VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
08 Ekim 2009 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Avrupa, Avrupa söyle neresisin?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Avrupa, Avrupa söyle neresisin?

Tarih, kent kültürü, gelenek ve modernizm temalı kitapları ile tandığımız Mustafa Armağan, “Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı” kitabında adından da anlaşılacağı üzere, doğru sanılan yanlışları soru ve cevap yöntemi ile ele alıyor.

Nihat Dağlı

Mustafa Armağan’ı ilk kez Fritjof Capra’nın “Batı Düşüncesinin Dönüm Noktası” kitabının mütercimi olarak tanıdım. Sonra İzlenim dergisinin yayın yönetmeliğiyle... Daha sonra gelenek ve modernizme dair yaptığı çalışmalarla... Arkasından kendisinden feminizm, kadın, şeytan ve dekadans olanla ilgili metinler okudum. Bununla sınırlı kalmadı; şehir okumalarından devşirdiği metin ve kitaplarının da okuyucusu oldum.

TARİH NOTLARI

Ben bu Mustafa Armağan’ı sevmiş ve kendisinden bu istikamette yapacağı yeni yolculuklar beklerken o bir süre sonra ‘tarihte yürüyen adam’ oldu. Şimdi elimizde Mustafa Armağan’ın yeni bir kitabı daha var. “Avrupa’nın 50 Büyük Yalanı” başlığıyla Timaş Yayınları arasında çıkan bu kitap, Avrupa/ Batı üzerine yapılan eleştirel okumalardan oluşuyor. Armağan şimdiye kadar Osmanlı tarihi ve yakın tarih üzerine yaptığı çalışmalarla tarihin ‘biz’e bakan yüzünü okuyordu. Bu sefer dolaşımdaki mitsel tarihin kurucusu olan Avrupa/ Batı’ya odaklanıyor. Ki Armağan, Avrupa/ Batı’yı ve tarihini mitlerle birlikte okuyor. Hem Avrupa/ Batı’nın hem de tarihinin bütünüyle kurmaca olduğunu söylüyor. Elli soru elli yalan... Her bir soru Avrupa’nın bir yalanını imlerken, hayattan düşürülmüş bir hakikati de yeniden hayatın içine taşıyor.
Kitap beş bölümden oluşmakla birlikte onu iki kısım halinde okumak da mümkün. Birinci kısımda Avrupa/Batı ve tarihinin nasıl oluştu(ruldu)ğu üzerinde durulurken, ikinci kısımda bu mitsel Avrupa/Batı’nın dolaşıma soktuğu yalanlar başlıklar hâlinde deşifre ediliyor. Kitabın birinci kısmı şu tezi paylaşıyor: Avrupa/Batı oluşturulmuş bir şeydir, olmadığı bir şey olarak kendini sunmuştur. Kendi yalanına uygun bir dünya tarihi okuması yapmıştır. Osmanlı ve yakın tarih de bu mühendislik çalışmasına tabi tutulmuştur. Yenilen tarafta olan Osmanlı ve sonrasında Türkiye ‘Batı’ya göre tanımlanmıştır. Batı’nın kendisi bir mitken, mit’in kurduğu bir Osmanlı ve Türkiye algısı daha bir mit olmuştur.
Kitabın birinci kısmını oluşturan başlıklar, daha doğrusu cevabını aradığı sorular şunlardır: Avrupa, ‘Avrupalı’ mıdır? Avrupa: Doğulu mu, Batılı mı? Avrupalı olmak ne demektir? Avrupa, İslam olmadan tanımlanabilir mi? Avrupa’dan İslam damgası silinebilir mi? Batı, bilinçaltındaki İslam’dan kurtulabilir mi?

BATI’NIN KATMERLİ YALANLARI

Yukarıdaki her soru ve bu sorulara verilen cevaplar dolaşımdaki Avrupa/ Batı’yı hükümsüz bırakırken, gerçekte ne olduğunu da gösteriyor. Kitabın bundan sonraki başlık ve soruları ise Avrupa/ Batı’nın ürettiği yalanlarla saklı kalmış çok şey gün yüzüne çıkarıyor. Başlık ve sorular şöyledir: ‘Yunan mucizesi’ var mıdır? Batı’nın hep başlığa çıkardığı Magna Carta ve Rönenans ne menen şeylerdir? Bilimsel devrim diye bir şey var mı, sanayi devriminin gerçek yüzü nedir? Shakespeare gerçekten yaşadı mı? Don Kişot Müslüman mıydı? Neron, Roma’yı yakmış mıydı? Amerika’yı Çinliler mi keşfetti? Cinsellik ile ölüm arasında bağ var mı? ‘Güzellik’ modern bir efsane mi? Feminizm iflas mı etti? Einstein’in beyni hangi sırları çözecek? Darvin yargılanmış mıydı? Voltaire zındık mıydı? Haritalar nasıl yalan söyler? Ortadoğu nasıl icat ve imal edildi?
Armağan, kitabıyla hem Avrupa/ Batı’nın mitselliğine işaret ediyor, hem de Doğu’nun, dahası kendisini Batı aynasında kuran bizim gibi ülkelerin içine düştükleri katmerli yalana dikkat çekiyor. Kitap Avrupa/ Batı’yı yeniden kurarken Doğu’nun üzerinde yattığı hazineyi fark ettiriyor. Altı çizilecek bir hususa dikkat çekiyor: Bilinenin aksine Batı’nın köklerinden bütünüyle kopmadığı, dolayısıyla geleneksel, bugünkü Doğu’nun ise geleneğinin reddi üzerinde kurulduğu için modern olduğunu söylüyor. Kitaptaki veriler şu cümleyi kurduruyor: Doğusuz bir Avrupa olmaz, Avrupa bir anlamda Doğu’dan çıkmıştır. Avrupa’nın bütün yalanları bu hakikati gizlemek içindir.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam