VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2016 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Anadolu’da yaşayanlar dönüştükçe, dönüştürecekler
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Anadolu’da yaşayanlar dönüştükçe, dönüştürecekler

Shaman Durek, on yıl önce ölmüş ve tekrar hayata dönmüş. Tamamen kendi şifa gücü ile fiziksel ve mental sağlığını geri kazanmış. Sık sık ülkemize gelen ve insanımıza dair saptamaları olan Durek, bu kitabını özellikle bizler için yazmış.

AYLA AKBUAR



Dünyada ve hayatımızda olanlar kalbimizi sıkıştırdığında; şefkatin azalıp zalimliğin ve şiddetin arttığını gördüğümüzde; bedenimizde ters giden şeyler olduğunda ve tıp çaresiz kaldığında; kendimizi hapis ve çıkamayacağımızı sandığımız bir dehlizin içinde hissettiğimizde bizi zorlayan, elimizden gelenin yetmediğini bilmektir. Harcadığımız çabalar ve aklımızın yettiği yollar çözüm getirmediğinde ıstırabımız ve sonuçsuz kalmak, başka türlü bir düşünmeye yönlendirir bizi. Bildiklerimizi bir kenara koyar, bilinmeyenden yardım isteriz. Dualar ederiz, adaklar adarız, sadakalar veririz. Başka? Fallara, meditasyonlara, spirütüel tekniklere, şifacılara da başvurabiliriz. Kimisi sadece şekilde çözüm sunsa ve derman olamayacak kadar boş olsa da, bilmediğimiz dünyanın şifa sunan özel insanlarıyla da karşılaşabiliriz. İşte o zaman, aklımızı bilinmeyenin dünyasına açıp, çok daha engin bir kaynakla temasa geçebiliriz.

Şifa misyonuyla doğdu
İnsanlığın başlangıcından beri, bilinmeyenden talep edilenler çoğunlukla karşılık bulmuş olmalı ki günümüzde tüm canlılığıyla sürüyor. Özellikle son otuz yılda, spiritüel yöntemler tüm dünyada geniş bir kitleye hitap eder oldu. Bunda, globalleşme ve internetin çok büyük katkısı olsa da, insanoğlunun çağdaş hayattaki amaçsız mutluluk hedefine dünyasal zenginliklerle ulaşamayışını anlamasının payı da yüksek elbet. Türkçede spiritüel kitap basan yayınevi yirmi yıl önce sadece birkaç taneyken, şimdi sayıları onlarcayı buldu. Buna bağlı olarak da, bu konudaki kitapların sayısı da dünyadaki hemen tüm yöntemleri tanımamıza imkân verecek kadar yeterli.
Şamanizm, Türk kültürüne hiç de yabancı olmayan bir kavram. Binlerce yıl önceki Şaman geleneklerimizden bazılarını günlük yaşamımızda hâlâ devam ettiriyoruz (çaput bağlamak, kurşun dökmek, nazar okumak, nazar boncuğu takmak, tahtaya vurmak vs). Ancak, ülkemizde Şaman olduğunu söyleyen birkaç ses dışında, bilinen bir Şaman yok. Bunda şamanlığın aileden gelmesi gerektiği şartının yanı sıra, Şamanik eğitim veren kişilerin yokluğu da bir etken muhtemelen.
Mona Kitap’tan çıkan “Uyanış - Türkiye Topraklarında Bir Şaman ” özellikle bizler için kaleme alınmış. Kitabın yazarı Shaman Durek, Türkiye’nin (Anadolu topraklarının) iki sebepten dolayı dünyanın dönüşümünde önemli bir rol oynayacağını söylüyor. Birincisi, binlerce yıldır, sayısız dine ev sahipliği yapmış bu toprakların özel bir titreşimi olması; ikincisi, göçebe-Kelt-barbar diye nitelediği Türk ataların sahip olduğu özellikler.

Hindistan-Norveç-Afrika-Haiti kökenli bir ailenin çocuğu olan Durek, Şaman olduğunu beş yaşındayken anlamış. Büyükannesi, Havai asıllı bir şifacı imiş ve daha Durek doğmadan onun şifa misyonu olacağını söylemiş. Çocukluğundan itibaren bu yönde de eğitilmiş olan yazarımız, on yıl önce ölmüş. Evet, yanlış okumadınız, ölmüş ve birkaç dakika içinde tekrar yaşama döndürülmüş. Beyinsel fonksiyonları çalışmıyormuş ve felç olmuş. Sonrası, doktorları da şaşırtacak bir şekilde gelişmiş. Tamamen kendi şifa gücü ile fiziksel ve mental sağlığına geri dönmüş!

Türk Humması
Durek ilk kez on altı yıl önce Türkiye’ye gelmiş. Hatta bu gelişi de, İran’dayken “ağlayan ve çığlık atan kadınlar” imgesiyle şekillenen bir durugörü sonrası olmuş. Tasavvuf öğretisine ilgi duyarak bu konuda çalışmalar yapan yazar, hastalık dönemi dışında sık sık gelip bireysel ya da grup seansları almasının yanı sıra konferanslar da veriyor. Ülkemize-insanına dair gözlemleri ve saptamaları bu yüzden haylice isabetli. Bu kitabı da, özellikle Türkiye insanı için yazmış. Anadolu topraklarında yaşayan insanların dönüştükçe, dönüştüreceğine inandığı için.

Kitap, bazılarını kızdırabilir baştan söyleyeyim. Çünkü lafını esirgemiyor. Bize özgü defoları kendini sakınmadan dile getiriyor. Çaresiyle birlikte elbet. Kitabın içinde konularla bağlantılı ve bireysel olarak kolayca uygulanabilecek Şamanik ritüellerin yanı sıra, sonuna eklenmiş “bonus” uygulamalar da var. Defo derken, mesela “Türk Humması” diye bir tanım yaratmış. Türkiye’de birçok insanda olduğunu iddia ettiği “iyi görün, haklı ol, mükemmel ol” sendromu. Mükemmel, haklı ve iyi görünmezlerse dünyanın başlarına yıkılacağı korkusuyla maskelerin, duvarların ardına gizlenmiş insanların aslında çok mutsuz olduklarına ve kendilerini sevmediklerine dikkat çekiyor. Her durumda kendini seven, zihinsel-bedensel-duygusal-enerjisel anlamda kendi yüksek hayrına bir şey yapmadığında bile kendini seven nazik ve evrilmiş bir birey değilsen, çok kolaylıkla başkalarından bulaşabilir de diyor. Türk Humması’na sahip kişiler, kendilerine objektif bakamadıkları, gerçek ihtiyaçlarına duyarlı olamadığı için de gelişemez, büyüyemez Durek’e göre. Ve daimi olarak “spiritüel araf”ta kalır. Neşeyi, kahkahayı, aydınlanmayı yaşayacağı yerde, korkularıyla dipsiz bir karanlığa mahkum olur.
İçine atmak, pasif saldırganlık ve ardından gelen kontrolsüz patlamalar, hayır diyememek, korku temelli yaşam biçimi, büyüyemeyen erkekler, aşırı bağımlı ilişkiler, oğluna tapan anneler, yargılama aşkı, her şeyi bildiğini sanma yanılgısı, kıskançlık ve kıyaslayarak tükenme/tüketme, dedikodu, drama merakı… Hepsi de çok aşina olduğumuz haller. Ancak, Anadolu topraklarındaki çokkültürlülük yüksek bir enerjisel gücü de barındırıyor. Durek, “Bu topraklarda yaşayan insanların yaşam biçimi olarak Şamanizmi seçtiklerinde kaosu, baskıyı, yıkımı ve karanlığı; ışığa, sevgiye, şifaya ve yükselmeye dönüştürmek mümkün” diyor.


Kitaptan…

* Şamanizm kendi içindeki ilahi benlikle bağlantıda olmak demektir.
* İnsanın Tanrı’yı sevip sevmediğini anlamanın en iyi yolu, diğer insanlara ve kendisine nasıl davrandığında yatar.
* Şefkat, başka bir insan hakkında hiçbir şey bilmediğini bilmektir.
* Karanlık seni korkularınla kandırır.
* İnsanlar gerçekten sesini çıkarmanı istemiyorlarsa senden korkuyorlar demektir.
* Türkiye’de nesilden nesle devreden bir huzursuzluk var.
* Hayatın sadece sana ait, onunla ne yapacağın sana kalmış.
* Köleleştirdiğin insanlar her an sana bir şey olmasını beklerler.
* Senin neye sahip olduğunu, ne bildiğini ve kimleri tanıdığını hiç umursamayan birisinden çok daha fazla sevgi alırsın.
* Kalplerdeki ateşi sevgiyle, yaşamla, doğaya adanmışlığın kıvılcımıyla yakmak mümkün.



Paylaş