VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Eylül 2014 Pazar | Anasayfa > Haberler > Anksiyete büyüdükçe, adam da büyür
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Anksiyete büyüdükçe, adam da büyür

“Maymun Aklı”, modern insanın en büyük meselelerinden birine parmak basıyor: Kendini kaotik bir dünyada yalnız hisseden, hayatta kalma mücadelesi veren, hem ekolojik, hem siyasal hem de sosyal olarak güvensiz günümüz insanının kaçınılmaz kaygı sorununa...

AYLA AKBUAR

Woody Allen fimi sever misiniz? Ben severim. En çok da, genellikle kendini oynadığı, kaygısı yüksek, kafasının içindeki düşüncelerin ışık hızıyla ve zincirleme aktığı, entelektüel ve kaygısı çenesine vurmuş, kendiyle ve ait olduğu kültürle dalga geçen o karaktere bayılırım... Seyretmesi çok zevklidir. Peki ya o insan olmak nasıl bir şey?

OkuyanUs’tan çıkan “Maymun Aklı”nı okurken bana hep o karakter konuşuyor gibi geldi. Zaten yazar Daniel Smith de kitapta mizahı bol bol kullanmış. “Maymun Aklı” gerek kapak tasarımı, gerek konusuyla okuyucunun ilgisini en başta çekmeyi başarıyor. Konusu; çağdaş insanın en büyük dertlerinden biri. Anksiyete yaşayan genç bir adamın yaşadıklarını mizahla sarıp sarmalayıp öyle güzel anlatıyor ki, pek de sevimli olmayan bir konuyu gülümseyerek, bazı yerlerde kahkaha atarak ve bunu yaparken biraz suçluluk, biraz da bu halinize şaşkınlık duyarak okuyorsunuz.

SARHOŞ MAYMUN

Kaygı, hepimizde olan ve hayatın çeşitli durumlarına karşı önlem almamıza, kendimizi korumamıza ve günlük meselelerimizi çözmek konusunda hazırlıklı olmamıza yarayan normal bir duygu. Hepimizde var. Her duygu gibi uygun yer, uygun doz ve uygun sıklıkta yaşandığında faydalı. Tıbbi olarak “Yaygın Anksiyete Bozukluğu” (YAB) olarak tanımladığımız hastalık durumunda ise, kişi sürekli ve var olan durumdan/ şartlardan bağımsız, şiddetli bir kaygı/ endişe duyar. Yani duygunun yaşanmasında doz, şiddet ve sıklık yönündeki farklılığın yanısıra, duygunun somut bir nedene dayanıp dayanmadığı da hastalık ya da normallik sınırının belirleyicisi olur. Kitabın ismi “Maymun Aklı”; budistlerin sarhoş bir maymuna benzettiği zihnimizin kaygıyı beslediği ve sakinleştirilmesi gerektiğinden geliyor.
Kitabın kahramanı, genç yaşlardan bu yana bu hastalıktan bezmiş biri. Annesinde de anksiyete bozukluğu var ve üstelik annesi psikolog olmasına rağmen, rahatsızlığının tetiklenmesinde en önemli rolü oynuyor çoğu zaman. Yazar bu hastalığın Yahudiler’e özgü olduğunu iddia etse de, toplumun yüzde beş ila altısında bu rahatsızlık görülüyor. Sebepleri kalıtım da olabilir, çevresel faktörler de. Ancak rahatsızlığın başlaması hep yoğun bir stres yaşantısının ardından oluyor.

Yoğun stres yaratan durumun ardından bedensel semptomlar başlıyor. Panik ise, buna göre en hafif hal. Şiddeti duruma göre değişen krizde yapabildiği tek şey, kriz başladığında kaçacağı sığınak noktasına gitmek. Zamanla; insanların arasındayken gözyaşlarını kontrol edebilir, dibine kadar yediği tırnaklarının kanayan etlerini tek tek bandajlayabilir, ama terini kontrol edememenin sıkıntısını hep çeker. Çağdaş ve ankisiyete çeken birinin kendine sorması gereken en önemli sorulardan biri yazara göre “koltuk altlarımla ilgili ne yapmalıyım?”dır.

Kendisinin ter savaşında denediği yöntemleri okurken yaşam enerjisini sadece bu konuyla bile nasıl tükendiğini anlamak mümkün. Mesela, bir kere yöneticisinin yanına girerken, bir rulo tuvalet kağıdını sıkıştırıyor koltuk altlarına. Sonra o rulolar yere yuvarlandığında yaşadığı utanç ise anlatılır gibi değil. Gün gelir, kendini yalnız ve gerçek dışı algıladığı bir dünyanın acil servisinde gibi hissettiğinde kızıp bu haline isyan ediyor: “Yeterdi artık. Yeter! ‘Dinle beni: Si.tir git! Bu saçmalıklardan bıktım usandım. Kazanmana müsaade etmeyeceğim. Daha fazla katlanamayacağım. Kahrolası hayatımı yönlendiriyorsun ve sen ÖLMELİSİN!’ dedikleri noktaya ulaşmıştım. ” Ancak kızgınlık gerekli olsa da yeterli değildir. Ankisiyetesini yönetebilmesi için “daha iyi yönetilmiş ve mantıklı bir yaklaşımda bulunmak” gereklidir.

Ankisiyetesiyle bu kadar içli dışlı olmuşken kahramanımızın başına iki şey gelir. Daha doğrusu iki farklı türde duvara toslar. Önce iş hayatında yazdığı bir yazı sebebiyle eleştiriler, tehditler ve mahkemelerle uğraşmak zorunda kalır. Neredeyse eş zamanlı olarak da çok sevdiği kadın tarafından terk edilir. Öncesinde sevgililerine “it-çek” döngüsünde davranan ve ankisiye bozukluğu olan Kierkegaard, William James, Kafka gibi ünlüler kervanında yer almak gurunu okşar. Sonrasındaysa, bu terk edilişin kendisi tarafından hazırlanmış olduğu gerçeğinin yıkıcı etkisi, onu terapistiyle işbirliğine neredeyse mecbur bırakır. Terapisti Brian’ın tek istediği “kaygılı hissettiğinde ne düşündüğüne odaklanması”dır.

ÖN LOBLARIN ETKİSİ

“Aklımın daha önce hiç farketmediğim bir yönünü daha çok fark etmeye başladım; ayrımsama yüzeyinin hemen altında, ön loblarıma tünemiş küçük bir haber spikeri gibi sürekli devam eden, sürekli yakınan, sürekli yorum yapan, bir çeşit bilinçaltı gevezelik.”
Beynindeki bu küçük gevezenin hiç de çekilir biri olmadığını anladığından itibaren de “aklının içeriğine mantık uygulamaya” başlar. Daha önce “Singing İn The Rain” seyrederek sadece hızını kesebildiği ankisiyete bombasını, artık etkisiz hale getirebildiğini fark eder. Elbette, disiplinle üstünde çalışmaya devam ettiğini de öğrenir, deneye yanıla. Ankisiyete bitmez, yönetilmesi öğrenilir.

“Maymun Aklı”, modern insanın en büyük meselelerinden birine parmak basıyor: Kendini kaotik bir dünyada yalnız hisseden, hayatta kalma mücadelesi veren, hem ekolojik, hem siyasal hem de sosyal olarak güvende hissetmeyen günümüz insanının kaçınılmaz kaygı sorununa... Kaygıyı tadında yaşayamayan geveze zihinlerimizin bunu nasıl bir hastalığa dönüştürebileceğini eğlenceli, hatta komik bir uslupla anlatıyor. Ancak, küçük bir eleştiriyi eklemek gerek: Zaman zaman anlaşılması güç paragraflar, çevirinin biraz daha özenli yapılması gerektiğini düşündürüyor. Kitaptan bir alıntı ile bitirelim. “Kierkegaard haklıydı: İnsan olmak, kaygılı olmaktır. Fakat bu sadece başlangıç noktası. Bir sonraki ve en önemli adım, kaygını tamamen boğmadan, onu nasıl disiplin altına alacağını öğrenmektir. Hatta, boğmayı istemeksizin.”

Maymun AklıMaymun Aklı

Daniel Smith

Detay için tıklayın

Paylaş