VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
11 Kasım 2018 Pazar | Anasayfa > Haberler > Abdülüver’in devleşme ve cüceleşme hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Abdülüver’in devleşme ve cüceleşme hikâyesi

Salih Seçkin Sevinç “Ölüm Yolcusu Abdülüver’in Tuhaf Seyahatleri”nde, Kurtuluş Savaşı yıllarına götürüyor okuru ve savaşın bile teğet geçip unuttuğu bir köyde komutanlık yapan Abdülüver’in yokluk içinde, ülkenin gidişatından ve hatta savaşın bitip bitmediğinden bile habersizce köyü ayakta tutma savaşını anlatıyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN



Abdülüver’in Tuhaf Seyahatleri” adı gibi tuhaf bir hikâye ama bu romana güzellik katan da tuhaflığında gizli. Salih Seçkin bizi bu romanda, Kurtuluş Savaşı yıllarına götürüyor ve savaşın bile teğet geçip unuttuğu bir köyde komutanlık yapan Abdülüver’in yokluk içinde, ülkenin gidişatından ve hatta savaşın bitip bitmediğinden bile habersizce köyü ayakta tutma savaşını anlatıyor. Derken savaşın bittiğini haber vermeye Japon bir haberci geliyor. Ama romanın esrarı tam da bu noktada başlıyor. Geçmiş ve günümüz sarmalında çok katmanlı bir o kadar da fantastik bir hikâye sunarak ilerliyor. Gerisini romanın yazarı Selih Seçkin Sevinç’ten dinleyelim.

Biz sizi harbiyiyorum.com ile tanıyoruz. Birden bir romanla karşımıza çıktınız. Nasıl oldu bu?
Roman yazma fikri hep vardı aklımda. Daha önce “Harbi Yiyorum” adlı bir yemek kitabı yazmıştım. Dediğiniz gibi Türkiye’de ilk blog açıp yazanlardan biriyim. Yani hep hayatımın merkezinde yazı vardı. Bir gün oturdum ve yazmaya başladım ortaya 368 sayfalık bir roman çıktı. Bu benim çocukluk hayalimdi.

Roman savaşın bile teğet geçip unuttuğu bir köyde komutanlık yapan Abdülüver’in trajikomik denilebilecek fantastik hikâyesini konu alıyor. Romanın fikri zihninize nasıl düştü?
Bu roman aslında dedemin yaşamından kesitler sunan bir hikâye. Romana konu olan o köy, dedemin köyü aynı zamanda. Dedem bu köyde mavi gözlü bir kızla tanışıp evlenmiş. O da babaannem işte. O köy gerçek. İlhamımı gerçeklerden aldım ama hikâye biraz fantastik bir şekle büründü.

Romanın en büyük sürprizi Takeshi adındaki Japon asıllı Türk asker. O nasıl dâhil oldu romana, karakter gerçek mi?
Hayır Takeshi benim yarattığım bir karakter. Ancak dediğiniz gibi roman onun hikâyeye dâhil olmasıyla bambaşka bir yöne evriliyor. Dünyanın onlarca ülkesini gezdim; en çok merak ettiğim ülke Japonya oldu. Yakında gideceğim, o zaman bu sorunun da yanıtını bulmuş olurum.

Roman gerçeklerden besleniyor, bir noktadan sonra okurun düş ile gerçeğin içine çekiyor. Bu bilinçli yaptığınız bir şey mi? Zaten ana karakterin adı Abdülüver, Güliver’e atıf gibi.
Evet. Bu isimli bilinçli olarak yaratıldı. Romanın bir bölümünde Abdülüver, hem büyük paralar ülkesine hem de küçük paralar ülkesine gidiyor.Birinde kendini küçücük diğerinde ise çok büyük hissediyor. Çünkü dünyada hayat paraya konumlanmış durumda. Bazı ülkeler var bir gidiyorsun hiçbirşeyi yettiremiyor cüceleşiyorsun, bazısında ise kocaman bir dev oluveriyorsun. Bu bir düzen eleştiri de aynı zamanda.

Bir anda her şey değişebilir

Roman bir de bize dayatılan ve aslında istediğimiz hayat vurgusu da yapıyor. Abdülüver ölüm döşeğinde aslında yaşadığından farklı hayat yaşamaya başlıyor. Abdülüver’in asıl yaşamak istediği hayat başkamıydı? Bu herkese indirgenebilir mi?

Yaşamak istediği değil de aslında hepimiz bir hikâyeyle bu dünyadan gidiyoruz. Sonunda bile olsa “insanın hayatında bir anda her şeyin değişebileceği” üzerine bir kurgu var orada. Yaşadığımız şeyler bir anda tamamen de değişebilir. Bunu anlatmak istediğim o kurguyla.

Paylaş