VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Haziran 2012 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > “Akıl, en güçlü deliliktir.” *
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“Akıl, en güçlü deliliktir.” *

""Sisle Gelen Yolcu"" da yazarın diğer kitapları gibi incelikli bir araştırma ürünü.

Yonca Boztunalı

Grange...

Bilen biliyor. Hatta çevrenizde şöyle bir ufak araştırma yaparsanız; etrafınızdaki insanların neredeyse iki gruba ayrıldığını göreceksiniz... Jean-Christophe Grange’ın tüm kitaplarını okuyanlar ve onunla hiç tanışmamış olanlar!

Birinci grup, yorumlara, eleştirilere, kitapla ilgili yazılara aldırış etmeden gidip en son çıkan kitabını da alıp okuyacak yazarın; tamamıyla kendi başına keşfetmek isteyecek ve hakkında hiçbir ipucu duymak istemeyecek belki de. Öte yandan; kitabı almadan önce iyice heyecanlanmak isteyenler ve ne diyor bu sefer Grange, kimlerle örmüş sisler ardındaki gizemi diyenler ile ikinci grupta olanlar yazımı okuyabilirler.

BİR SOLUKTA OKUNUYOR
Kitapları filmleştirilen Grange, "Sisle Gelen Yolcu"da da sıkı bir kurgu ve detaycılıkla işliyor öykülerini. Hikayede her şey gözünüzde bir film gibi capcanlı akıp gidiyor. Hatta ben her karaktere ünlü aktör ve aktrislerden birini koyarak okudum kitabı diyebilirim, ama bunların isimlerini vererek hayalgücünüzü etkilemeyeceğim. Zaten Grange’ın kitaplarını anlatırken detaya girmek okuyucuya da yazara da fena şekilde saygısızlık oluyor.

"Sisle Gelen Yolcu" da yazarın diğer kitapları gibi incelikli bir araştırma ürünü yine. Kitabı okurken karşınıza çıkan bir ressamı merak edip eserlerini incelemeye başlayacaksınız buna eminim... Mitolojiye merak salacaksınız belki siz de, psikolojideki eşzamanlılık kuramına takacaksınız bir süre, outsider art’ı inceleyeceksiniz, romanın bir yerinde durup Lily Alllen"dan "22" dinleyeceksiniz karakterle aynı anda.. Kimlerle mi tanışacaksınız... Fahişeler, evsizler, akıl hastaları, sarhoşlar, escort kızlar, ressamlar, fotoğraf sanatçıları, psikiyatrlar, polisler, askerler...

Kitap yine bir solukta okunuyor; polisiye gerilim matematiğini üstün bir şekilde formülize ederek, konsantrasyonun kesinlikle dağılmasına izin vermiyor Grange. "Sisle Gelen Yolcu", yorgun bir zihne enerji verirken, dolu bir kafanın da dikkatini tamamıyla başka yöne çekerek rahatlatıyor ve tarzıyla sizi sımsıkı sarıyor. Bu açıdan bakarsanız zihniniz ne halde olursa olsun size ilaç gibi gelecek bir süreliğine Grange... "Sisle Gelen Yolcu"yu okurken öyle kaptırmıştım ki; bir an yatağın üzerinde çömelmiş, kitaptaki akıl hastaları gibi ileri geri sallanarak durmaksızın sayfaları hızla okurken buldum kendimi... Çok sevdiğiniz bir dizinin bütün bölümleri elinizin altında olunca, arka arkaya durmaksızın izlemek gibi bir bağımlılık yapıyor bu kitap da başlayınca.

Bavulsuz olmak.. Yani yerleşik yaşamdan uzak, eşyasız, köksüz sürekli hareket halinde bir yaşam sürmek... Hermann Hesse"nin "Bozkırkurdu" gibi... Grange, bavulsuz bir hayatın bize neler sunacağını ve bizi nelerden mahrum edeceğini anlatıyor. Aslına bakarsanız kitabı okuyunca ailemizin, dostlarımızın günlük hayattaki rutin işlerimizin bizim için hayatta ne denli önemli birer kazanım olduğunu anlıyorsunuz. Hayatınızda hiç kimse olmadığında, hatta hayatta varlığınızı tasdikleyecek hiçbirşey olmadığında (ev, iş, fatura, kimlik, arkadaş..) sizinle bir akşam yemek yemiş bir evsizin bile geleceğinizi nasıl etkileyebileceğini görüyorsunuz.

KİMİ BÖLÜMLERİ ÜRPERTİCİ
"Beni öldürmeyen beni güçlü kılar." Günümüzün farklı paylaşım alanlarında facebook’ta twitter’da, zor bir durumda en çok kullandığımız bu beylik söz... (Nietzsche’nin Tan Kızıllığı kitabından). Grange kitabında bunun tersini söylüyor... Ve aslına bakarsanız hikaye de bu çerçevede gelişiyor. Şöyle diyor Grange’ın psikiyatr karakteri; “Bu bir aptallıktı... Hergün yaşanan acı insanı dayanıklı hale getirmezdi. Yıpratırdı. Kırılganlaştırırdı. Zayıflatırdı... İnsan ruhu, dayanıklılığının sınanmasıyla tabaklanan bir deri değildi. Duyarlı, nazik, içli bir zardı. Bir şok anında yaralanır, örselenir ve bunun izlerini hep taşırdı.”diye aslında hayatta yaşananların insanda bıraktığı izlere ve etkilere dikkat çekiyor. "Sisle Gelen Yolcu"da ; akıl hastalarını, evsizleri anlatan Grange, yaşananların insan üzerinde bıraktığı izleri ve bunun şiddetiyle ulaşılacak inanılmaz sonuçları önümüze seriyor biraz da...

Eugene Ionesco’nun “Akıl, en güçlü deliliktir.” sözünü kitabına taşıyan Grange; “bir çılgınlığın gerçeğe dönüşmesi için başkalarına ve kendine karşı ikna edici olmak yeterliydi” diyerek aklın gücüyle imkansızın nasıl da mümkün olabileceğini büyüleyici bir üslupla anlatıyor.

Grange’in annesine ithaf ettiği bu yeni kitabının kimi bölümlerini okurken gözümde canlanan sahneler, itiraf etmek gerekirse bazen içimi ürpertti... Ama bu bölümler, kitap sinemaya aktarıldığında gözlerimi kapayacağım yerler benim için. Grange’ın kendisinin de, bu fikirlerin ona nasıl geldiğini düşününce ürperdiği bölümlerden bahsediyorum. Yazarın üslubuna ve tarzına ne kadar alışkın olsanız da kitabı okurken bu kısımları fark edip, irkileceksiniz.

Grange’ın baktığı her şeyden ilham aldığını bu kitapta da görüyorsunuz; Anadolu’da bir çobandan, İstanbul boğazındaki vapur iskelelerine kadar pek çok farklı ülke ve kültüre bir yerden dokunuyor yazar. Kitapları için “en büyük ilham kaynağım insan ırkının deliliği” diyen Grange bu kitabında tam da işte insan aklını ve onun sınırlarını zorlayan bir öyküyle karşımıza çıkıyor. Gerisini siz düşünün..

* Eugene Ionesco




Sisle Gelen YolcuSisle Gelen Yolcu

Jean-Christophe Grange

Detay için tıklayın

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam