VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Mart 2010 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Hem kadınlar hem de erkekler için savaşa karşı durdu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Hem kadınlar hem de erkekler için savaşa karşı durdu

Savaş şeytani varlığını, tam da insanlığın bu tereddütsüz hıncından beslenen şaibeli karanlık yollarla meşru kılmaya devam ediyor.

Müge İplikçi

Virginia Woolf’un üç uzun makalesinden oluşan Üç Gine (Three Guineas) 1938 yılında yayımlandığında savaş ve barış kavramlarını farklı bir perspektiften ve yeniden değerlendirmek kaçınılmaz bir hâl almıştı. Bugün de öyle! Ne yazık ki yaşlı dünyamızda insanlık entrikalar konusunda akıllanıp uslanmıyor ve savaş şeytani varlığını, tam da insanlığın bu tereddütsüz hıncından beslenen şaibeli karanlık yollarla meşru kılmaya devam ediyor. Dünyanın giderek muhafazakârlaştığı, Türkiye’nin de bundan ılımlı olmaya çalışan “neoliberal” bir muhafazakârlıkla nasiplendiği günümüzde savaşın ve insanlığın denklemi -ne kadar görmezden gelirsek gelelim ya da sineye çekmeye çalışırsak çalışalım- bu doğrultuda. Ancak bunu anlamış olmak sorunları çözmüyor, savaşları bertaraf edemiyor. Keşke edebilseydi ama hâlâ olanaksız! Belki bu yüzden Woolf’un 2. Dünya Savaşı’nın eşiğinde yazmış olduğu bu makaleleri bir solukta tekrar okudum ve bir kez daha yazarın öngörüsüne hayran kaldım. Gelelim bu ilginç mi ilginç, zamanın burgaçlarında eskimeyecek makalelerin yazılmasına neden olan asıl meseleye... Yazar, günün birinde savaşı önlemek için yardım toplayan cemiyetlerden birinden bir mektup alır. Bu mektup bir “beyefendi”nin imzasını taşımakta ve son derece makul bir talepte bulunmaktadır. Woolf’u barışı korumaya kendini vakfetmiş bu cemiyete üye olmaya ve savaşı önlemek için bağış yapmaya davet etmektedir.

YENİ BİR İNSANLIK UYGARLIĞI
İşte bu davetten yola çıkarak yazar makaleleri Woolf. 1816 yılında tedavülden kalktıktan sonra aristokratik çevrelerin sanat, at yarışı türü aktiviteler için kullandıkları para birimini kitabın başlığı olarak seçmesi rastlantısal değildir. Bu sınıftaki aksaklıkları, özellikle eğitim ve iş fırsatları yönünden kadın erkek eşitsizliği üzerinden tartışması kitabın en can alıcı noktasıdır. Tam da buradan yola çıkarak mektup formatındaki bu makaleler, anafikir olarak savaşkarşıtı olmanın yetmeyeceğini hatırlatır bize. Öyle ki sorunu politik ve kültürel düzeyde yeniden düşünmek kaçınılmaz oluverir; her şeye yeniden başlamak, her şeyi bir kez daha düşünmek ve bir kimlik inşasını göze almak... Öte yandan bunu yaparken farklı bir insanlık medeniyetinin ipuçlarını verir bize Woolf: Irk ve cinsiyet kalıplarından bağımsız yeni bir insanlık uygarlığı. Ancak böylesi bir uygarlığın varlığıyla savaşların bitirilebileceğini savlar. Kısaca kendisinden istenen maddi bağışı yapmaz (ah şu başına buyruk yazarlar!); onun yerine insanlık isterse bizzat insanlık tarihine yön verebilecek bağımsız, maddi karşılığı olamayan bir ruhu tesciller. Bu bağımsız, akılla yoğrulup vicdanla yıkanmış özgür ruhun olasılığını tartışırken ise çok somut önerilerde bulunur, dönemin İngiliz toplumunun ahmaklıklarını tek tek sayar. Bununla da yetinmez, savaştaki atlarına bile övgüler dizen savaş yanlısı erkeklerin biyografilerine dahi yer verir: “Evet biz İngiliz erkekleri kutsanmış insanlarız” demektedir bu erkekler. “Özgürlüğün evi İngiltere’dir. İngiltere gerçekten de bir kaledir -en son ana kadar savunulacak bir kale.” Woolf bunları sıralarken kendisine mektup göndermiş olan makul ve nazik “beyefendinin” savaş karşıtı çözüm önerilerinin kendi cinsini aşan öneriler olduğunu vurgulamaktan geri kalmaz. Gerçek savaş fotoğraflarına bakıldığı zaman bu beyefendilerin gördükleri şeyler ve yaptıkları yorumlarla, bir kadın olarak Woolf ve muhtemelen diğer kadınların gördükleri ve yorumları aynı olacaktır -kuşkusuz. Ama bu yeterli değildir!

KADINLAR SINIFININ ZAYIFLIĞI
“Beyefendi siz bunlara ‘korku ve nefret’ deyiniz. Biz de bunlara korku ve nefret diyoruz. Aynı kelime, sizin de dudaklarınızda. Savaşın iğrenç bir şey, bir barbarlık olduğunu söylüyorsunuz; savaş ne olursa olsun durdurulmalıdır. Biz de sizin kelimelerinizi tekrarlıyoruz. Savaş iğrençtir; bir barbarlıktır; savaş durdurulmalıdır. En azından şimdi hepimiz o resme bakıyoruz; aynı ölü bedenleri, aynı harabe evleri görüyoruz.” Evet, bu yeterli değildir Woolf için... Bir kere Woolf gibi eli kalem tutan kadınların savaş karşıtı makaleler yazıp basına gönderebilecekleri doğru olsa da basının kontrolü, neyin basılıp neyin basılmayacağına karar verme mekanizması tamamen “erkeklerin” elindedir. Ve muhtemelen savaşsever erkeklerin ellerinde! Kamu görevlerine ve baroya kabul edildikleri doğrudur ama kadınların buradaki pozisyonu da hâlâ şüphe uyandırır. Bu arada işçi kadınların gücünü teslim eder Woolf, “Ama” der bizim sınıfımız ülkedeki bütün sınıflar arasındaki en zayıf sınıftır. İsteklerimizi uygulamamıza yardımcı olacak hiçbir silahımız yok.

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK SAVAŞI
18. ve 19 yüzyıldan itibaren sahnede yer alan eğitimli adamların kızlarına, eğitimli adamların eş ve kardeşlerine de referans verir. Bu kadınların yaratacağı etkiyi azımsamaz ama yine de yeterli bulmaz yazarımız! Kaldı ki bu eğitimli eş, kardeş, babaların karısı, kızkardeşi ya da kızı konumundaki kadınların oluşturduğu listeye Jane Austen, Charlotte Bronte, George Eliot gibi isimler dahil edilmemiş, Mrs. Carlyle gibi dahil edilmiş olanlarsa kendilerini tek başına ve rahatsız hissetmişlerdir bu topluluklar içerisinde. Hayır, hayır; kadınların savaşı önlemesi konusunda daha etkin olabilmelerini sağlamak gerekmektedir. Tam da bu noktada şöyle sorar Woolf: “Savaşın barbarca, insaniyetsiz, desteklenemez, korkunç ve hayvanca olduğu inancımızı ifade etmek için daha enerjik, daha aktif bir yöntem gerekmektedir. Retoriği bir kenara bırakırsak hangi aktif metot bunu bize açıktır?” Savaşı önlemek için aktif bir metot... Ve Woolf bir ginesini bir kolejin yeniden yapımına vermeye karar verir! Bu sayede kadınlar ve eğitimden yoksun bırakılan bütün insanlar eğitim fırsatını eşit biçimde yakalayacak ve toplumda sözü dinlenen bireylere dönüşeceklerdir. Bir sonraki gine eğitim hakkını kazanmış olan kadınların profesyonel olarak çalışması izni için verilir. “İlk olarak eğitimli adamların kızlarını eğitmelerine ve daha sonra da iş sahibi olmalarına yardım etmedikçe bu kadınların sizin savaşı önleme amacına yardımcı olacak özgür ve önyargısız etkileri olamaz!” Son gine ise bir hediyedir, savaşı durdurmak mücadele eden-edecek hemen herkes için! Bir tür kültürel ve entelektüel özgürlüğü korumak adına verilecek bir hediye. Çünkü cesetlerin, yanmış yıkılmış evlerin ortaya koyduklarını anlamak çok değerlidir Woolf için. Ancak yeni sözcükleri bularak ve yeni yöntemler geliştirerek savaşı anlamak da... Amacımız der “Adalet, Eşitlik ve Özgürlük ilkelerine bizzat kendilerinin saygı duyması için herkesin -tüm erkek ve kadınların- haklarını savunmaktır.” Nazizmi ve faşizmi tüm zalimliği ile görmüş bir dünya için Woolf’un pasifizmini ve insanı kuşatmayı vaadeden feminizmini yeniden keşfetme zamanıdır bizler için. Ne dersiniz? Geçen sayı için bir düzeltme: Everest yayınevinden çıkan Joyce Carol Oates’un “Vahşi Geceler!”inin çevirmeni Zeynep Çiftçi Kanburoğlu’dur. Kendisinden özür diliyoruz.“

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163