VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2015 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Ali ve Ayşe’nin dönem macerası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ali ve Ayşe’nin dönem macerası

Ece Temelkuran yeni romanı “Devir”de iki çocuğun gözünden 12 Eylül döneminin sancılarını anlatıyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN


"Muz Sesleri” ve “Düğümlere Üfleyen Kadınlar” romanlarının yazarı gazeteci-yazar Ece Temelkuran yeni romanı “Devir”de 12 Eylül dönemini ele alıyor. 1980 Mayıs’ının son günlerinde Ankara’da başlayan roman, şehrin mahallelerini, meyhanelerini, sokaklarını, parklarını kendine mesken eylemiş. Buna rağmen yazar, son yıllarda edebiyatta popüler olduğu üzere bunun bir “Ankara romanı olmadığı”nın altını çiziyor.

“Devir” adından da anlaşılacağı üzere bir dönemi anlatan bir roman. Türkiye tarihinin en kritik dönemlerinden birini, 12 Eylül’ü, o günleri, o günlerin şiddet ortamını, yalnızlığını, çaresizliğini iki çocuğun gözünden anlatıyor. Kahramanlarımızın isimleri ise Ali ve Ayşe. Yani tüm ders kitaplarında yer alan, maceralarını okuyarak eğitim gördüğümüz iki klasik isim. Ancak bu kez, onların dilinden Türkiye’nin ders kitaplarına yansımamış bir “macerası”nı, okullarda dillendirilmeyen, oynanmayan bir “oyununu” okuyoruz.

Ayşe sekiz yaşında, annesi ve babası 12 Mart darbesinden sonra evlenmiş, orta sınıf bir ailenin çocuğu... En yakın arkadaşı Ali ise bir gecekondu mahallesinde yaşıyor. Bu iki arkadaşın tek bir amaçları var: Kuğulu Park’taki kuğuları kurtarmak çünkü o zaman “devrimci abiler ve ablalarının” ölmelerini engelleyebilecekler.

Yani iki saf varlığın gözünden ülkenin tüm saflığını kaybettiği bir dönem anlatılıyor. Bu nedenle yazar, romanını “Masumiyetin ve güzelliğin katledilmesi” olarak tanımlamış; “Ama en çok zarafetin. Bugün yaşadığımız bu sonsuz kabalığın o günlerle bir ilgisi var. Bence şu anda izlediğimiz filmin bizim kuşak için ilk sahnesi 12 Eylül’dü.Ben şuna hâlâ inanıyorum: O zamanlar insanlar da ilişkiler de daha iyiydi. İnsanlar birbirlerine de geleceğe de daha çok inanıyordu. Her ne kadar 80 öncesi herkes birbirini gırtlaklasa da o delilik içinde bir umut vardı. Şimdi ise herkes bıkkın ve köşesine çekildi. O insanların devri geçti.”
Yani iki masum kahramanın hikayesini okuyoruz masumiyetini yitirmiş bir okur kuşağı olarak. Çünkü yazara göre bizlerin hikayeleri, anıları eksik. Ne kadar geri dönersek dönelim, ne kadar çabalarsak çabalayalım çocukluğumuzu hissetmemiz mümkün değil.

Zira yasaklanmış çok sözcük var ve dahası “Hatırlamak çok tehlikeli bir oyun” Yani bunu; “Güzelleştirebilirsiniz de çirkinleştirebilirsiniz de... İşin kötüsü bugünkü hikâyenizi o yanlış hatırlama üzerine kurabilirsiniz. Ben bugünkü Türkiye’nin yanlış hatırlama üzerine kurulduğunu düşünüyorum. Şunu bize iyice bellettiler: ‘Kardeş kardeşi vuruyordu’. Öyle değildi. Artık herkes eksik anlatıyor.”

Paylaş