VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mayıs 2017 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > AYIN ÖNE ÇIKANLARI
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

AYIN ÖNE ÇIKANLARI

Kitap alışverişine çıkmadan önce, sizin için seçtiğimiz ve türlerine göre ayırdığımız bu eserlere mutlaka bir göz atın!






Çocuksu olmayan şiirler

Türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden Refik Durbaş, her yaştan şiirseveri dizelerinde uyuyan kardan adamı, aklımızın dallarına konan kuşları, gölgesi çalınan ağaçları, tahta atıyla doktora giden dedeleri keşfetmeye çağırıyor.
Çocuklar için yazılan şiirlerin her şeyden önce “şiir” olması gerektiğini hatırlatan ürünleriyle Durbaş, öğreticilik ve “çocuksu”luk tuzağına düşmüyor. Genç okurlarının dil tadı alabilecekleri eğlenceli şiirler sunuyor. Çocuk dikkatini, çocuk hayretini hâlâ taşıdığını hissettiren usta şair, şiiri seven kuşakların edebiyat arkadaşı oluyor. Durbaş’ın dizelerini ise Deniz Üçbaşaran resimlemiş.









Yalpalayanlara

İlk romanı “Kozanın Tereddütü”nü 2009 yılında yayımlayan, “Ölü Çiçekler Müzesi” adlı öykü kitabıyla 2011’de Yaşar Nabi Nayır Ödülleri’nde dereceye giren Gözde Kurt, yeni romanında erkek arkadaşı tarafından aldatılan genç bir kadının, yeni bir hayata geçiş yaparken karşılaştığı insanların yaşamlarına duyduğu tutkulu merakla, tesadüfen eline geçen bir fotoğrafın peşine düşmesi ve bambaşka dünyalara yol alması konu ediliyor. Roman kahramanımız, herkesin hayatında kardeşi gibi hissettiği yakın arkadaşı ile dünü ve bugünü sorgularken, her sabah tam vaktinde gittiği sıkıcı işinin karşısına çıkardığı sürpriz insanlarla farklı olasılıkların kıyısında dolaşıyor. “Köprüde Durup Öpmesini Bekleyeceğim”in ilk başlarında günlük tarzı olay anlatımları, kişi tasvirleri, önceden tahmin edebileceğiniz akış, kolay okunur ve sürükleyici olmakla birlikte, daha çok dijital yayıncılıkta alışılagelen yeni nesil üslupla dikkat çekiyor. Ancak ikinci bölümden sonra daha sıkı bir kurgu, dolu anlatımlar, etkileyici betimlemeler ve altlarını çizerek ilerleyeceğiniz bölümler karşınıza çıkıyor. Öte yandan romanın aykırı yanları da yok değil... Bazı yerlerde yazarın merhamet mi duyduğunu, üzüldüğünü mü yoksa sinirlendirdiğini mi kestiremiyorsunuz. Sizin içinizi bir merhamet duygusu kapladığında, yazardan bunun karşılığını görmeyebiliyorsunuz. Kısacası, yazar sizin gibi düşünmeden ve beklediklerinizi size sunmadan alışageldiğiniz anlatım tarzından bilerek ya da bilmeyerek alternatif bir yola sürüklüyor. * Yonca BOZTUNALI










Göçlerle gelen yemek kültürü

Yüzyıllardır göç alan-göç veren Anadolu topraklarının yemek mozaiği, Ayfer Yavi - Raife Polat’nin titiz araştırma ve çalışmalarıyla bir kitapta toplandı. “Anadolu’nun Tadı Tuzu” alt başlığını taşıyan kitap, Rum, Ermeni, Sefarad, Laz, Balkan, Gürcü, Levanten gibi, farklı kök ve kültürlere sahip kişilerin özel aile tariflerinin bir araya getirilmesiyle oluşturuldu. Tarifi verenlerin kendi hikâyelerini de anlattıkları kitap, yemek özelinde tarihi bir belge niteliği taşıyor.










Her temas iz bırakır

Robert Dugoni için “John Grisham’ın varisi” deniyor. Zira hukuk-gerilim türünde yazıyor ve romanları en iyi gerilim türüne örnek gösteriliyor. Hatta “Murder One” isimli romanı, 2012 Harper Lee En İyi Hukuk Romanları yarışmasında finalist oldu.
Türkçeye ise daha önce “Kardeşimin Mezarı” isimli romanı çevrilen (Altın Kitaplar) Dugoni’nin yeni çevrilen romanı “Son Kanıt” ise bu türü sevenler başta olmak üzere sürükleyici okuma sevenler için ideal.
Romanın kahramanı Tracy Crosswhite cinayet masasında görev yapmaktadır. Hemen her gün şiddet içeren olaylara, suçlara tanık olmaktadır. Üstelik kızkardeşi öldürülmüş ve katili yeniden yargılanmıştır. Yargılanmanın yarattığı yankı ise yeni yeni bitmiştir. Artık görevine dönmüştür dönmesine ama bu kez hem işini hem de hayatını tehlikeye atan bir soruşturmanın içinde bulur kendini.

Bir seri katil, Kuzey Seattle’ın ucuz motellerinde dansçı genç kızları öldürüyor ve üstüne üstlük geride hiçbir ipucu bırakmıyordur. Tracy, onu katile ulaştıracak anahtarın eski bir soruşturma dosyasında olduğunu fark ettiğinde ise işi kolaylaşmak yerine daha da zorlaşacaktır; çünkü bu soruşturmayı yürütüp sonuçlandıranlar aslında birçok kanıtı da hasıraltı etmiştir. Yani karşısına sadece katili değil bir yapıyı da almak durumundadır.











Deniz şeytanı

“Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak tanınan Aleksandr Belyaev’in 1928 yılında kaleme aldığı ancak 1986 yılında İngilizceye çevrilen romanı “Su Adamı” Türkçede. Yazarın en fazla övgü alan romanı, çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın hayatını anlatıyor. Romanda kahramanın sadece kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlere değil insanüstü bir canlı olarak dış dünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.









Tutku mu konfor mu?

İlk romanı “Dream Life of Suhkanov”la Washington Post tarafından “yılın en iyi romanı” (2006) seçilen Olga Grushin’in bu romanı tam 14 dile çevrildi. İkinci romanı “The Line” ise New York Times’ın Editörün Seçimi (2010) listesinde birinci oldu. Grushin’in Türkçeye çerilen üçüncü romanı “Kırk Oda” ise özellike kadınları odağına alan bir roman. Çocukluğunda oyunlardan çok masallara düşkün, şiirlerle büyüyen küçük bir kız ve onun çocukluk umutlarından oluşuyor roman. Hayatın büyük sorularına yanıt aramak, yeni insanlar tanıyıp dünyayı keşfetmek, ama daha önemlisi ölümsüz bir şair olmak isteyen genç bir kadın ve gençlik tutkuları… Yol ayrımına geldiğinde, çocukluk ve gençlik hayallerine sarılmakla konforun rahat sularına kendini bırakmak arasında tercih yapmak zorunda kalan bir kadının naif ve zarif romanı “Kırk Oda.”








Ölümün birleştiriciliği

Psikiyatri uzmanı Mustafa Ulusoy’u “Nietzsche ve Babaannem” (1998), “Ay Terapisi” ile bir üçlemenin olan ilk ikisi olan “Aynalar Koridorunda Aşk” ve “Giderken Bana Bir Şeyler Söyle” romanlarıyla tanıyoruz. Yeni romanı “Hayat Apartmanı” ise hayattayken yaşanılan endişeler, yetişememek duygusu, mutsuzluklar ve ölüm üzerine kurulu. Küçücük bir iyiliğin bütün dengeleri alt-üst edebileceğine odaklanan roman, birbirinden ilginç karakterleri barındırıyor, tıpkı bir apartman dairesi gibi. Kimdir bunlar? Okul üniforması ile merdivenleri çıkan genç bir kız; görünüşü biraz ürkütücü, tekinsiz. Sonra... Hırsız Mülayim. Fikirtepe’deki gecekondusunda esrarın dibine vuran biridir o da. Avrupa’daki meslektaşlarına yapacağı etkileyici konuşmanın hayaline dalan Londra uçağındaki Kardiyolog Murat Bey. Ünlü müteahhit Mehmet Göğebakan, tarihçi Kâmil Bey ve birçok hayatı ömrünün son anında kesiştiren Mualla Hanım. “Hayat Apartmanı” yaşam üzerine düşünmek isteyenler için.








ÇOCUK

Ejderhalar yüzer mi?


Küçük Sam’in en büyük hayali soylu bir şövalye olabilmektir. Ne var ki günler aynı sıkıcılıkta birbirini takip etmektedir. Ta ki ailesi tarafından teyzesi ve eniştesinin yaşadığı şatoya gönderilene kadar. Sinir bozucu kuzeni Prune yetmezmiş gibi bir de Kraliyet Canavarları için lüks konaklama hizmeti sunan teyzesinin tuhaf yaratıklarıyla uğraşmak zorunda kalır. Bir gün küçük ejderha Godfrey kuyuda mahsur kaldığında, Sam ve Prune inanılmaz bir keşifte bulunurlar. Bu keşif, hem onları heyecanlı bir maceraya sürükleyecek hem de Sam’in hayallerinin gerçekleşmesine yardım edecektir.






Bu kez çocuklar için yazdı

Çağdaş edebiyatın kara mizah ustası Etgar Keret, bu kez çocuklar için yazdı: “Uzun Yeleli Kediçocuk.” Her şey bir hayvanat bahçesinde başlıyor, bir uçan gemide devam ediyor ve Uzun Yeleli Kediçocuk’un doğal habitatında sona eriyor. Baba-oğul ilişkisini muzipçe ele alan romanın, çocukların sınırsız hayal gücüne vurgu yapan duygu yüklü bir hikâyesi var. Mahir Ünsal Eriş’in İbranice aslından çevirdiği kitap, Aviel Basil’in çizimleriyle renklenmiş.






Yeni hayat


Cambaz ayaklarıyla gezen Louis, hayran olduğu babasıyla birlikte her sabah koyunlarını otlatmaya gider ve bundan büyük mutluluk duyardı. Ne var ki bir gün, annesiyle birlikte büyük kente taşınmak zorunda kalır ve hayatı bambaşka bir yöne sapar. Ödüllü Fransız yazar Jo Hoestlandt bu son romanında, çocuksu duyguların, kuşların, yaprak hışırtılarının dilinden konuşuyor. Ölüm gibi, anlatılması zor bir konuyu bile şiirsel üslubu ve incelikli gözlem gücü sayesinde, çocukların duygu dünyalarını zedelemeyecek zarafette işleyen yazar, yaşamı yüceltiyor ve umudu elden bırakmıyor.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163