VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Mart 2010 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > AKP ile sorusu olan herkese makul cevaplar
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

AKP ile sorusu olan herkese makul cevaplar

AKP’nin “siyasal İslam” kökeniyle ilgili bir tartışma yoktur. Erbakan’ın partileri Türkiye’de hep “siyasal İslamcı” hareketler olmuştur, AKP de o hareketlerin içinden çıkmıştır.

AKP ile ilgili kanaatlerin en yaygını aslında bu partinin “halka yakınlığı”dır. 2002’den itibaren iki genel iki de yerel seçimde partinin aldığı oy oranları bunu gösteriyor. AKP ile ilgili ikinci yaygın kanaat de “takiye” yaptıkları yönünde. Bu kanaatin sahipleri için partinin her demokratik adımı aslında “başka amaçlar” için atılmış adımlar. “Başka amaç” AKP’nin ortaya çıktığı ilk sıralarda “şeriat”tı, ama aynı kesim, zaman içinde bu “başka amaç”ın ABD’nin Orta Doğu politikaları çerçevesinde bir “ılımlı İslam ülkesi”ne dönüşmek olduğuna inanmaya başladı. AKP’nin Avrupa Birliği üyeliği yolunda, birinci iktidar dönemi sırasında önemli adımlar atması, ancak ikinci dönemde yavaşlaması da başka soru işaretlerinin kaynağı oldu. Sekiz yıllık iktidarı döneminde AKP ile birlikte Türk siyasetindeki değişmeyen bir “gelenek” yine gündemdeydi ve bu parti de kendi zenginlerini, kendi burjuvazisini yarattı. AKP’nin “siyasal İslam” kökeniyle ilgili bir tartışma yoktur. Erbakan’ın partileri Türkiye’de hep “siyasal İslamcı” hareketler olmuştur, AKP de o hareketlerin içinden çıkmıştır. Fakat bu kökenine rağmen AKP’nin politikalarının “siyasal İslam” çerçevesinde olduğuna ilişkin fazla kanıt da bulunmuyor. En “müfrit” muhalifler bile bu konuya ağırlık vermiyor. AKP ile ilgili kitaplar, daha çok güncel siyasi konular ya da “irtica” tartışmaları üzerine oldu. “Ak Parti, Toplumsal Değişimin Yeni Aktörleri” kitabında yer alan çalışmalarda bu partiyle ilgili sorulara “makul” cevaplar aranıyor, açık cevap verilmeyen konularda da genel tablolar çiziliyor. Hakan Yavuz’un editörlüğünde yayınlanan 134 makale AKP’nin kimliği, ideolojisi ve politikalarıyla ilgili ana konuları ele alıyor. Siyasal İslam’dan ne kadar uzaklaştı? Kendisi için uygun bulduğu muhafazakâr-demokrat tanımını hak ediyor mu? Türkiye’de gerçek bir değişimin öncüsü olabilir mi?.. AKP’nin kimliğini ve ideolojisini ele alan 7 makale bu ana sorulara cevap arıyor. “Politikalar” bölümünde ise günlük tartışma konuları var. Gareth Jenkins imzalı “Ordu-AKP ilişkileri” başlıklı yazı 2004 yılına kadar geldiği için eksik sayılabilir, ama bugünkü sıkıntılara kadar hangi süreçlerden geçildiğini hatırlatan önemli bir özet niteliğinde. AKP’nin kadın siyasetini ele alan Edibe Sözen’in çalışmasında “üç çocuk” talimatının, AKP’nin başındakilerin hiçbirinin eşinin çalışmıyor oluşunun anlamları üzerinde durulmuyor. Ama AKP’nin siyasi başarılarının ardında güçlü bir kadın desteği olduğunu da görmek gerekiyor. Engin Yıldırım’ın “Adalet ve Kalkınma Partisi”, sürekli demokrasi vurgusu yapan partinin Tekel direnişindeki reflekslerini çok iyi açıklıyor. AKP, seçim kitapçıklarında ve birçok resmi belgesinde sözü edilen emeğin ileri demokrasilerdeki haklara sahip olması konusunda oldukça çelişkili bir durumda kaldı. Bu çelişkili durumda partinin tercihi, “otoriter” ve sınırlı bir demokrasi yönünde oldu. “Ak Parti, Toplumsal Değişimin Yeni Aktörleri” kitabı, içinde yer alan makalelerin farklı bakış açıları taşımasıyla da önem kazanan ve AKP ile ilgili sorusu olan herkese büyük fayda sağlayacak bir çalışma.

Devletin gözüyle Dersim
Bir CHP sözcüsünün, Kürt açılımına karşı “Dersim’de analar ağlamasın denilmedi” sözüyle bütün ülke “Nedir bu Dersim?” sorusunu sordu ve öğrenmek isteyen öğrendi. Dönemin resmi belgelerine göre 1937-1938’de bugünkü Tunceli, o zamanki Dersim’de merkezi hükümetin “daha fazla ilgi göstermesi” üzerine bir isyan yaşandı. Aynı belgeler, Ankara’nın Dersim’e bakışını da “isyanın bastırılması” sürecinde neler yaşandığını da anlatıyor. Dersim olayının hatırlanma, hatırlatılma şekli, o günlerin “resmi” bakışının Ankara’da hâlâ varlığını koruduğunu da gösterdi. Daha Osmanlı İmparatorluğu döneminde bile “sorunlu bölge” olarak görülen Dersim’i, Cumhuriyet hükümeti de “muhtemel sorunların merkezi”, daha da açıkçası “her an patlamaya hazır bir çıban” olarak görüyordu. Kendi kendisine patlamasını beklemek yerine çıbanı patlatma politikası benimsendi. 1937-38 olaylarıyla ilgili resmi raporların içerikleri çok parça bölük öğrenilmişti. Son tartışmayla birlikte bunlar ortaya çıkmaya başladı. Yazarı belli olmayan “Dersim Raporu”, 1933 sonu 1934 başında hazırlanmış, “kayıt altında” sadece 100 adet basılmış. Elimizdeki kitap o dönemde ikinci ordu komutanı olan Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın kitaplığından çıkan o 100 kopyadan birinin aynen basılmışı. Bölgeyle ilgili bütün tarihi gelişmelerin, coğrafi durum ve nüfusun, aşiret yapılarının son derece ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı raporun önemi, genç Cumhuriyet hükümetinin Dersim’e bakışını göstermesi. Bu raporun herhalde bir etkisi olmuştur ki, hemen ardından Ankara’nın “Dersim ilgisi” başlamıştır. O “ilgi”nin arkası da kimilerine göre “isyan”, kimilerine göre “tedip hareketi” olmuştur. Dersim ile ilgili akıllara kazınmış olan cümleyi emekli orgeneral Muhsin Batur söylemiştir. O sırada genç bir pilot subay olan Batur, 40 yıl sonra “hayatının o dönemini hatırlamak ve anlatmak istememekte”dir. “Bugün niye bir Kürt meselesi var ve niye bu meselenin çözülmesini birileri istemiyor” sorusu bir önem taşıyorsa cevabını kavramaya “Dersim Raporu”nu okumanın büyük yararı olur.

Uras’ın insanları
Güngör Uras hem DPT uzmanıdır hem özel sektörde üst düzeyde görev yapmıştır ve hem de ekonomistti, gazetecidir, yazardır. Siyasete de teğet geçmiştir (kitapta bunun hikâyesi de var). “Bak, Ben Sana Anlatayım” adlı kitabında Güngör Uras “insanları” anlatıyor, neredeyse yarım yüzyıllık bir süreç içinde tanıdığı ve sevdiği insanları ince bir mizahın diliyle “tanıtıyor.” Anlattığı hikâyeler çok sade, karmaşık değil, kısa ama hepsi birlikte Türkiye’nin yarım yüzyıllık macerasının “insanlar” üzerinden bir özeti. Her olayın, her hikâyenin bir dersi var. Örneğin “ABD’de Bir Çocuk Okutmanın Hikâyesi” başlığının altında Elif’in başından geçenler varsa da, asıl anlattığı, o okulların neden dünyanın en önemli okulları olduğu ve bizdeki eğitim sisteminin ve mantığının ne kadar geride kaldığıdır. Diğer yandan, Giresunlu vatandaşın Samsun’dan aldığı jakuzinin hikâyesi de bir “ileri gidiş” hikâyesidir. Vehbi Koç, Turgut Özal portreleri de en ciddi araştırmacılar için önemli kaynak niteliğindedir. Ciddi ve önemli olayları, önemli kişilerin farklı yüzlerini Güngör Uras’ın kaleminden okumak oldukça zevkli, herkese tavsiye edilir.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam