VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Şubat 2017 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Ahmak olmak ya da olmamak
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ahmak olmak ya da olmamak

Robert Musil, ahmaklığı “Niteliksiz Adam”da bırakmamış, 1937 yılında Viyana’da bunun üzerine iki gün konuşmuş, nihayetinde de düşünceleri “Ahmaklık Üzerine” adıyla kitaplaştırılmış.

OYLUM YILMAZ ERİŞ



Hatırlarsınız (hatta unutmak ne mümkün), Aziz Nesin bundan yıllar önce, kendi halkının aptallığına dair somut bir yüzde verdiğinde, büyük bir fırtına kopmuş, üzücü olaylar yaşanmış, bir yandan da iddia enine boyuna konuşulmuştu konuşulmasına ama çok önemli bir nokta hep eksik kalmıştı. Nesin, bu iddiasında kendini içinde yaşadığı halktan ne kadar ayırıyordu? Bir aydın kibri mi vardı sözlerinde yoksa bir yazar olarak, edebiyatın içine doğan bir ruh olarak kendi aptallığının, ahmaklığının da altını mı çiziyordu? Robert Musil’in “Niteliksiz Adam”ıyla yanıtlamaya çalışalım: Çünkü eğer ahmaklık içten bakıldığında yeteneğe tıpatıp benzemeseydi, dışarıdan bakıldığında gelişim, deha, umut, iyileşme gibi görünmeseydi, herhalde kimse ahmak olmak istemezdi ve ahmaklık diye bir şey bulunmazdı. En azından onunla mücadele etmek çok kolaylaşırdı. Ancak ne yazık ki son derece alımlı ve doğal bir yanı var.”

İki günlük konuşma
Ahmaklık, kibir, deha, yetenek ve yazarlık ve hatta yazarlığın toplumsal konumu… Bugün, bizim Nesin’le, dünya edebiyatının Dostoyevski’yle, Puşkin’le andığı ve hâlâ tartışılan, siyasi olarak da toplumsal gündemi olan kavramlar şüphesiz… Hal böyle olunca Robert Musil, ahmaklığı “Niteliksiz Adam”da bırakmamış, 1937 yılında Viyana’da bunun üzerine iki gün konuşmuş, nihayetinde de düşünceleri “Ahmaklık Üzerine” adıyla kitaplaştırılmış. Yazarın ahmaklık üzerine dile getirdiği düşünceleri, çok konuşulmuş, çok tartışılmış ve eleştirmekten çekinmediği kendi zamanının siyasi durumu hemen tüm zamanları anıştırdığı için de hep güncel kalmış.
Öncelikle Musil, ahmaklığı akıllılığın tam karşısına koymuyor. Onu konuşması boyunca kibirden, köylü kurnazlığından titizlikle ayırıyor. Bir adım daha ilerleyince de ahmaklıkla dahiliğin yan yanalığına varıyor. “Dahilik ve ahmaklık da kopmamacasına bağlıdırlar birbirlerine; ahmak sayılmak, cezalandırılma korkusuyla yasaklandığından, insanlar fazla konuşmanın ve kendinden fazlaca söz etmenin ilginç bir yolunu bulmuşlardır: Yazarlar üzerinden. Yazar, bütün insanlar adına konuşarak bir şeyden tat aldığını ya da güneşin gökte durduğunu anlatabilir, kendi fikirlerini söyleyebilir, sırlarını açığa vurabilir, itiraflarda bulunabilir, kendi özeli olan konularda düşüncesizce hesap verebilir ve bütün bunlar öyle görünür ki sanki insanlık aslında kendine yasakladığı bir şeye, istisna yapıp izin veriyormuş gibi olur.” Bu kadarla da bırakmaz yazarlığın yakasını Musil! Devam eder; insanlığın edebiyat aracılığıyla durup dinlenmeden kendinden söz ettiğini, yazarın yardımıyla aynı hikâye ve olayları milyon kere kendi kendine anlattığının altını çizer ve son vuruşu da acımadan yapar: Bütün bunların sonucunda sanıldığının, hep beklenegelinenin aksine ne bir gelişme kaydedilir ne de bir duygu zenginliği oluşur…
Görülüyor ki ahmaklık ve sanat arasında, sanatsal deha arasında sıkı bir bağ kuruyor yazar. Üstelik şaşırtıcı bir biçimde bu bağı kadın sanatçıda daha da sıkılaştırıyor. Sanatla iç içe geliştirdiği “dürüst ahmaklık” kavramını “kadın sanatçıya” benzettiğini söylüyor. Eril bir suçlama mı yoksa sanatı biraz önce sözünü ettiğimiz gibi, ahmaklıkla iç içe geçmiş bir şey olarak görme biçimini, olumlu anda ileriye taşıma mı? Bu soru, yazarın konuşmasında ne yazık ki muğlaklığını koruyor. Ama her iki türlüsü için de, bize üzerinde düşünülmesi gereken iki bakış açısı sunuyor, diyebilirim.

İkinci yanıtsa kabulümüz, sanatın dişil yanının tartışmasız ağır bastığı bir kabule yönelebiliriz. İşi daha da ileri götürüp yazarın da sanatçının da cinsiyeti ne olursa olsun, zaten kadın olduğunu korkmadan öne sürebiliriz… Birinci yanıt ise her şeyi yeniden bir yana bırakıp bizi eril akılla, erkek yazarla mücadeleye yönlendirecektir ister istemez. Doğal ve alımlı olanın, ki burada ahmaklığın tanımı olarak kullanılıyor, kadınla özdeşleştirilmesinin karşısında bir duruş aramaya başlamak gerekir belki de. Bunu cinsiyetsiz bir okur olarak talep ederiz, elimizden başka türlüsü gelmez.

Ahmaklık ve siyaset
Gelelim son olarak ahmaklık ve siyasete… Robert Musil, ahmaklığın çaresi olarak belki de hiç akla hayale gelmeyecek bir şey önerir bize: Alçakgönüllülük! Ancak iş siyasete, güce, iktidara gelince alçakgönüllülük, doğası gereği, uçup gider. Dolayısıyla güce ve iktidara sahip olup da ahmak olarak kalmayan, ahmaklaşmayan yoktur!

“Niteliksiz Adam”la modernizmin romanını yazan Robert Musil’den kısa, derinlikli, üzerinde yıllarca düşünülecek, tartışılacak bir kitap “Ahmaklık Üzerine”. Modernizmin lanetli bir sahne kurup karşımızda kılıktan kılığa soktuğu hayati kavramların varoluşları ve değişimlerini izlemek için şahane bir fırsat hatta.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Ağustos 2017 Yıl : 13
Sayı : 162