kadar sevebilmek, sevdiğini gösterebilmek için dinler, okur, hatta izler insan.
Okuduğunu aktarmak için besteler yapanlar, okuduğu gibi hissettiğini anlatmak için filmini çekenler…

Aşkın "çarptığı" durumlarda daha belirgin olan bu dışavurumcu tarafıyla insanoğlu, herkese farklı bir aşk anlatır. Okuduğundan, dinlediğinden, izlediğinden başka yaşamaz aslında kimse kendi aşkını, sadece anlatılabilecek bir şey olmasına şaşırır aşkın.

Belki Romeo Juliet"ten beri "öyle" anlatılamamış olmasına sığınarak derin aşkı arayanlara cevap vermek zorunda hissetmez. Belki de Shakespeare olmadığı için anlatamaz Romeo ya da Juliet"ten daha derin sevdiğini…

Aşkın okunan tarafına bakacak olursak, derin duygu durumunu eskisi kadar iyi anlatan roman yazılmadığından şikâyetçi çok okur bulabiliriz. Zaman Yolcusunun Karısı, tam da iddia edildiği gibi bu konuda kendini gösterebilir.

Aşkın, âşık olunana, çevresine, farklı mekânlara, yollara, yaş farkına bakmaksızın kendini gösterme savaşına bu romanda zamanın ta kendisi taraf oluyor. Kadın sevdiğinin, işten, yolculuktan, ailesinin yanından, başka bir kadının kollarından dönmesindense "gittiği zamandan" dönmesini bekliyor. Gidiverirken öylece bıraktığı giysilerini katlayarak, döndüğünde çırılçıplak yakalanmasın diye katlı giysiler saklayarak.

Karısının çocukluğuna yaptığı yolculuktan döndükten sonra onu hamile haliyle kendi yataklarında uyurken bulan bir adamın kelimenin tam anlamıyla "her anı" sevdiğiyle dolu değil midir?

Âşık olmaya, âşık olunmaya duyulan ihtiyaç aşkın kendisinden büyük müdür?
Benzemez daha birçok sorunun cevabını içinde kaybolarak bulabileceğiniz bir roman Niffenegger"in bu ilk romanı.

Aşkın satırlara sığmayan hallerinin beyazperdeye yayılışının etkisine gelince… "Zaman Yolcusunun Karısı" yayınlanmayı beklediği kadar sancılı bir süreç geçirdi beyazperdeye aktarılmak için. Yazar Audrey Niffenegger"in romanını, Bruce Joel Rubin senaryolaştırır. Her ne kadar çok daha önce ve Gus Van Sant"in yöneteceği sanılsa da, adı 2005 yapımı Uçuş Planı filminde bile pek duyulmamış olan Robert Schwentke"nin yönettiği "Zaman Yolcusunun Karısı" bu hafta vizyonda.

Eric Bana"nın Henry, Rachel McAdams"ın Claire olduğu film kitapla yarışır mı bilinmez. Ama okuru 2004 yılında yayınlanmış olan ilk baskısıyla kendine çeken kitabın okurlarının filme gitmeden önce yaptıkları rol paylaşımını hayallerindeki gibi bulmamaları ihtimali de var. Sahneleri okuduklarında kurdukları kadar çarpıcı ya da son"u kitaptaki gibi eksiksiz göremeyebilirler.
Ancak yazarın ilham verdiği tek görsel dışavurum, kitabın filmi değil.
Altıncı sezonu gerisayım yapılarak heyecanla beklenen dizi Lost, zeminini "Zaman Yolcusunun Karısı" ile bulmuş. Tema mantığını Henry"nin genetik bozukluğu sebebiyle yaşamak zorunda olduğu zaman yolculuklarından alan dizi, sırrını romanın işleyişine bakarak oluşturmuş. Kendini birden adada bulan insanların, kaybettikleri zamana rağmen bambaşka yerlerde hayatlarını sürdürürken izlenebilmesinin temelinde zaman yolculuğunun yattığını hisseden izleyicilerin, son sezonda bunu daha iyi anlayabilmeleri için romanı okumaları yeterli.

Okumak saklamanın en sevilen yolu

Kimsenin elleyip ödünç almaya kıyamayacağı, yıpratarak tekrar tekrar okunduğu için rafta durmaya devam eden bazı kitaplar vardır. Aşkı anlatıyorlarsa, altları çizilir her okunduğunda elde olan farklı bir kalemle… Her okuyuşta aşktan alınan farklı bir tadı hatırlatır. Çantanın dibinde bir yerlerde de olsa bulunduğuna şükredilen mendilin sırılsıklam olarak avcun içinde kaybolduğu bir filmden çıkarken sinemanın koltukları rahat mıydı, içerisi sıcak mıydı umursanmaz.

Tüm hazırlıklar yapılarak seyredilmeye oturulduğu halde mısır patlağı çıtırtıları arasında duyulmaz olan, dayanılamayan yorgunluğa yenik bırakan, seyredilemeyen filmler olduğu gibi; ilk bölümünün zorla bitirildiği ve aynı sayfanın beşinci kez okunduğu ancak son satırlarda zorla hatırlandığı için değer bulamayan kitaplar da vardır. Bazen romanın bilet aldırdığı filmler olur. Bazen filmden çıkar çıkmaz perdenin inmemiş olmasını dileyerek "yazılar" henüz bitmeden kitabı almaya koşulur.

"Zaman Yolcusunun Karısı" bu iki durumu da yaşatacak ender romanlardan… Seyretmek yetmeyecek, okumaya doyulmayacak türden.
Etkilenenler az değil: Scott Turrow, "Baş döndürecek kadar romantik olmasının yanında, hayran olunacak bir yaratıcılık ve ustalıkla işlenmiş büyüleyici bir roman," diyor "Zaman Yolcusunun Karısı" için.

Ekşi Sözlük yazarlarından maryline"ın "Bilimkurgu ile aşkın bu kadar güzel harmanlandığı başka kitap yoktur sanırım," dediği romanın Audrey Niffenegger"in yayınlatabilmek için çok uğraştığı bir dosya olmasına inanmak çok zor.

İkinci kitabı "Her Fearful Symmetry" için okurlarının çok beklemeyeceği söylenen yazarın kitaplarının kapak resimleri konusundaki tercihinin özel anlaşmalarla değiştirilemez olmasını sağlaması ilginç. Ama yazı, tipo baskı, özel kitap baskısı dersleri veren bir sanatçı olan Niffenegger"ın çarpıcı kapak zevki her iki kitabında da görülüyor.

Amerika"da 2004"te yayınlandığı ilk günden itibaren en çok satanlar listesinden düşmeyen romanı Elvan Umur Türkçe"ye çevirmiş. Epsilon Yayınevi 2005 yılında ilk baskısını yaptığı romanı, fiminin vizyona girişiyle birlikte dördüncü baskısıyla okurlara sunmaya devam ediyor.

Zaman Yolcusunun Karısı
Audrey Niffeneger
Elvan Umur
Epsilon Yayıncılık
25 TL

Paylaş