VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Aralık 2012 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Arap Baharı’nı anlamak ve sonrasını hayal edebilmek
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Arap Baharı’nı anlamak ve sonrasını hayal edebilmek

Gazeteci Mete Çubukçu, kitabı “Yıkılsın Bu Düzen!”de o topraklarda olup biteni neden, nasıl ve bundan sonra neler olacak sorularına cevap arıyor.







Gazeteciliğe 1986 yılında başlayan, 1992’den bu yana televizyonculuk yapan Mete Çubukçu, Afganistan, Filistin, Bosna, Azerbaycan, Irak, Kosova, Çeçenistan, Cezayir, Lübnan, Mısır, Tunus, Suriye gibi dünyanın birçok kriz ve savaş bölgesinde bulundu. Ortadoğu’nun her zaman sıcak esen rüzgarları onun da mesleğinin beslenme kaynakları.
Zaten; “Yaklaşık yirmi yıldır Ortadoğu’yu izleyen bir gazeteci olarak 2011’de başlayan ayaklanmanın beni heyecanlandırdığını baştan söylemem gerek. Belki de yıllardır beklediğim ama zamanını tahmin edemediğim bir dip dalgası harekete geçiyordu artık” sözleriyle başlıyor son kitabı “Yıkılsın Bu Düzen”e de.
Önceleri sadece haber yapma motivasyonu ile başlayan Ortadoğu gazeteciliği, yıllar içinde bölgenin tarihini, kültürünü, müziğini, siyasal ve sosyal yaşamını, insan ilişkilerini öğrenme çabasına dönüşmüş Çubukçu için. Elbette sayısız görüşme ve detaylı okumalar da bunlara eklenince Ortadoğu konusunda hatırı sayılır bir birikime sahip olmuş.

Yıkılsın Bu Düzen - Arap Ayaklanmaları ve Sonrası Yıkılsın Bu Düzen - Arap Ayaklanmaları ve Sonrası

Mete Çubukçu

Detay için tıklayın









Bahar değil ayaklanma

Pek çoklarımızın kafasında komplo teorilerinin uçuştuğu ve Arap Baharı’nın devamında neler yaşanacağını merak ettiğimiz bir dönemde Mete Çubukçu tüm bu birikimini bir kitapta toplayarak bizleri aydınlatıyor. İletişim Yayınları’ndan çıkan “Yıkılsın Bu Düzen! - Arap Ayaklanmaları ve Sonrası” bölgede dinmek bilmeyen fırtınanın arka planını merak edenler için iyi bir başvuru kitabı niteliğinde.
Ben her ne kadar yazının başından bu yana “Arap Baharı” desem de, Mete Çubukçu ilk olarak bu tanımlamaya karşı çıkıyor kitabında ve bunun gerekçesini şöyle anlatıyor: “Arap Baharı’ tanımlamasından özellikle kaçındım. Çünkü bölgede ‘bahar’ değil ayaklanmalar gerçekleşti. Ayaklanma bir dönüşümü çağrıştırır. “Bahar” terimi hem ithal, hem şablon hem de gelecek açısından sorunlu. Üstelik ayaklanma -iyi ya da kötü- kitlesel bir hareketi, kitlesel bir kalkışmayı yani sosyal bir dönüşümü de içeriyor.”

Bu sadece başlangıç

“Arap ayaklanmaları sadece bir başlangıç” diyor Mete Çubukçu; “Bu başlangıçta Arap halkları kendi kararlarını, tartışarak, çatışarak, uzlaşarak vermek durumundalar. Ama en azından klasik demokrasinin asgari şartlarını yerine getirdikleri oranda başarılı olabilecekler”.

Dikkatler Filistin’e çekildi demokrasi rafa kalktı
“Bölgeye açılmam sorunların ana kaynağı sayılan Filistin ile başladı, ardından Irak Kürt bölgesiyle devam etti. İsrail deyince Lübnan, Suriye ve Mısır’ı ele almak gerekti. İran da
tüm bu süreçlerin dışında kalamazdı. Nitekim Filistin sorunu çözülmeden Ortadoğu sorununun çözülmesinin mümkün olmadığını da söylemek gerek. Aslında modern Ortadoğu tarihinin krizleri, savaşları, ikili ya da çoklu ilişkileri de bu sorun temelinden şekillendi; sadece bölgedeki değil dünyadaki cepheleşme de Filistin sorunu üzerinden yürütüldü. Filistin-İsrail sorunu dünyada hem gündemi belirledi, hem de haklı olarak medyanın dikkatini çekti. Ancak buradaki handikap bölgedeki diğer meselelerin hep arka planda
kalmasıydı; yani Arap coğrafyasının baskıcı yönetimleri, demokratikleşmemesi, yoksulluk, eğitimsizlik, nüfus sorunu ama hepsinden önemlisi tarihsel olarak tüm coğrafyanın dinamiği pek dikkate alınmadı. Diğer yandan bölgedeki diktatörlükler de bu durumu ‘kullandı’. Filistin’i bir ‘malzeme” olarak görerek demokratikleşme, şeffaflık ve haklar konusunu hep ertelediler.”
Yıkılsın Bu Düzen - Arap Ayaklanmaları ve Sonrası Yıkılsın Bu Düzen - Arap Ayaklanmaları ve Sonrası

Mete Çubukçu

Detay için tıklayın







Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163