VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
04 Şubat 2011 Cuma | Anasayfa > Haberler > Adalet arayışı!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Adalet arayışı!

Bugün 50’li yaşlarında olan kuşak, bir önceki kuşaktakilerden şöyle cümleleri duymuştur; “yahu, bizim Ermeni komşularımız vardı, gayet güzel de geçinir giderdik, bir kötülüklerini görmedik, iyi insanlardı. Birbirimizin düğününe, cenazesine gider gelirdik.”

Komşuluk iyi güzel de, Hıristiyan oldukları dışında komşumuz Ermeniler bir halktı, o halkın bir hikâyesi vardı, bunu bilir miydik? O hikâyeyi bilir miydik; kendi hikâyemizi bildiğimiz kadar olsun bilir miydik?
Merak eder miydik?..

Tarih araştırmacısı, yazar ve yayıncı Arsen Yarman’ın birini Ocak 2008’de, diğerini Nisan 2010’da yayımladığı iki kitap, bize Ermeni halkının hikâyesiyle, hiç değilse hikâyenin belli bir tarih diliminde denk düşen bölümüyle tanışma şansı veriyor.
Kitapların ilki, Ocak 2008’de yayımlanan “Sivas 1877”. İkincisi ise Nisan 2010’da yayımlanan iki ciltlik “Palu-Harput 1878”. Her iki kitabın ana unsurları, dönemin İstanbul Patriği Nerses Varjabedyan tarafından görevlendirilen üç rahibin farklı zamanlarda Anadolu’da Ermeni tebaanın yoğun olarak bulunduğu bölgelere yaptıkları ziyaretler sonucu hazırladıkları raporlar ve ardından yazdıkları kitaplar.

“KANUN” PEŞİNDE...

“Sivas 1877” rahip Boğos Natanyan’ın Sivas marhasalığı (bir piskoposun -araçnort- ruhani ve yönetsel başkanlığına bağlanmış bölge) ve Sivas Vilayeti’ne bağlı birkaç önemli şehir (Sivas, Tokat, Amasya, Merzifon) hakkındaki raporlarını içeren kitabıdır. Rahip Boğos Natanyan, Sivas marhasalığındaki gezisinde hem “kanun”u aramış, hem de ‘maalesef “kanun”dan haberdar olmayan ya da sahip çıkıp onun uygulanmasını talep ve takip etmeyen Ermeni tebaanın’ durumunu saptamaya, tespitlerini Patrikliğe ve nihayet Ermeni halkına aktarmaya çalışmıştır. Sirvart Malhasyan’ın Ermeniceden çevirdiği kitapta bahsi geçen “kanun” 1863 Ermeni Nizamnamesi’dir. 1856 Islahat Hatt-ı Hümayûnu’nun ardından Ermeni cemaati “Azkayin Sahmanatrutyun Hayots”u (Ermeni Milli Anayasası) hazırlamış ve Osmanlı hükümeti bu metni Türkçe “Nizamnâme-i Millet-i Ermeniyan” adıyla 17 Mart 1863’te onaylamıştır. Nizamnâme “parlamento”ya dayalı bir yönetim biçimini öngörmektedir. Bu niteliğiyle Osmanlı yönetim sisteminde demokrasiye doğru bir kıpırdanışın işaretini vermekte öte yandan da Ermeni halkı için dirlik, tebaanın diğer halklarıyla barış, hakkaniyet içerisinde yaşama ve asayiş umudu vaat etmektedir.

Dönem, hem Osmanlı’nın hem de Ermeni tebaanın dert içre dert yaşadığı bir dönemdir. Nizamnâme, Ermeni halkta hüküm sürmekte olan “sınıfsal” statülere ilişmekte; bu da hem sarayı hem Patrikhane’yi hem de hâkim sınıfları aynı anda düşündürmektedir. Patrikhane’nin bir başka sorunu da Protestan misyonerler ve Katolikleştirme girişimleridir. Ermeni halkı ise tebaanın diğer halkları ile ağır asayiş sorunları yaşamaktadır.
Ve en nihayet bu tablo, Osmanlı’nın Rusya ve Avrupa’yla yaşadığı sorunların çizdiği tablonun içinde şekillenmektedir.
Boğos Natanyan’ın yolculuğuna çıktığı dönemin burada özetlemeyi imkânsız kılacak kadar girift ve çok yönü olan tarihsel koşullarını, kitabın girişindeki Arsen Yarman imzalı yaklaşık 150 sayfalık “Sunuş” bölümünde okuyoruz. Birçok tarihçinin görüşüyle desteklenmekle birlikte tarihçilerin eleştirilerine elbette ki açık olacak bu bölüm için kitabın önsözünü yazan John Freely şöyle diyor: “(...) Arsen Yarman, Natanyan’ın raporunu Türkçeye kazandırmakla kalmamış, kitabın başına bölgenin tarihini ve Natanyan’ın biyografisini de içeren kapsamlı bir sunuş yazısı yazmıştır. Ayrıca metne paralel fotoğraflar, belgeler ve dipnotlar kullanarak esere zaman zaman okuyucunun içini buracak derecede canlılık kazandırmıştır.”
Freely biraz yukarıda da şunu söylüyor: “19. yüzyılın sonlarına ait nüfus verileri, Ermenilerin Sivas vilayetinin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturduklarını göstermektedir. Bu bilgilerden öteye, Sivas ve Anadolu’nun başka yörelerindeki Ermenilerin o zamanki demografisi, ekonomik, dini ve sosyal hayatı hakkında kaynak bulmak, özellikle iyi Ermenice bilmeyenler için çok zordur. (...) kitap bu bakımdan çok önemlidir, çünkü zamanımıza kadar belirsiz kalmış olan Osmanlı’nın son zamanlarındaki Sivas Ermenilerinin tarihine ışık tutmaktadır.”

“Sivas 1877 ” rahip Boğos Natanyan’ın 4’üncü kitabı. Ama bir de 5’inci kitabı var. Ki biraz da gizli saklı yayımladığı anlaşılan bu kitap belki de sürgün edilmesine ve hayatını kaybetmesine -çünkü sürgün edildiği yerde kısa süre içinde ölüyor- yol açmış. Yarman bu kitabı “Sivas 1877”nin devamı gibi görülebilecek ikinci çalışmasına, “Palu-Harput 1878”e almış.

“Palu-Harput 1878” 2 ciltten oluşuyor: 1. Cilt “Adalet Arayışı” alt başlığını taşıyor, ikinci cildin alt başlığıysa “Raporlar”. İkinci cilt, Natanyan’ın 5’inci kitabı dışında rahipler Vahan Bardizaktsi ve Karekin Sırvantsdyants’ın Çarsancak, Çemişgezek, Çapakçur, Erzincan, Hizan ve civar bölgelere ilişkin raporlarını kapsıyor. Bu kitaptaki Karekin Sırvantsdyants’ın iki ciltlik “Toros Ahpar Ermenistan Yolcusu” adlı kitabının Sivas’la ilgili bölümleri “Sivas 1877”de de yer alıyor.

“Sivas 1877”deki yaklaşık 150 sayfalık “sunuş” çalışması bu ikinci kitapta hem kronolojik aralığı hem de kapsamı genişleyerek 494 sayfalık bir kitap olmuş (1. cilt). Bu kitabın önsözünü yazan Osmanlı ve Orta Doğu tarihi uzmanı Prof. Donald Quataert (Binghampton University NY. Türkçeye çevrilmiş bir Osmanlı Tarihi -1700/1922- ve başka eserleri bulunuyor) rahiplerin anlatılarının değerini belirttikten sonra 1. ciltteki tarih çalışmasına dikkat çekiyor ve kitabın şu özelliğinin altını çiziyor: “(...) Elimizdeki eseri önemli kılan bir başka neden de bu özgün 19. yüzyıl evraklarının Ermenice olmasıdır. Ermenice, çoğu Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bilmediği bir dildir. Bugünkü okur Osmanlı topraklarında kullanılan dilleri Osmanlıca, Ermenice, Rumca, Ladino vs- okuyabilmek için akademik desteğe gereksinim duymaktadır. Elimizdeki Ermeniceden günümüz Türkçesine çevrilmiş eser okuyucularına bu desteği vermektedir. (...)”

***
Osmanlı tarihi diye okuduğumuz -kuruluş, yükseliş, duraklama ve çöküş- tarih bir fetihler tarihinden, imparatorluk kurmuş bir hanedanın tarihinden ibaret değildir; o imparatorluğun tebaası olmuş halkların hikâyesinin bir parçasıdır. Gerçekten bir fikir sahibi olabilmek için, halkların tarihini öğrenmek gerekir.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam