VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2014 Salı | Anasayfa > Haberler > Usta kalemlerin en sivri halleri
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Usta kalemlerin en sivri halleri

Karikatürist Sadi Coşar’ın kaleme aldığı “Karikatürün Aynasında Edebiyatçılar”, Türk edebiyat tarihine çizgilerin dünyasından bakıyor. Edebiyatçılarla ilgili çizilen karikatürler kadar onların eserlerinin ilham verdiği karikatürlere de yer veriyor.





AHMET RASİM
*MEYHANEDEYİM AMA BİR
SORUN NİYE?


İçkiye düşkünlüğü ile bilinir Ahmet Rasim. Davul isimli mizah dergisinde Ahmet Rasim’in hayatı ve edebî kişiliğinin anlatıldığı bir portre yazısının kenarına çizilen Fellah imzalı ve 17 Aralık 1908 tarihli karikatürde de hazret mükellef bir içki sofrasında demlenirken resmedilmiştir. Gerçi Ahmet Rasim bir yazısında; “Bana çok içer denildiğini bilirim. Fakat bu çok yanlış bir kanaattir. Beni hiç kimse sarhoş halde görmemiştir,” dedikten sonra bir hatırasını anlatarak kendisini savunur: “Abdülhamid zamanında bana bir hafiye musallat olmuştu. Mütemadiyen beni takip ederdi. Bu adamın şerrinden kurtulmak için bir tedbir düşündüm; bir meyhaneye kapağı attım. Sabahtan akşama kadar her gün meyhanede otururdum. Önüme bir kadeh rakı kor, su ile doldururdum. Beni takip eden hafiye gelir, kapıyı aralık eder, bir adam arıyormuş gibi içeriye bakardı. Beni rakı içiyor zannederdi. Tekrar dolaşır, bir iki saat sonra gelir, beni yine aynı vaziyette görürdü. Nihayet bu herif bu takibat neticesinde benim gece gündüz rakıdan başkaldırmaz bir ayyaş olduğuma hükmetmiştir. Yıldız’a o yolda jurnal vermiş ve benim yakamı da bırakmıştır. İşte bu gibi haller benim sarhoşluğum, ayyaşlığım hakkındaki rivayetlerin yayılmasına sebep olmuştur. Fakat dediğim gibi, doğru değildir.”


HÜSEYİN CAHİT YALÇIN
*BENDEN BÜYÜK YUMURTLADI


I. Dünya Savaşı sonrası Haziran 1919’da Malta’ya sürülenler arasında yer alan Hüseyin Cahit 1922’de Tanin’i yeniden çıkarmaya başlar. Cumhuriyetin bu ilk yıllarında İttihat ve Terakki yandaşlığına devam eden Hüseyin Cahit, Akbaba dergisinde Ramiz’in (Gökçe) taarruzuna uğrar. Ramiz çizdiği karikatürde Cavit Bey ve Hüseyin Cahit’in İttihat ve Terakki’nin lideri Kara Kemal’in oyuncağı olduklarını iddia etmektedir. “Hayâlî-i Şehir Kara Kemal Bey Tarafından Oynatılan Canlı Karagöz” serlevhalı bu karikatürde Hüseyin Cahit ve Cavit Bey, Karagöz oyunu figürleri şeklinde tasvir edilmiştir. Bu yıllarda, İngiliz yanlısı bir tutum sergileyen Hüseyin Cahit’in Osmanlı devletine ait borçların altın olarak ödenmesi yönündeki görüşü çok tepki çeker. Akbaba’da Yusuf Ziya Ortaç “Tanin’in Tasaları” başlıklı bir yazı yazar. Ortaç’ın bu yazısının altında bir de karikatür yer alır. Karikatürde Taninci Hüseyin Cahit ile Cavit Beyler “Düyun-ı Umumiye” tabağını yalayan iki köpek suretinde çizilmişlerdir.
“İki Nimetşinas” üst başlığı ile verilen bu karikatürün altında ise “Radika ile Rodika Biraderler” ibaresi
yer almaktadır. Cumhuriyet’in ilanı sonrasında Ankara’nın hükümet merkezi olup olmaması konusunda yaşanan tartışmalarda Hüseyin Cahit hükümet merkezinin Ankara’da bulunmasına şiddetle muhalefet eder. Karikatüristlerimiz bu durumu “Tanincinin ağzındaki bakla filizlendi” altyazısı ile sayfalarına taşırlar. 18 Teşrinievvel 1923 tarihli bir başka karikatürde Hüseyin Cahit (Yunus Nadi ile birlikte) tavuk suretinde çizilir. Yunus Nadi’nin Yeni Gün gazetesinde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İttihat ve Terakki’nin devamı ve Mustafa Kemal’in İttihatçıların başı olduğu görüşünü savunan “İttihat ve Terakki’nin Vârisliği” başlıklı makalesi etrafında yaşanan tartışmanın ürünü olan bu karikatürde İttihatçılığı ile bilinen Hüseyin Cahit, Yunus Nadi için “Ooo... Bu benden büyük yumurtladı,” diye söylenmektedir.


YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
*PASAPORTU ELİNDE BİR SEFİR


Yakup Kadri karikatürleri, onun milletvekilliği, sefirliği, diğer edebiyatçılarla giriştiği polemikler, eserleri ve eserlerinin dili gibi meseleler etrafında yoğunlaşır. Yakup Kadri, Tiran sefiriyken Arnavutluk’un işgali üzerine Prag’a atanır. Bir müddet sonra Çekoslovakya Almanların eline geçince Lahey’e tayin
edilir. Hollanda da işgal edilince Yakup Kadri açıkta kalır. Dönemin gazete ve dergilerinde alay konusu yapılan bu meseleye karikatüristlerimiz de kayıtsız kalmamışlardır. Rakım Çizer imzalı 23 Mayıs 1940 tarihli bir karikatürde, elinde çantası, koltuğunun altında pasaportu ile yeni bir ülkeye yollanan Yakup Kadri, “Acaba bu sefer kime kıysam?” diye düşünürken çizilmiştir. Akbaba’da yayımlanan bir diğer karikatürde de Yakup Kadri’nin Hollanda sefirliği sırasında yurda dönerken Almanya’dan geçtiğini söylediği; ama bunun hiç belli olmadığı belirtilmiştir. (Bu karikatür, adım attığı her ülkenin işgal edildiği, Almanya’ya uğrasa oranın da işgal edileceği öngörüsü ile çizilmiş olmalıdır).


NURULLAH ATAÇ
*Aka kara, karaya ak diyen eleştirmen


“Ataç’ı nasıl bilirsiniz?” sorusu kırklı yılların karikatüristlerine sorulsaydı, herhâlde onlar bu soruya şöyle yanıt verirlerdi: “Kabarık, karmaşık saçlar; kızdığında olgun domates gibi kızaran bir yüz, çatık kaşlar, hınç dolu gözler, sigaranın hemen hemen hiç eksik olmadığı buruşuk dudaklar...” Nerden mi biliyorum! Mizah basınında boy gösteren Nurullah Ataç, tam da böyle bir sima. Ataç’la ilgili karikatürlerde Ataç’ın bilhassa üç yönü üzerinde sıklıkla durulmaktadır: eleştirmenliği, dil yapılmaktadır. Karikatürde bir zenci, Nurullah Ataç’a soruyor: “Üstat, ben ak mıyım, kara mıyım?” Ataç, “Neden bana soruyorsun?” deyince de zenci, “Siz aka kara, karaya ak dermişsiniz de!” karşılığını veriyor. Necmi Rıza tarafından çizilen bir başka karikatürde ise (Akbaba, 7 Ocak 1939, sayı 307) Ataç’ın kolay beğenmeyen bir eleştirmen olduğu vurgulanmaktadır. Karikatürde, Ankara’daki Devlet Resim Sergisi’nde, sergiyi gezen iki kişiden biri diğerine, “Jüri heyeti üstat Halil Paşa’nın tablosunu beğenmemiş, reddetmiş...” deyince öteki, “Vay canına... Nurullah Ataç bu heyete de mi girdi!” diye şaşkınlık belirtmektedir. Ataç, Cumhuriyet döneminde Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’ın ortaya koydukları Yeni şiir hareketine destek vermesi ve bu hareketin savunuculuğunu yapması sebebiyle de karikatürlere konu olmuştur.


Orhan Veli
*Bir Garip Veli

Karikatüristlerin ilgisine mazhar olanlardan birisi de şair Orhan Veli’dir. Ancak Orhan Veli’nin, “Nüktesi kendinde olan bir çizgi sanatı” diye tarif ettiği karikatür sanatı ve bu sanatın icracısı karikatüristlerle doğrusu arasının pek de iyi olduğu söylenemez ve denilebilir ki, dünyada onlardan çektiği kadar da hiç kimseden ve hiçbir şeyden çekmemiştir. Hatta edebiyat dergilerinde hakkında yazılan eleştirilerden bile o kadar müteessir değildir. Ama karikatüristlerin yerli yersiz eleştirileri ve şiirini yok sayıp alaya almaları Orhan Veli’yi ziyadesiyle üzmüş ve çokluk çileden çıkarmıştır.








Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam