VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2010 Pazar | Anasayfa > Haberler > Analar acılarına rağmen barış için mücadele ediyor
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Analar acılarına rağmen barış için mücadele ediyor

Orhan Miroğlu’nun “Her Şey Bitti, Ana’ya Söyleyin” adlı kitabının Everest Yayınları tarafından yeniden yayımlanması yerinde bir karar olmuş.

Ahmet Tulgar

Orhan Miroğlu annelerle konuşmuş. Annelere anlattırmış. Sonra kendisi aradan çekilmiş. Kalamamış. Bu kadar acıyla okurun karşısına çıkmaktan çekinmiş sanki ya da hasretle, umutla anlatan bu anaların sözünü kesmeye gönlü el vermemiş. Ve bırakmış okur karşılaşsın. Acının böylesiyle. Evlatlarını, kocalarını 30 yıllık Kürt savaşında kaybeden, devlet teröründen yoksulluğun şiddetine kadar türlü acımasızlıkla mücadele etmek zorunda kalan, (yine de) “Barış Annesi” olmuş kadınların herkesçe öğrenilmesi, anlaşılması, yüzleşilmesi toplumsal bir sorumluluk, hatta toplumsal bir ihtiyaç olmuş acısıyla.

Geçen yaz hükümetin ilan ettiği, sonra iki defa adını değiştirdiği, şimdiki adı “Milli Birlik Projesi”, aradaki adı “Demokratik Açılım”, aslı “Kürt Açılımı” olan sürecin doğru yönetilememesi Türkiye’de, demokrasi çevrelerinin nicedir dikkat çektiği bir de “Türk sorunu” olduğunun net olarak görünmesine yol açtı. Bu sorunu, bu “Türk sorunu”nu daha da yaygınlaştırarak, daha da büyüterek.

Kürtler’in her talebinin hayli büyük bir Türk nüfusu tarafında, tarafından bir tür yenilgi ya da ihanet gibi algılanıp dirençle, öfkeyle karşılaşması olarak ortaya çıkan bu sorun, savaş lobilerinin niyetlerinden, ırkçılık, faşizm, ultra-milliyetçilik gibi toplumsal hastalıklardan farklı ama bunlara da meydan veren, uygun ortam sağlayan bir olgu. Ve nedeni bilgisizlik.

Evet, Türkiye toplumunun büyük bir kısmı hâlâ bu ülkede Kürt yurttaşların, özellikle son 30 yılda neler çektiğinden bihaber. Önce ne yasal düzenlemeler ne mevzuat değişiklikleri, önce, öncelikle vicdan. Öncelikle vicdanlar harekete geçmeli, geçirilmeli. Vicdanları harekete geçirecek olan da bilgidir, acıları, acıyı, o acıyı bilmek.

Ülkeyi giderek bölen empati zafiyetini ortadan kaldıracak olan bu kıymetli ve iyileştirici bilgidir işte.

Geçtiğimiz günlerde köşe yazarları ile BDP eşbaşkanlarının buluşmasında da bunu konuştuk. Yani bütün bu “açılım süreci”nde en fazla ihmal edilenin bu türden toplumsal bilgilenme ve bilgilendirme yol ve yöntemleri olduğunu, “açılım”ın belki de bu yüzden yürümediğini.

Sanmam ki, bilseler, bilinse böyle davranır, bugün Kürt sorununun çözümüne, barışa direnç gösteren, duyarsız kalanlar.

O zaman anlayacaklardır bunun kendilerini nasıl bir kolektif suçun faili yaptığını. Onları ne hale getirdiğini.

Bilginin kendilerini iyileştirmesine izin verecek, iyiliğin gururunu seveceklerdir. Orhan Miroğlu’nun kitabı “Her şey Bitti, Ana’ya Söyleyin” böyle bir bilgi içeriyor. Kulak vermekten imtina etmenin zor olduğu annelerin acısını.

Barış Annesi Sakine Arat’ın acısı gibi acıları.

1984 yılında Diyarbakır Cezaevi’nde ölüm orucunda olan çocukları için Kenan Evren’le görüşmeye giderken oğlu Cemal’in öldüğü haberi “Her Şey Bitti, Ana’ya Söyleyin” diye gelen.

Sakine Arat gibi yaslı analar bugün de barış mücadelelerini sürdürüyor.

9 Mayıs’ta Ankara’daydılar. Üç gün oturma eylemi yaptılar. Cumhurbaşkanı’ndan, Başbakan’dan, Genelkurmay’dan randevu istediler. Muhatap bulamadılar. Döndüler.

Paylaş