VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
25 Ocak 2010 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Amerikalı edebiyat devlerinin çıldırma hikâyeleri...
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Amerikalı edebiyat devlerinin çıldırma hikâyeleri...

Dünya tatlısı bir arkadaşım “Yazarlar hem merak uyandırıcı, hem de mesafeli durulması gereken insanlardır” demişti bir seferinde.

Yazarların dünyasını nasıl bilirsiniz?
Renkli; tuhaf; korkutucu; dengesiz; monoton; gizemli?
Dünya tatlısı bir arkadaşım “Yazarlar hem merak uyandırıcı, hem de mesafeli durulması gereken insanlardır” demişti bir seferinde. Hakkının teslim edilmesi gereken bir cümle. Diyelim ki yazarsınız: Düş gücünün katmanları arasında binbir gece vaat eden bir yolculuğa çıkmış ya da çıkmaya hazırlanırken ödenmesi gereken soyut bedellerin ve somut, parayla ilgili olan faturaların, trafikte kaybedilen saatlerin, sorumluluklarını üstlenmek durumunda olduğunuz çocuklarınız, yakınlarınız varsa onların günlük dertlerine derman olabilme tereddütünüzde yatan insani gerilimin, hele hele Türkiye gibi bir ülkede yaşıyorsunuz anbean değişen pejmurde politik gündemin ağına düşmemeniz mümkün değildir. Bu noktada zaten pamuk ipliğiyle bağlı olduğunuz yaşam sigortalarınız kendiliğinden atabilir ve çok tuhaf yerlere savrulabilirsiniz.
Peki, tamam.
İşin aslı bu savrulmalar için böylesi hengamelere de gerek yoktur. 24 saati 24 saatine uymayan insanların çoğu yazarlardan çıkar. Ancak işin hakkını teslim etmek gerekiyor: Bu dengesizlikten kaynaklı bir tuhaflık değil; yazarların duygu denizinde çıktığı inişli çıkışlı serüvenle ilgili bir sonuçtur. Yaratmakla ölüm arasında gider gelir yazar. Bazen yaratı kazanır bazen ölüm!
Joyce Carol Oates’un Everest Yayınları’ndan çıkan “Vahşi Geceler!” adlı kitabını okurken bu ve benzeri düşünceleri aklınızdan geçirebilirsiniz. Oates, Amerikan meslektaşları Edgar Allan Poe, Emily Dickinson, Mark Twain, Henry James ve Ernest Hemingway’a birer oyun oynar. Onları son günlerine taşır ve hemen hepsinin ağır ağır delirmelerini bizlere aktarır.
Örneğin Poe, karısının ölümünün ardından bir deniz fenerine çekilir ve orada delirir! fiiirlerinden biri kitaba adını veren Emily Dickinson şair bir robottur -delirmek çeşit çeşittir! Mark Twain, o delişmen ruhlu adam huysuzun önde gideni bir ihtiyardır artık; Henry James savaş gönüllüsü olarak karşımıza çıkar ve gönlünü bir askere kaptırıverir; Hemingway ise yaşlılığının son günlerinde babasıyla çekişen bunağın teki olup çıkmıştır. Oates tüm bu öyküleri gerçek metinlerin izini sürerek yazdı€ını söyler okura, açık açık. Poe için yazdığı öykü yazarın 1849’da ölümünün ardından bulunan tek sayfalık el yazmasından yola çıkarak kaleme alınmıştır. Henry James’in öyküsü yazarla ilgili iki kitaptan esinlenerek kotarılmış, Hemingway’inki ise bizzat yazarın “Ölülerin Doğal Tarihi” adlı eserinden esinlenerek kurgulanmıştır. Mark Twain’i anlattığı “Büyükbaba Clemens ve Maymunbalığı, 1906” adlı öykü yine Twain’le ilgili iki kitabın ışığında kurgulanmış bir çalışmadır.
Bu heyecan verici öykü yolculuğunda bana en ilginç gelen öykü ünlü şair Emily Dickinson için yazılmış olanıydı. Yalnızlıktan ne yapacağını şaşırmış New York’lu bir çiftin, sınırlı sayıda üretilmiş ve yakında tamamen piyasadan kalkacak ama Nisan boyunca yüzde 20 indirimli EDickinsonLüksKopya’yı satın almalarıyla başlayan bir serüvendir bu. Kopya, otuz yaşından elli beşine, şairin öldüğü yaşa kadar programlanmış, bu yıllar arasında ileri ya da geri sarılabilecek, mide ve bağırsak sistemi olmayan, cinsel organları bulunmayan, kanı ya da sıcacık çarpan kalpleri namevcut robotlardan biridir. Ama ne de olsa şairdir. Ve şair bir robotsanız mihrap hâlâ yerinde demektir. Olan olur, robotun şiirleri, hayata bakışı zamanla kendi halinde yaşayıp giden bu çifti ele geçirir. Kadın şiirler yazar ve yazdıkça Emily’nin okumasını, yorum yapmasını ister. O diyalog çağın halini ve bu manasız çağa mahkum bırakılmış insanı temsil etmesi anlamında müthiştir:
Kadın sorar:
“Sevgili Emily; şiirlerimden umutlu musun? Ya da çok mu belirsizler?”
fiair Robot cevap verir:
“Sevgili Hanımım belirsizlik gözdedir, şiirde değil.”
Kadın yalvarır:
“Sevgili Emily, keşke bilmece gibi konuşmasan. Biliyorsun kocam bunu sinir bozucu buluyor. Ben de buluyorum. Lütfen bana şunu söyle: fiiirlerim iyi mi? Sence gerçek olandan söz ediyorlar mı?”
fiair Robot cevap verir:
“Sevgili Hanımım! Gerçek sapmadığı sürece yetersizdir. Gerçek Yalandır.”
Evin hanımı bu son cümleleri de keşfedemeyecek ve iyiden iyiye üzülecektir. Kocası ise umulan bir biçimde Emily’ye karşı duyduğu öfkeyi, dozu giderek artan erkeksi bir nefrete taşıyacaktır. Ve beklenen olacak kocanın bu nefreti bir efendi-köle ilişkisi eşliğinde Emily’ye -neredeyse- tecavüz etmeye varacak bir faşizme ulaşacaktır. Zira Birleşik Devletler yasasına göre bu EDickinsonLüksKopya adamın biricik malıdır! Oates bu çarpıcı öyküyü Dickinson’un çarpıcı şiiriyle bitirmekten hiç çekinmeyecek ve bizlere yalanlardan bir an önce sıvışmamızın fena olmayacağını hatırlatacaktır. Tıpkı evin hanımıyla robot Emily’nin bir gece vakti sırra kadem basmalarında yatan esas gibi.
Parlak Düğümleri Hayaletlerin
Selamlar Bizi Kanatlarıyla.
Adama kala kala, bu dizeler kalacak ve adam onlarla içini tütsüleyecektir. Öylesine yalnızdır ki!

YAZDIKLARI “YAŞAM BOYU BAŞARI ÖDÜLÜ” GETİRDİ

Joyce Carol Oates, Amerikan edebiyatının yaşayan en büyük efsanelerinden biri. Yazarlık serüveninde elliden fazla kitabı yayımlanan Oates, bu üretkenliğinin karşılığını da fazlasıyla almış. 1970 yılında Them adlı romanıyla National Book Award ödülünün sahibi olan yazar, 1996 yılında da PEN Malamud’dan “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nü kazanmış. Geçtiğimiz yıllarda adı Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında da sıkça anılan Oates, 1938 yılında New York’ta doğdu. ‹lk romanı With Shuddering Fall’u ise gencecik bir yaşta, 28’inde yayımladı. O günden beri durmadan yazıyor... Çocuk kitaplarının yanı sıra takma adla birçok polisiye kitap yazdığını da belirtelim. Everest Yayınları’ndan çıkan “Wild Nights!-Vahşi Geceler!” adlı öykü kitabında, yazarın farklı bir yolculuğuna tanık oluyoruz. Onun yapıtlarında gördüğümüz sıradan insanlar ve bu tür insanların karanlık dünyalarını, böylesi dünyaların şiddete açılan kapılarını bu kitapta dolaylı olarak görüyoruz. Eğlenceli, komik bir anlatıcısı var Oates’un “Vahşi Geceler!”de...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163