VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Temmuz 2018 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Arthur’un ‘iyiyi ve kötüyü bulma’ arayışı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Arthur’un ‘iyiyi ve kötüyü bulma’ arayışı

Tecelli Sercan Sırma “İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı”nda Birinci Dünya Savaşı esnasında Erbil’e yerleşmeye karar veren bir İskoç askerin hatıratından kurgulanan gerçek hayat hikâyesi anlatıyor. Yazar, kitabın ana karakteri için “Arthur’un insani olmayan her şeye karşı midesi bulanıyor. Her iki kusmada da, kadın da olsa düştüğü insanlık dışı durumundan, biraz da adil olmayan düzene, yanlış kullanılan cinselliğe kusuyor,” diyor.


NAZLINUR KARAAĞAÇLI


Şeyler "öteki" ile var olur. Bu bağlamda insan da kendine göre bir "öteki" yaratır. Kitap, Arthur isimli İskoç bir bireyin etrafında şekilleniyor. Bambaşka bir coğrafyadan bambaşka birini bir anlamda "öteki"yi kaleme almak sizin için nasıl bir deneyimdi?

Evet, ama sadece bir İskoç olarak bakmayalım. Gerek geldiği coğrafya gerekse milliyeti ve inancından kaynaklı bir “öteki” olarak öne çıksa bile, esas onu “öteki” yapan kendi acısı ile mücadele etmesi yani muhalif âlimlerden yardım beklemesidir. Herhalde içsel olarak ben de “öteki” olduğumu düşündüğüm için Arhur’u yazmak çok keyifli geldi.

Ve neden İskoç bir karakter?

Özel olarak İskoç bir karakter aramadım. Ama tesadüfen Arthur’un Erbil’de yaşayan bir torunu ile tanışınca İskoç karakter kendiliğinden ortaya çıktı. Doğrusu bu da işime geldi. Başka birini, Glasgow’dan Hindistan’a oradan Kürdistan dağlarında dolaştıramazdım.

Arthur'da kitabın ilk sayfalarından itibaren bir tabela okuma ilgisi görüyoruz. Tabelaların şehrin dinamiklerini yansıttığını düşünürsek Arthur'un tabela okuma ilgisini şehrine ait olma isteğinden kaynaklı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Arthur’un tabela okuma ilgisi başlangıçta sadece kardeşi Slavin ile eğlenceli bir zaman geçirmek için başlamışsa da, sonra da o tabelalarda mutluluğun şifresini bulabileceğini umut ediyordu. Zaten bu tabela merakı ve hayalleri onu “öteki” yapmaya yetiyor.

Arthur'un askerliği seçip çıktığı yolculuk onu olgunlaştıran bir anlamda spiritüel de bir yolculuk. Glasgow'dan başlayan bu yolculuğun kutsal özellikleriyle ön planda olan şehirlere uzanması bir arayışın göstergesi olabilir mi?

Zaten o hep bir arayıştaydı. Ama bu farklı merkezi şehirleri dolaşması genellikle iradesi dışında bir güzergâhtı. Tarihte ticaret veya bilim için önemli merkezleri adresli olarak ziyaret eden gezginler var. Ama o öyle biri değil. Sadece etraftaki değerleri arayıp bulan, onlardan yararlanmaya çalışan biri. Dediğiniz gibi hep bir arayışta oldu.


Arthur'u kalternatif bir Arabistanlı Lawrence olarak görmek mümkün mü?

Arabistanlı Lawrence veya Gertrude Bell. Onlara benzetmek doğru değil. O siyasi ve askeri olanına hiç olumlu bakmıyor. Başkalarının iç işlerine karışı duruşu mesafeli. O sadece yaşam ve insanı anlamaya çalışıyor.

J. P. Sartre'ın varoluşçu romanı "Bulantı" oldukça sıradan bir kusma eylemi ile başlar ama ilerleyen sayfalarda kusma eyleminin suçluluk duygusunun, öfkenin ve çaresizliğin bir dışavurumu olduğunu görürüz. Kitapta da Arthur'un iki kere kustuğuna şahit oluyoruz. Bu bağlamda Arthur'u varoluş sancısı çeken/ varoluşçu bir karakter olarak ele alabilir miyiz?
Dediğim gibi, Arthur “insani olmayan” her şeye karşı midesi bulanıyor. Her iki kusmada da, kadın da olsa düştüğü insanlık dışı durumundan, biraz da adil olmayan düzene, yanlış kullanılan cinselliğe kusuyor.

Kitapta kutsal kitaplara ve mitolojik hikayelere çokça gönderme var ve bunların aslında nihai bir inanışın ayrı kolları olduğunu söylüyorsunuz. Kitap boyunca karşılaştığı dinlerin, dinlediği mitolojik hikayelerin Arthur'un inancında ve isyanındaki yeri nedir?

İnançlar ve mitoloji birbirini destekler ve bunlar insana ve içinde yaşadığımız maddi dünyaya aitseler, elbette ki farklı söylemleri olsa bile aynı kökten besleniyorlar. Ama Arthur bunları yakından tanıdıkça, o inançların nasıl köklerinden koparılıp, bilinçsiz, yoksul insanları kullanma aracı haline geldiğini görüyor. “Mutlaka gerçek bir din ve din adamı vardır” umuduyla, bir arayışa başlıyor.


Paylaş

Yeni sayı yeni heyecanBu ay kapağımıza Türk edebiyatının yaşayan en büyük yazarlarından Selim İleri'yi aldık. Selim İleri, edebiyatta 51 yılı geride bıraktı ve bu yıl karşımıza iki yeni romanla çıktı.

Devam