VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
20 Eylül 2010 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Aşk bizi yaşam korkusundan korur
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Aşk bizi yaşam korkusundan korur

Aşk, kıskançlık, bıkkınlık, cinsiyet psikolojisi üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Ayala Malach Pines’in son kitabı “Âşık Olmak” karşılıklı yaşanan aşklar ve beraberlikler üzerine...

Belma Akçura

Aşk konusunda kendisini kandıramayanlar iyi bilir: Aşk sosyal bir olgudur, statükocu ve düzenbazdır... Bilinçdışı kurgulanmış bir ilişki biçimidir... Tam da bu nedenle aşkın özellikle de romantik aşkların her zaman “başlama” nedenleri olduğu gibi, “bitirme” nedenleri de olur... Kadınların ‘patron’larına, patronların da genç ve güzel kızlara âşık olması bundandır...
Araştırmacı yazar Ayala Malach Pines, İletişim Yayınları’ndan çıkan “Aşık Olmak” kitabında insanoğlunun en karmaşık, en derin ilişki biçimi olan aşkı, özellikle de romantik aşkı masaya yatırıyor. Kime neden ve nasıl ve niçin âşık olduğumuz sorusunun izini sürüyor. Böyle bir aşkın
bulunduğunuz alanda sizi var eden kimlikleriniz, dış görünüşünüz, sosyal, kültürel ve ekonomik durumunuzla nasıl biçimlendiğini, nasıl yol aldığını, nasıl soluklandığını çeşitli araştırmaların sonuçlarıyla birlikte değerlendiriyor.

KADIN VE ERKEĞİN AŞKTAN BEKLENTİSİ NEDİR?
Pines’in kitabı Milan Kundera’nın “Gülünesi Aşklar” kitabının bilimsel versiyonu... Pines’in kitabı aynı zaman da “Kadınların ve erkeklerin aşktan beklentileri nedir? Kadın ve erkeği birbirine çeken nedir? Romantik aşkın kodları nelerdir? Engeller aşkı kamçılar mı? Aşkın gözü gerçekten kör müdür? Zıt karakterler birbirini tamamlar mı? Aşkı bulmak herkes için mümkün müdür? Âşık olma ihtimalini artırmanın yolları var mıdır? Uzun süreli ilişkilerin sırrı nedir?” gibi sorulara yanıt arıyor. Aşık olmayı bilinçli ve bilinçdışı boyutlarıyla ele alan Pines, coğrafi yakınlık, uyarılma, zamanlama, güzellik, benzerlik gibi değişkenlerin kişilerin âşık olma sürecinde nasıl rol oynadığı konusu ise hayli ilginç...
Kitap bütün bunları ilişkiler bağlamında ele alıyor. Örneğin tek taraflı ve karşılıksız olduğu durumları hariç tutuyor. Aşık olma aşamasını inceliyor, Birlikte yaşamla baş gösteren sorunlara değiniyor.
Pines’e göre; süren bir ilişkide kişinin sevdiğinden çok sevilmesi olumlu bir deneyim değil. Böyle bir durum suçluluk duygusuna, derken öfkeye, derken bizi sevilmek istediğimizden daha çok seven kişiye karşı olumsuz duygular beslememize kadar sürüyor. Aşkı elde edebilmek uğruna hile yapmanın, baştan çıkartmanın, talep ve tehdit etmenin de işe yaramayacağı açıktır.
Sizinle ilgilenmeyen birine aşkınızı dayatmak o kişinin sizinle ilgili olumsuz duygularını aşka çevirmez. Bir dereceye kadar değiştirebileceğimiz tek şey kendi hislerimizdir. Aşk dolu bir ilişki sürdürmek istiyorsak önce bizim aşka açık olmamız ardından bizi sevmeye açık romantik eşler seçmemiz gerekiyor.

KADINLAR KİŞİLİĞE DAHA ÇOK ÖNEM VERİYOR
Pines kapsamlı bir araştırmanın sonucu olan bilimsel bulguları, klinik deneyimleri gözlemlerle birleştirirken, akıcı anlatımıyla hem konuya akademik açıdan ilgi duyanlara hem de aşkı anlamak ve bulmak isteyenlere eşsiz bir kaynak sunuyor. Bu araştırmalardan çıkan bazı sonuçlar ise şöyle: Birlikte yaşayan her 100 erkekten 62’si, her yüz kadından da 44’ü dış görünüşe önem veriyor. Her yüz erkekten 88’i kişiliğe önem verirken bu oran kadınlar da yüzde 92’ye çıkıyor. Sevgilinizin sizi çekici bulmasının bu beraberliklerdeki rolü ise erkekler de yüzde 35 kadınlar da yüzde 47... Bir beraberlikte “sevgilinin önemli bir ihtiyacı karşılaması” da ilişkinin sürdürülmesinde dikkat çekici bir orana sahip. Her yüz erkekten yüzde 53’ü kadınların da 54’ü bu durumu fazlasıyla önemsiyor. Ancak kadınlar sevgilinin “en iyi arkadaşı olmasını da önemsiyor.
Her yüz kadından 58’i sevdiği erkekle arkadaş olmanın öneminin altını çizerken erkekler de bu oran yüzde 21 civarında.
Birlikte yaşayan insanlar da romantik aşkın yapı taşlarını belirleyenlerden biri de bilinç dışı değişkenler: Ebeveynlerle ilişki ile benzerlik konusu her yüz erkekten 55’nin kadınlar da ise 82’sinin etki alanında. Örneğin her yüz kadından 78’inde sevgilinin babaya benzemesi, her yüz erkekten 50’sin de kadının anneye benzemesi önemli bir gösterge. İlk görüşte âşık olup birlikte yaşayan çiftlerin oranı ise yüzde 11. Kadınlar bu konuda da ön saflarda yerini alıyor. Her yüz erkekten 9’una karşılık bu oran kadınlar da 13.

KARİYER VE EŞ SEÇİMİ, KİM OLDUĞUNU ANLATIR...
Pines “Sizin hakkınızda elle tutulur bir şeyler öğrenmek istiyorsam; ne iş yaptığınızı ve kiminle evli olduğunuzu öğrenirim. Böylece büyük ihtimalle en zengin ve önemli bilgileri edinmiş olurum. Daha derin bir seviyede, her iki seçim de iş ve aşk biçiminin dışa yansımasıdır. Dahası iş ve aşk, yaşamımızın en önemli alanları olduğu için bu alanlardaki seçimler yaşam kalitemizi önemli ölçüde etkiler” diyor.
Bir insanın meslek seçiminin kişisel ve ailevi tarihçesini yansıtır. İnsanlar kendilerine önemli çocukluk deneyimlerini yeniden yaşatan çocukluklarında gideremedikleri ihtiyaçlarını gideren bir aile mirası olarak devraldıkları meslek hayallerini ve beklentilerini gerçekleştiren meslekleri seçerler. Kariyer seçimi böylesi önemli meseleleri içerdiğinde bu mesleklere yüksek umutlar ve beklentilerle ve egoyla ve tutkuyla başlanır. En büyük tutkular genellikle çocuklukta çözülmemiş bir sorunu veya metaforik yarayı içerir ve onu çözüm iyileştirme umudundan güç alır.
Başarı çocukluk yaralarını iyileştirir. İnsanlar başarısız olduklarını işlerinde çocukluk sarsıntılarını onaracak yerde tekrarladıklarını hissettikleri zaman bıkkınlık duyarlar. Görünen o ki aşk ilişkileri kadar kariyer seçimleri de çözülmemiş çocukluk meseleleriyle başa çıkma fırsatı sunuyor. Bilinç dışı aşk seçimleri de kariyer seçimleri de bireyin kişisel ve ailevi tarihçesini yansıtıyor.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163