VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
18 Mayıs 2016 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > ''Aylak Adam'' Hollanda''da
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

'Aylak Adam' Hollanda'da

Yusuf Atılgan’ın aydın yabancılaşmasını anlattığı, her şeye “karşı” ve “yabancı” olan ayrıksı karakteri C., Almanca ve Fransızcadan sonra şimdi Hollandacada!

MERVE AKINCI ALMAZ




Yusuf Atılgan’ın birey ve toplum çatışmasını, toplumla uzlaşmayan bireyin psikolojik derinliğini anlattığı, kalabalıklar içinde yalnız karakteri C.’nin arayışının anlatıldığı “Aylak Adam” Hollandacaya çevrildi. Kitap Orhan Pamuk, Oğuz Atay, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Barış Bıçakçı gibi yazarların eserlerini çeviren Hanneke van der Heijden tarafından çevrildi. “De lanterfanter” adıyla çevrilen roman, Jurgen Maas yayınevi tarafından yayımlandı.


UZLAŞMASIZ AYDIN
Aydın, yabancılaşma ve yalnızlık kavramlarını en iyi anlatan yazarlardandır Yusuf Atılgan. Toplumla ve onun normlarıyla uzlaşmayı reddeden, yaşadığı topluma ve döneme yabancılaşan karakterleriyle, Türk edebiyatında bireyselleşme serüveninin en iyi örneklerini vermiştir. Romanları ve öyküleriyle tanınan Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam” romanı da toplumla uzlaşmayı reddeden, sıradanlığa ve alışılmışlığa karşı çıkışlarıyla ön plana çıkan karakteri C.’nin yaşantısını, duygu ve düşüncesini anlatır. Bilinç akışı tekniğiyle kaleme aldığı romanda Atılgan, bir yandan arayışta olan bir yandansa hayatının amacı olmadan, her şeyi boş vererek ve reddederek yaşayan bir karakteri anlatır. Anlamsızlığın ayyuka çıktığı, bu anlamsızlıktan kurtulmak için bir arayışın gerektiği; ancak bunu yapabilmek için uzlaşının ve sevginin varlığını kabul etmesi gerektiğini hisseden, kendi içinde bununla mücadele eden bir karakter olarak çıkar karşımıza C.

Sert bir sistem ve aydın eleştirisidir aynı zamanda “Aylak Adam.” Octavio Paz, yalnızlığın hem bir ceza hem bir arınma olduğundan bahseder ya; işte Aylak Adam C.'nin yaşadığı budur. Yalnızlığını hem bir ceza olarak görür hem de sevgi aracılığıyla bir kaçış arar. Fakat ne yaparsa yapsın, ne yaşarsa yaşasın tutarsız, yabancı ve hastalıklıdır da.

1950’lerde ortaya çıkan iki akım, siyasi meselelerin merkeze alındığı toplumcu gerçekçi sanat anlayışı ile bireyin sorunlarına eğilen varoluşçu sanat anlayışı, arasında bir yerde konumlandırmak doğru olacaktır Yusuf Atılgan’ı. Bireyi, toplum içindeki durumuyla ele, topluma ve toplumsal normlara karşı giriştiği mücadele ve bunun zorunlu sonucu olan yalnızlıkla ele alır. Öte yandan, 1950 kuşağı varoluşçu yazarlarına daha yakın olduğunu da kabul etmek gerekir. Modernist akımın etkileri, bireyin uzlaşımsızlığı ve cinsel yönlerinin ele alınması, bireyin psikolojik derinliğinin verilmesiyle bu kuşakla birlikte anılır.
Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam"ı C., edebiyatımızda daha sonra pek çok örneği sergilenecek aylak, uzlaşmasız ve yabancılaşmış bireyin ilk örneklerindendir. Bu nedenle, edebiyat tarihimizde oldukça önemli bir yeri vardır ve hiç kuşkusuz, gelecekte de bu durumunu koruyacaktır.








Aylak Adam
Yusuf Atılgan
Yapı Kredi Yayınları







Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam