VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mart 2013 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Amerika suç tarihine kısa bir bakış
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Amerika suç tarihine kısa bir bakış

“Amerika suç tarihinin şeytani yazarı” James Ellroy’un sancılı bir döneme yaptığı göndermelerle dikkat çeken polisiye klasiği “American Tabloid”, Kennedy suikastinden FBI’ın entrikalarına, medyanın gücünden Küba devrimine uzanıyor.

Tekin Budakoğlu
tekinbudakoglu@hotmail.com

Parçalanan cümleleri ve eksiltili kelimeleriyle kendine özgü bir yazım dili yaratan Amerikalı James Ellroy, polisiye romanın en bilinen, sıkı yazarlarından. İlk anda adını tanıdık bulmayanlar onu, sinemaya da uyarlanan fakat beklentilerin nispeten uzağında kalan “Black Dahlia” romanıyla hatırlayacaklardır. Romandan beyazperdeye aktarılırken içi boşaltılan çoğu başarısız örneğine karşın yine Ellroy’a ait olan “L. A. Confidential” ise konusu, oyunculukları ve yönetmen zekâsıyla hâlihazırda polisiye türünün kült filmleri arasındadır; sağlam bir filme ihtiyaç duyulduğunda hatırlanır, özlenir ve tekrar tekrar izlenir. (Yakın zamanda James Franco da “American Tabloid”in film haklarını satın aldı, umudumuz iyi bir uyarlama olması yönünde.)



Romanlarını okuyanlar ya da romanlarının senaryolaştırıldığı filmleri izleyenler bilir; Amerika tarihinin siyasi yozlaşmalarını irdelemeye, polis teşkilatının içerisinde hasıraltı edilen yolsuzluklara dikkat çekmeye bayılır Ellroy. Bunun için de olabildiğince kara bir tablo çıkartır okurun önüne: Siyasi suikastler, tecavüzler, devlet-mafya anlaşmaları ve ikili oynayan polisler aracılığıyla oluşturduğu bu tablo, kurmacadaki başarısının yanı sıra, dönem dönem dillendirilen fakat çoğu zaman kanıtlanamadığı için hafızalarda hep bir ihtimal olarak kalan siyaset-polis-mafya üçgeniyle ilgili ayrıntılı ipuçları da verir.

SANCILI DÖNEM
Amerika polis teşkilatının en karanlık dönemleri arasında gösterilen 1950-60’lı yılları konu edinen ve Times tarafından 1995 yılının en iyi romanı seçilen “American Tabloid”te Ellroy, yine benzeri bir kurguyla karşımızda. Ellroy’un seçtiği zaman aralığının önemi, yalnızca polis teşkilatındaki usulsüzlüklerin zirve yaptığı dönem olmasından kaynaklanmıyor; aynı zamanda Kennedy ve Nixon arasındaki başkanlık yarışı süreci ve Küba’da Castro’nun Fulgencio Batista’yla giriştiği askeri mücadele de romanın gerek merkezi, gerekse de arka planı açısından üzerinde durulması gereken önemli siyasi gelişmeler.

James Ellroy özeleştiri kabiliyeti, gerçekleri önyargısız görebilme yetisi yüksek bir yazar. Anlattıkları kadar, realiteden beslenerek Amerikan tarihinin sancılı dönemlerinden birine ışık tuttuğu “American Tabloid”in henüz girişindeki kişisel yargısı da bunu açık seçik ortaya koyuyor: “Amerika hiçbir zaman masum olmadı. Gemide gelirken deldirdik zarı, geriye baktığımızda da hiçbir pişmanlık duymadık. Düşüşümüzü tek bir olaya ya da olaylar dizisine bağlayamazsın. Yaradılıştan zaten eksik olan bir şeyi yitiremezsin.”

Kuşkusuz Ellroy’un bahsettiği, öncelikle insani ve ahlaki bir düşüş. Bu düşüşün en etkili dinamiklerinden biri de siyaset ve kamuoyu üzerindeki hükmedici etkisi artık çoğumuz için malum olan medya.

SİYASİ KOMPLOLAR
Romanda, John F. Kennedy’nin yakın gelecekteki seçimlerde başkan olmasını istemeyen ülkenin sayılı zenginlerinden Howard Hughes da medyanın gücünün farkındadır ve yozlaşmanın başındaki adam olan FBI müdürü J. Edgar Hoover’ın isteğiyle “Hush Hush” isminde bir gazete çıkartmaya başlar. Güncel haberler vermekle uğraşmaz “Hush Hush”; tek amacı müdür Hoover’ın uygun gördüğü şantajları, sansasyonel iddiaları oluşturacak zeminler hazırlamak, gerçekleştirmek ve bunları sayfalarına taşıyarak gündemi manipüle etmektir.

“Hush Hush “gazetesinin sahibi Hughes, seçimleri Kennedy’nin kazanmaması için var gücüyle çalışır; Nixon’a para yardımı yapar, bu uğurda önüne çıkanları gözünü kırpmadan öldürtür ve daha da ileri giderek Kennedy’ye özel görüntülerinin olduğu bir tuzak tezgâhlar. Şans eseri olaydan haberdar olan Kennedy ise gazetenin o günkü baskısını durdurarak olası bir skandalın ve seçimi kaybetme ihtimalinin önüne geçmiş olur. Howard Hughes ve tanınmış mafya liderlerinin John F. Kennedy’nin başkan olmasını istememesinin altında yatan gerekçe ise küçük kardeş Robert F. Kennedy’nin yıllardır mafyayı yok etme çalışmalarıdır. Bu doğrultuda Kennedy’leri bitirmeye çalışan Hughes’un bütün kirli işlerini yapan ise eski bir polis olan Pete Bondurant’tır.



FBI HER TAŞIN ALTINDA
Bütün bu kanundışı olayları kurgulayan FBI müdürü Hoover, bir yandan yetenekli fakat diğerleri kadar yolsuzluğa, kanunsuzluğa batmış olan ajan Kemper Boyd’u emekli ettirerek bağlantıları aracılığıyla Kennedy’lerin yanında işe başlatır; Kennedy’lerin güvenini kazanan Boyd, olan biten her şeyi gün be gün amiri Hoover’a raporlamaktadır. Bundan sonra, hep birlikte Hoover tarafından yönetildiklerini bilmeyen Hughes’ın adamı Pete Bondurant, bizzat Hoover’ın göreve sürdüğü Kemper Boyd ve Boyd’un isteğiyle onlarla çalışmaya başlayan Ward J. Littell arasında sürekli saf değiştiren, soygun ve şantajlara karışan, siyasilere tuzak kuran polis profili belirginleşir.
Bu sırada Küba’da da sular hızlı akmaktadır: Castro’nun gerillaları sonunda Batista’yı mağlup eder ve yönetimi ele geçirir. Kısa zaman sonra Nixon ve Kennedy arasındaki zorlu çekişmenin galibi Kennedy olunca, yine FBI’ın isteğiyle aynı zamanda Kennedy için çalışan Kemper Boyd yeni bir görev üstlenir: Amerikan ordusunun Küba’ya saldırması için Kennedy’yi ikna etmek. Çünkü artık Castro’nun elindeki komünist Küba, Amerikan mafyasının elindeki kumarhanelere kan kusturmaktadır. Mafya da bunu tersine çevirmek için satın aldığı FBI ve polis sayesinde Castro’yu iktidardan indirerek eski rant kapısını sağlama almaya çalışır. Üstelik bu kumarhanelerde FBI’ın da payı vardır.
Bondurant ve Boyd’un çabaları sonucu, Castro’nun siyasi suçlu olarak sınırdışı ettiği Batista yanlılarından suikast için askeri birlikler kurulur, senatörler satın alınır, hatta UF isminde Küba’da faaliyette bulunan şirket aracılığıyla Amerikan çıkarlarına hizmet edecek elemanlar yetiştirilir.
Hikâyesini sürekli yer değiştiren, kaygan bir zemine yerleştiriyor Ellroy: Romandaki aksiyonu canlı tutan ve birden fazla tarafa çalışan üçlü Bondurant, Boyd ve Littell, Kennedy’nin Küba’ya saldırıyı geciktirmesine daha fazla tahammül edemez. Tek yol, başkan Kennedy’yi öldürmekten geçmektedir. Artık namlunun ucunda Amerikan Başkanı John F. Kennedy vardır: Planlar yapılır, suikast hazırlanır ve 1963’te, Dallas’taki başkanlık konvoyundan acı silah sesleri yükselir.









Paylaş