VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Aralık 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Keşke çocukluğumun sokağında buluversem kendimi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Keşke çocukluğumun sokağında buluversem kendimi

Herkesin çocukluğunda kendiyle özdeşleştirdiği ve çok sevdiği bir edebiyat kahramanı mutlaka vardır. Kimi okuduğu hikayedeki çocuk kahramanı, kimi bir masaldaki süper kahramanı, kimi de uzak diyarlarının güzel prensesi ya da kahraman prensi olmak ister. Peki bu hikayeleri yazan yazarlar kim olmak isterdi? Onların kahramanı kimdi?

Çocuk ve Gençlik edebiyatında uzmanlaşmış bir yazar ve editör Müren Beykan. Beykan'ın çocukluk yolculuğuna eşlik ettik...



Çocukluğunu adeta bir masal alemi tadında yaşadığını belirten Müren Beykan, çocukluğunun o büyülü dünyasını bakın nasıl tarif ediyor: "Öyle güzel kitaplar, öyle güçlü öyküler okuyor ki bugünün çocukları, imrenmenin ötesinde duygularla doluyorum. Yayına hazırladığım öyle çocuk kitapları var ki, uykularımda terk etmiyorlar beni. Ne ki, geçmişe baktığımda, çocukluk yıllarımda güçlü tek bir kahraman hatırlayamıyorum beni böylesine ele geçiren, en çılgın düşlerimde kılığına girdiğim. O günlerde ne kitaplar ne de kahramanlar bugünkü gibiydi. Sanki daha bizdendiler, bize benzerlerdi, daha sıradandılar. Sıradışı özelliklerle donanmış süper kahramanlarımız yoktu bizim örneğin; aklını kullanan, kurnaz, cesur kahramanlara hayrandık, onlara özenirdik. Ne bunca peri, ne bunca cüce, ne uçan süper güçlü adamlar ya da hayvanlardan ilham alan yaratıklar vardı. Fantastik dünyaları biz evimizin bahçesinde kendimiz yaratırdık; erik ağaçlarının dallarında müthiş öyküler kurardık, denizlere açılırdık, hazine peşinde koşardık, uçardık göklerde. Belki de, bizler o yıllarda bilgisayarın, televizyonun bulunmadığı, az sayıda çocuk kitabıyla yetinmek zorunda kaldığımız o yıllarda, kendi kendimizin kahramanı olurduk. Doğan Kardeş’in özellikle çeviri kitaplarını yutardık: “Allah Rahatlık Versin” adlı en-güzel-gece-masalları kitabındaki tuhaf öyküleri korkudan ödümüz patlayarak tekrar tekrar okurduk; Gundula’yla, Polyanna’yla, Oliver Twist’le hüngür şakır ağlardık, ama illa ki, Jules Verne okurduk, dünyanın merkezine seyahat ederdik. Issız adalarda da, Pal Sokağı’nda da oynardık; mahallenin bütün çocuklarının oyun alanı olan Göztepe’deki evimizin, çevresindeki geniş ağaçlık arsalara birleşen bahçesinde hepimiz Nemeçek gibi fedakâ r olmak isterdik, ama büyüklerimizin kederle buğulanan gözlerinden öte gerçek bir anlam taşımazdı “savaş, mücadele” küçük zihinlerimizde. Nemeçek’in cesareti büyülese de bizi, kendini yok sayarcasına bir adamışlıktan haberi yoktu çocuk yüreklerimizin. Küçük Prens’le tanışmamızsa çok daha sonra, oyun çağımızın sonlarına doğrudur dünyaya karşı artık ağırbaşlı bir merakın bizi ele geçirdiği yaşlarda. Keşke benim çocukluk ülkemde, çocukluğumun sokağında, arka bahçemizdeki inşaat artığı tuğlalardan kurduğumuz tiyatro kulübesinde, yarattığımız fantastik dünyada buluversem kendimi! Doğaüstü güçlerle donanmaya bugünkü kadar ihtiyaç duymadığımız, kahramanın ta kendisi olduğumuz o büyülü günlere selam olsun."

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163