VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2016 Cuma | Anasayfa > Haberler > Avcıyken av olmanın hikâyesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Avcıyken av olmanın hikâyesi

Tom Wood’un James Bond’u, Jason Bourne’u ve Jack Bauer’i unutturan yeni romanı “Suikastçı”, serbest çalışan profesyonel bir katilin avının peşindeyken av olma hikâyesini anlatıyor.

MERVE AKINCI ALMAZ

Gerilim romanlarıyla tanınan Tom Wood, “Suikastçı”yı “The Enemy”nin takip ettiği -şimdilik- 6 kitaplık serisi ile bize bildiğimiz tüm ajanları unutturacak bir karakter yaratıyor: Serbest çalışan profesyonel bir katil olan Victor. Piyasanın en iyi ve en dikkatli adamlarından. Tek başına yaşayıp tek başına çalışan -ki bunu sadece “en iyiler”in yapabileceğine inanır- bir katil.

Geçmişi ve adı bilinmeyen Victor, aldığı görevleri büyük bir dikkatle, ardında iz bırakmadan, profesyonel bir şekilde yerine getirir. Her görevde yeni bir silah kullanmaya özen gösterir ki bu, onun, işinde ne kadar mükemmel ve dikkatli olduğunu kanıtlar bize. Çünkü yerleşik bir hayatı ve bir geçmişi olmadığı gibi, geleceğinin de karşısına dikilip kendisine ayak bağı olmasını istemez. Her yeni görev, yeni teçhizat ve plan demektir onun için. Görevini başarıyla tamamladığındaysa, geride hiç iz bırakmaz: Mermi kovanlarını yok eder, ellerine sürdüğü silikon solüsyon sayesinde parmak izi bırakmaz, görev için kullandığı silahı parçalarına ayırıp her bir parçasını başka bir yere atıp yok eder.

Gözüpek, alabildiğine dikkatli ve zeki biridir Victor. Öyle ki, avcıyken av durumuna düştüğünü anlar bir gün. Paris’te, aldığı son görevi başarıyla tamamlayıp otel odasına döndüğünde eldivenli adamları fark eder lobide. Sıradan görülebilecek bir durum, zekâsı sayesinde hayatını kurtaran ipuçlarına dönüşür: Victor, eldivenleri gördüğü an tehlikeli bir durumun içinde olduğunu anlar ve bu adamların kim olduğunu, kimin için geldiğini çözmeye çalışır: “Polis miydiler? Hayır, diye düşündü. Ozols’u öldüreli henüz iki saat bile olmamıştı. Polislerin bu kadar kısa bir sürede cinayeti kendisiyle ilişkilendirmesi imkânsızdı. Casus da olamazlardı. İstihbaratçılar eldivene ihtiyaç duymazdı. Geriye tek bir şey kalıyordu. Victor adamların Doğu Avrupalı olduklarını tahmin etti.”
Keskin gözlem gücüyle lobiyi, otelin farklı noktalarında ve dışarıda olması muhtemel diğer adamları düşünüp büyük ve profesyonel bir ekibin kendisinin peşinde olduğu düşüncesine ulaşır ki bunda haksız da çıkmaz. Polislerin, kiralık katillerin ve istihbarat ajanlarının peşine düştüğü, dört kıtaya yayılmış bir komplonun ağına takılmıştır. Fakat Victor öyle korkup kaçacak, mücadele etmeden ya da en azından bu adamların kim olduğunu öğrenmeden bu işin peşini bırakacak biri değildir. Bu nedenle hemen bir kriz yönetimi geliştirir.

İlk olarak bu adamlardan önce odasına dönüp her şeyini topladıktan sonra kaçmayı düşünse de adamların kim olduğunu öğrenmek için zekice bir planı uygulamaya koyar. Aksi takdirde adamların kendisini başka bir yerde kıstırabileceği ve kendisinin onların farkına varamayacağı ihtimalini göz önünde bulundurur. İşini şansa bırakacak biri değildir. Üstelik sonradan da göreceğimiz üzere, kendisini kimin ortadan kaldırmak istediğini bulup ardında pek çok cesetle iz bırakarak işin içinde sıyrılabilecek kadar acımasız ve zalimdir.

Kaçış planı
Victor o kadar uzun zamandır bu piyasadadır ve işini o kadar mükemmel yapar ki, bu gibi durumlarda soğukkanlı davranarak bir kaçış/kurtuluş planı oluşturmakta üstüne yoktur. Peşindeki adamların asansöre bindiğini görünce onlardan önce odaya ulaşmaya çalışır. Bunu yaparken de işini şansa bırakmayı düşünmez elbette. Adamlar asansördeyken koridorun diğer ucundaki duvarda bir yangın baltası görür. Kaçmak için kullanacağı sırada kapalı olduğunu fark ettiği merdiven boşluğuna doğru ilerler tekrar ve baltanın başını kapı kolunun altına, sapını da yere dayayıp sıkıştırarak sağlam bir düzenek kurar.

Ardından, asansöre de engel olmak için, yangın söndürücüyü asansör kapısının arasına sıkıştırıp asansörün katta kalmasına, ve herhangi bir kata gidememesini sağlar; böylece odaya girip planını uygulamaya devam edebilecektir. Adamlar Victor’un odasına ulaştığında onun dağınık eşyalarını, tıraş takımlarını görerek onun ne kadar dağınık ve dikkatsiz olduğunu düşünürler oysa Victor bu hataya düşecek biri değildir; aksine, planı tıkır tıkır işlemektedir. Eldivenli adamlar, Victor’u kaçırdıklarını düşünüp odayı terk ederler ve kapıya iki adam bırakırlar. Bu esnada Victor ise karşı odanın gözetleme deliğinden onları izlemektedir.

Daha sonra gözetleme deliğinden geri çekilip silahını ateşleyerek on kez atış yapan Victor, karşı odanın kapısında kendisini bekleyen iki adamı öldürmüştür. Sonrasında hızla uzaklaşırken, bir kadının çığlıklarını duyduğunda cesetlerin görüldüğünü fark eder ve otelde çıkan karmaşadan faydalanarak adamların elinden kurtulur.

Canlı atmosfer ve karakterler
Macera ve gerilim dolu bir kitapla Victor’u okur karşısına çıkaran Tom Wood, karakter yaratımı konusunda da nefes kesen bir işe imza atmış. Edebiyat ve sinema dünyasının unutulmaz karakterlerinden James Bond’u, Jason Bourne’u, Jack Bauer ve daha nicesini geride bırakabilecek kadar iddialı bir karakterler karşı karşıyayız. Wood, Victor karakterini yaratırken ne kurguladıysa kafasında, aynı berraklıkla okura da ulaştırmaya çalışmış gibi görünüyor. Roman boyunca içinde bulunduğumuz o karanlık, adrenalin dolu ve gerilimli atmosferin içinde Victor tüm soğukkanlılığı, ince zekâsı ve stratejik düşünme yeteneğiyle kanlı canlı bir insana dönüşüyor, neredeyse bir anti-kahraman yaratıp okurun onayına sunuyor.

Atmosferle birlikte farklı özelliklerine, duygu ve düşünce dünyasına da daha yakından göz atabildiğimiz Victor’un yanı sıra, başkahramanımızın karşılaştığı kişiler ve olaylar da en sahici ve net hâlleriyle bizi selamlıyor.

“Suikastçı” beyazperdeye uyarlanıyor
Beyazperdeye yakışır adrenalin yüklü temposuyla Victor the Assassin serisinin ilk kitabı “Suikastçı”, yakın zamanda beyazperdede de boy gösterecek. Gerilim ve aksiyon filmleriyle dikkat çeken, Taken (96 Saat)’ın da yönetmeni olan Pierre Morel, bu kez Victor’un hikâyesine çeviriyor kameralarını. Tom Wood’un gerilim dolu hikâyesi ile Morel’in bu türdeki başarısının birleştiği düşünülürse, bizi oldukça heyecanlı bir film bekliyor.

Paylaş