VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
23 Temmuz 2012 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Avrupa’da tutsak bir Osmanlı şehzadesi: Cem Sultan
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Avrupa’da tutsak bir Osmanlı şehzadesi: Cem Sultan

Freely’nin kitabı, ünlü şehzadenin hazin hikayesini dönemin uluslararası dengeleri ile birlikte ele aldığı için dikkat çekici.

Atom Damalı

Şehzade Cem, Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğludur. Ancak babasının vefatından sonra saltanat hakkının kendisinde olduğuna inanarak, Bayezid’e karşı mücadeleye girişir. Çünkü ağabeyleri Şehzade Bayezid ve Şehzade Mustafa Fatih’in sultan olmasından önce doğmuştur. Bu yüzden taht hakkının kendisinde olduğuna inanır. Ayrıca kardeşler arasında tartışılmaz olarak en çekici, en göz alıcı, dürüst, verici ve karizmatik kişiliği olan da oydu ve bu onu Anadolu topraklarında çok sevilen biri yapmıştı. Üstelik Fatih Sultan Mehmet’in ressam Bellini’nin yaptırmış olduğu Fatih ve Cem Sultan’ın birbirlerine bakan resimleri de babasının onu seçtiğine dair yorumlar oluşturmuştu.

Ünlü tarihçi John Freely’nin “Cem Sultan, Rönesans Avrupası’nda Tutsak Bir Şehzade” isimli kitabı Osmanlı tarihinin padişahlar kadar ünlü şehzadesi Cem’i konu alıyor. Kitap, şehzade Cem’in ilginç detaylarla dolu hayat hikayesini uluslararası ilişkiler düzeyinde ele alarak inceleği de için dikkat çekici bir eser.

Nedir onun hikayesini uluslararası kılan? Bunun için Cem’in saltanatı ele geçirmeye çalışırken özgürlükten, esarete dönüşen kısa hayat hikayesine bir bakalım: 1481 yılında Fatih’in vefatı sonunda Şehzade Bayezid’in Osmanlı tahtını ele geçirmesine rağmen, Cem’le arasındaki mücadelenin Osmanlı dış politikasına uzun yıllar tesir ettiği görürüz. Çoğunluğu Alevi olan özgür ruhlu, muhalif ahiler, dervişler, sipahiler, azaplar, Türkmen savaşçılar Cem’in sancağı altında toplanırlar ve Osmanlı İmparatorluğu’nun dini hiyerarşisine egemen olan ve Bayezid’i destekleyen, daha tutucu Sünniler’in katı din öğretilerine karşı çıkan bir grup oluştururlar.

Cem, Bayezid’in İstanbul’da tahta geçmesine karşılık Bursa’yı ele geçirir, adına hutbe okutur ve sikke darbettirir. Ancak Yenişehir’de Bayezid’in askeri gücü karşısında tutunamaz ve Bursa’daki hakimiyeti yirmi gün içerisinde sona erer. Osmanlılar’ın rakibi Memluk Sultanı Kayıtbey, Cem’i kabul etmeye hazırdır. Kahire’de Cem’e sıcak bir karşılama yapılır. Hacca gider. Topladığı askeri güçle tekrar Anadolu’ya gelerek Konya’yı kuşatır. Başarı sağlayamaz ve Venedik’in -Osmanlı Devleti ile barış içerisinde olmasından dolayı- sığınma talebini kabul etmemesi üzerine, Rodos Adası’ndaki Hıristiyan Şövalyeler’e sığınır. Bu sığınma 13 yıl sürecek bir esaretin de başlangıcı olur. Hıristiyan Avrupa devletleri Cem’i kendi çıkarları için kullanmak üzere birbirleriyle rekabete girişir. Bu arada Osmanlı Sultanı Bayezid de Cem’in kendisine yeni bir sorun yaratmaması için Avrupa devletlerine her yıl on binlerce altın ödemeye hazırdır. Ve böylece Cem Sultan, kendi arzusu olmamasına rağmen Rodos’tan Fransa Krallığı’na, Fransa’dan Roma’daki Papalığa devredilir. Bu arada kendisine gereken saygının gösterilmekte hatta Cem Sultan’ın yaşadığı romantik ilişkiler Avrupa elitinin gündeminde sık sık yer almaktadır. Ancak menfaat ilişkileri içerisinde Cem Sultan’ın vefat ettiğinde bile Avrupa üzerindeki etkisi devam etmiş. Dört sene boyunca Cem’in cenazesini ellerinde tutan Hıristiyan devletler ile Bayezid ile arasında pazarlık sürer. Osmanlı’nın Napoli Krallığı’na saldırıya hazırlanması üzerine şehzadenin cenazesi İstanbul’a yollanabilir ve Bursa’da büyükbabasının yanında huzura kavuşur.

İşte Freely Cem Sultan’ın bu hazin hikayesini 15. yüzyıl Osmanlı ve Avrupa siyasi ilişkileri üzerinde ele almış. Çıkarların gündeme geldiğinde Müslüman ve Hıristiyan devletlerin nasıl işbirliğinde bulundukları da onun hikayesi üzerinden vücut bulmuş.

Bir de küçük not: Tarih yazarlarının objektif olmaları zor. Bilinçaltlarına yerleşmiş kimlikleri bakış açılarını etkileyebiliyor. John Freely İstanbul’da, Robert Kolej’de ders vermiş, uzun yıllar Osmanlı tarihinden etkilenmiş ünlü bir tarihçi. Buna rağmen, onun da bu durumdan etkilendiği görülüyor. Mesela Sultan I. Murat’la kızını evlendiren Bizans İmparatoru Kantakuzen için şu yorumu yapıyor: “Bizans’taki bir iç savaş sırasında Sultan I. Murat ile ittifak kurarak ölümcül bir hata yapmış, Türkler’e Avrupa’ya adım atmak ve orada sağlam bir yer edinmek için ilk fırsatı sunmuştu.”

(Daha önce Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitap bu ay Kapı Yayınları’ndan çıkıyor.)

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam