VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2015 Cuma | Anasayfa > Haberler > Anti-kahramanların isimsiz dünyası
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Anti-kahramanların isimsiz dünyası

Yeni romancılara şans vermek için düzenlenen Everest İlk Roman Yarışması 10 yaşında. Ödülün bu yılki sahibi “Geceyi Atlatabilmek” isimli romanı ile Bora Aşık oldu.






Gizli romancılara” şans vermek ve edebiyata yeni isimler kazandırmak amacıyla on yıldır düzenlenen Everest İlk Roman Yarışması’nı bu yıl, genç bir yazar, 25 yaşındaki Bora Aşık “Geceyi Atlatabilmek” isimli romanıyla kazandı. Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü mezunu olan Aşık, 2014 yılında da “Hasat” isimli öyküsü ile FABİSAD GİO Başarı Ödülü’nü almıştı.
“Öfkesini dindirmek” için yazdığını söyleyen genç yazarın ona ödül getiren ilk romanı “Geceyi Atlatabilmek” ise, anti-kahramanların yer aldığı bir sistem eleştirisi.

Romanın kahramanlarının bir diğer özelliği de hiçbirinin gerçek adını kullanmıyor oluşu. Hepsinin bir lakabı var ya da kısaca “hışt!” diye çağrılıyorlar. Romanın ana kahramanı Ruttuk gibi. Herkesle her şeyini paylaşıyor ama adını asla! Evinde de her şeyden iki tane olan, kendisine ikram edilen sigaraları bile ikiye bölerek karşısındakine veren bu “paylaşımcı” biri o. Daha doğrusu ideolojilerin adamı; o yüzden hep “izm”lerle konuşuyor.

Onun aşık olduğu, bir ortaya çıkıp bir kaybolan, nerede yaşadığı bilinmeyen, hayatı provoke etmeyi seven saçlarının uçları mavi olan kızın adını da bilmiyoruz. Ona sırf saçlarından ötürü Okyanus Saçlı Kız diyoruz. Okyanus’un en büyük eğlencesi insanlar. Mesela bir bankamatik kuyruğuna giriyor ve sıra kendine geldiğinde de uzun uzun oyalanıyor, oysa bir kartı bile yok, rastgele tuşlara basıyor. Kuyruk uzuyor, insanlar söyleniyor, kimi cayıp gidiyor. Bu tepkileri gördükten sonra “işini ancak bitirmiş gibi” yaparak oradan ayrılıyor. “Hayatın kuyruklarda harcanamayacak kadar değerli olduğunu” göstermeye çalıştığını söylüyor, gülerek. Bir diğer kahramanımız ise Saki.

Bir evsiz; sokaklarda yaşıyor, bulduğu yerde uyuyor, çöpten ya da fast food merkezlerinin artıklarından besleniyor. Polisten kaçıyor, kendi deyişiyle “rozetliler”den! Çünkü o bir katil. Bulunmamak, izini kaybettirmek için bu şekilde yaşıyor ve sürekli gözlem yapıyor. İnsanları, günümüz insanını, korkularına nasıl hapsolduğunu ve sisteme nasıl teslim olduğunu izliyor ve bize anlatıyor.
İşte roman süresince bu kahramanların her birinin hikayesi bir kesişip bir ayrılıyor. Hepsi birbirinden tuhaf olan kahramanların bir araya gelmeleriyle de ortaya gerçeküstü bir kara mizah çıkıyor.
Şu tür cümleler gibi: “Kadın, içkisi gelince kadehi tek hamlede kafasına dikti ve gözlerime bakarak “Gidecek yerin var mı?” diye sordu.
İnsanın her daim gidecek bir yerleri vardır. Ama gittiği her yere ait hissedebilir mi? Asıl sorun buydu işte.

“Evet,” dedim; biraz sonra tuvalete gidecektim. Ait olduğum yer, gideceğim yer bir barın tuvaletiydi. Mesanemin dolduğunu hissediyordum.”

Seçici kurulunu Cemil Kavukçu, Semih Gümüş, Müge İplikçi, Selim İleri ve Handan İnci’nin oluşturduğu Everest İlk Roman Yarışması geçen yıl birinciliğe değer ödül bulamamıştı.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam