VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2015 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Aşk Bazen Çok Ali
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Aşk Bazen Çok Ali

Gazeteci İsmail Saymaz’ın kılı kırk yararak kaleme aldığı “Ali İsmail Korkmaz-Emri Kim Verdi?” isimli kitabı, 19 yaşındaki bir umudu yaşatamamızın nedenlerini ortaya koyuyor.



S. SERDAR GÜREL


İsmail Saymaz yayımlanmış yedi kitabında bu topraklarda yaşanan-yaşatılan zulümleri, haksızlıkları, insan hakları ihlallerini, ayrımcılıkları; üniformaların şeritleri, yıldızlarıyla kutsanan ve faillerinin dokunulmaz kılındığı cinayetleri yazdı. Unuttuklarımızı hatırlattı, bilmediklerimizi; dava dosyalarını, tanık ifadelerini, yüzlerce sayfalık klasörleri didik didik ederek gün yüzüne çıkarttı. Gönül ister ki ne böyle hadiseler olsun, ne de bunlar üzerine yazılmış kitaplar.

Ama gönül sadece istemekle kalıyor ve bunlara yenileri eklenmeye tüm hızıyla devam ediyor. Saymaz’ın yeni kitabı “Ali İsmail Korkmaz-Emri Kim Verdi?” isimler, şehirler, zamanlar değişse de failleri ve mağdurlarının değişmediği benzer bir olayı konu alıyor.

HENÜZ 19 YAŞINDA

2013 Mayıs’ının son günlerinde Gezi Parkı’nda başlayan ve ilerleyen günlerde Taksim’den dalga dalga tüm ülkeye yayılan protesto gösterileri esnasında yitirdiğimiz canlardan sadece biriydi Ali İsmail Korkmaz. Kısacık yaşam öyküsüne göz attığımızda daha çocuk yaştan itibaren, topluma, insana faydalı olmak için çırpınan birini görüyoruz.

Sevdiği kıza açılmak için doğru zamanı kollayan, okuduğu üniversitenin fotoğrafçılık kulübüne üye olan, yabancı dil öğrenmek, bildiklerini geliştirmek için çaba sarf eden, tutuğu takım yenilince kahrolan, “düşlerinde özgür bir dünya” yaşatan, 19 yaşında, bizler gibi, bizlerin kardeşleri, evlatları gibi biri… Daha doğrusu 2 Haziran günü polis ve esnaf işbirliği ile dövülerek (Bkz. Mahkemenin verdiği karar) komaya girip 10 Temmuz 2013’te hayata gözlerini yumana değin öyleydi.

Dün umutları olan bir gençti; bugün vicdanlarda kanayan yara, statlarda marş, yeni doğan çocuklara isim, koskocaman bir ah ve bir sembol isim. Tıpkı diğer yitirdiğimiz çocuklar gibi. Ama bu toprakların artık sembollere falan ihtiyacı yok. Sadece çocuklarına ihtiyacı var! İnsana, toprağa, hayvana, bitkiye, rüzgâra, yağmura, şiire, gülümsemeye âşık, düşledikleri kadar güzel bir ülkede yaşlanabilen sıradan çocuklara...



KAYITLAR VE DELİLLER

İsmail Saymaz’ın kaleme aldığı “Ali İsmail Korkmaz-Emri Kim Verdi?” kitabının her satırında tekmelerden nasibinizi alıyorsunuz. Kâh o sokakta, kâh silindiği zannedilen otel kamerası kayıtlarında, kâh bir elektronik postada, kâh mahkeme salonunda canınızı çok ama çok yakan bir tekme iniveriyor vücudunuzun herhangi bir yerine kuşandığı tüm nefretiyle.

Ancak Saymaz’ın okura bunu hissettirmek için özel bir çaba sarf etmediğinin de altını özellikle çizmek istiyorum. Sürecin başından beri yaşananları sadece somut delillere (Tanık ifadeleri, mahkeme kayıtları vb.) dayanarak aktaran deneyimli gazeteci yorum yapma işini okurun kendisine bırakmış. Bu satırlar da kitabın, onu okuyan birine hissettirdiklerinden başka bir şey değildir...

Not: Kitaptan elde edilecek gelirin yarısı Ali İsmail Korkmaz Vakfı’na (Alikev) bağışlanmıştır.


ALİ

Öyleyse ben size hep Ali diyeceğim
Aşk bazen çok Ali

Mehmetler ölüyor, Aliler öldürülüyor çünkü
Ayşelerse ya dul ya evli
Ayşe bazen çok Ali

İçimizdeki isimlere bir şans vermeli,
Gidenin peşine düşmeden
Ölenin duasını etmeden
Mümkünse sade, mümkünse seviyeli

Yalnızlık unutuluyor, ayrılıklar unutturuluyor çünkü
Kalanlarsa bile bile ya sessiz ya deli

Öyleyse ben size hep Ali diyeceğim
Hikayenin gerisi zaten çok belli
Dertler zarifse vakit almaz teselli
Hoş geldin esvabımın cevabı, aklımın zamanı
Aşk bazen insandan çok evveli

Öyleyse ben size hep Ali diyeceğim
Aşk bazen çok Ali

*Küçük İskender



Kitaptan...

Avukat Özgür Özlem Öngel, Koyuncu’ya “Mevlüt size dövme talimatı verdi mi?” sorusunu yöneltti. Koyuncu, “Vermedi. Kimseyi de dövmedim. Ayağımı elimi uzattım. Genç çok aktifti, beni geçti,” dedi. Öngel bu kez, “Yakalama talimatı mı verdi?” diye ekledi. Koyuncu, “Tutun diye bağırdı. Biz de panikleşip hani ne bileyim bir vatandaş olarak tutmaya çalıştık,” diye yanıt verdi.
Öngel’in son sorusu, “Peki dövülürken size engel olmaya çalışan biri oldu mu?” şeklinde oldu. Koyuncu, “Ya kimse bize şey yapmadı, karışmadı,” diye konuştu. Avukat Esra Başbakkal Kara ise “Polis tarafından dövüldüğünüzü ifade ettiniz. Yaptığınız bir suç duyurusu var mı, polisi şikayet ettiniz mi?” diye sordu.
Yanıtlar içler acısıydı:

Koyuncu: Susma hakkımı kullanıyorum burada.
(Salonda gülme sesleri yükseldi)
Kara: Soruları seçecek misiniz susma hakkı bakımından. Ben sormaya devam ediyorum da
Koyuncu: Sorduğunuz soruya bağlı.
Kara: Jandarma tarafından gelen raporda Harman Ekmek Fırını görüntülerinin sizin elinizdeyken silindiğine ilişkin bir kesit var. Ve iki kere formatlandığı, silindiği, çok açık. Harman ekmek fırınına ait kendinize ait fırının görüntülerini siz mi sildiniz?
Koyuncu: Ben kesinlikle silmedim, sildirtmedim de.
Kara: Kameranın bozuk olduğunu söylediniz değil mi?
Bozuk kameranın görüntüsünü nasıl oldu yedeklediniz de avukatınız aracılığıyla mahkemeye... Bütün görüntüler ortaya çıktıktan sonra. Yedeklemekteki amacınız ne idi?
Koyuncu: Şimdi benim, burada susma hakkımı kullanmak istiyorum.
(Salondan kahkaha ve alkış sesleri yükseldi, bravo şeklinde sözler söylenmekle ardından itirazlar gelmekle sesler net anlaşılmadı.)

Bu ana kadar suskunluğunu koruyan anne Emel Korkmaz bile gülümsedi. Anne Korkmaz, “Diyorum ya sekiz aydır yüreğim ağlıyor benim, bugün güldürdü beni,” dedi.

Paylaş