VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Mayıs 2014 Çarşamba | Anasayfa > Haberler > Babasının oğlu
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Babasının oğlu

Bir kitap eki için “Babasının oğlu” başlığının biraz ucuz olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak Joe Hill, yazmak için seçtiği konulardan yazım tarzına hatta fiziki özelliklerine kadar tam da babasının, Stephen King’in oğlu!

ÖZLEM AKALAN


Ne zordur başarılı bir babanın izinden yürümeye çalışmak! Hele babanız 40 yılda 50’den fazla kitap yazmış, çoğu kitabı sinemaya uyarlanmış, en tanınan ve en çok satan yazarlardan Stephen King ise. Paranormal, psişik, doğaüstü, gerilim, korku tarzlarında yazılabilecek her şeyi zaten babanız yazmışsa size yazacak ne kalır ki? Buna rağmen King’in büyük oğlu Joseph Hillstrom (Joe Hill) zorlu bir karar alıp tam da babasının izinden yürümüş. Babası ünlü olduğu için yayıncıların elbette romanlarını yayınlayacağını bildiği için King soyadını kullanmak yerine Joe Hill ismini seçip, ilk roman ve çizgi serisini yayınlatmış.

“Babamın ismini duyan tüm yayıncılar, ünlü birinin çocuğunun yazdığı roman çok satacağı için eserlerimi yayınlayacaklardı” diyor Joe Hill ve ekliyor; “Elbette Stephen King’in oğlu olarak ilk romanım çok satardı; peki ya sonra? Önemli olan tanınmamış biri olarak yazın dünyasında yer edinmekti.” Önce kimse Joe Hill ile King arasında bağlantı kuramamış. Ancak yaptığı işler duyulup, fuarlara, imza günlerine katılınca “foyası ortaya çıkmış”. İnternet sayfalarında, vaktiyle King’in “Medyum” romanını Joe Hill’e ithaf etmesinden ve iki yazarın fiziksel benzerliklerinden ötürü “Joe Hill, Stephen King’in oğlu!” başlıklı yazılar yayınlanmış. “O dönemde tek tek tüm blog sahiplerine ‘Evet doğru, ben Stephen King’in oğluyum ama bunun bilinmesini istemiyorum, bu bilgiyi sayfanızdan kaldırır mısınız?’ diye mesajlar attım” diyor Joe Hill. Site sahipleri bu gizli ortaklığı kabullenmişler ne var ki gerçek, engellenemez bir hızla yayılmış.

Nihayetinde 42 yaşındaki Joe Hill, babasının adını kullanmadan Türkçede de yayınlanan “Kadife Kutudaki Hayalet”, “Boynuzlar” ve “ŞE7T4N” romanlarının yanı sıra “20th Century Ghosts” (20. Yüzyıl Hayaletleri) adlı kısa öykü kitabının ve “Locke & Key” çizgi roman serisinin yaratıcısı olarak kendi okur kitlesini yarattı. Üstelik “Boynuzlar” (Horns) romanı 2013 yılında sinemaya uyarlandı ve başrolünü de Daniel Radcliffe üstlendi.

ŞEYTAN MI, VAMPİR Mİ?
Joe Hill’in, geçtiğimiz yıl babası Stephen King’in “Doktor Uyku” romanıyla aynı dönemde piyasaya çıkan “NOS4A2” romanı “ŞE7T4N” adıyla bu ay Türkçede yayınlandı. Zaten bu yazının da konusu, Joe Hill’in bu yeni romanı.
Doğrusunu isterseniz yayınevinin neden “Nosferatu” olan romanın orijinal adını “Şeytan” olarak değiştirdiğini pek anlamış değilim. Elbette “NOS4A2”nun Nosferatu olduğunu anlamak biraz kafa karıştırıcı bunu kabul ediyorum, ama romanın ana kötü karakteri bir şeytan değil, vampir. Romanı okurken ben sürekli “şeytan mı, vampir mi” ikilemine düştüm. Sizlere önerim romanın ismine takılmayıp, “kötü adam”ın şeytan değil bir tür vampir olduğunu aklınızın bir köşesinde tutmanız.

“ŞE7T4N”ın başkahramanı Victoria “Vic” McQueen henüz 8 yaşındadır. Tatilden o gün dönmüşlerdir. Annesiyle babasının kaybolan bir bilezik nedeniyle kavga ettiği sırada bisikletine atladığı gibi yakındaki ormanlık alana gider. Ormandaki tekinsiz köprü, babasının tüm yasaklamalarına rağmen bu kavga gürültüden kaçmak isteyen Vic’e kurtuluş yolu gibi gözükür. Köprüyü geçip hamburgerciye varır, restorandan içeri girer. Garson Vic’i hemen hatırlar ve ona kaybolan bileziği ona uzatır. Kafası iyice karışan Vic hızla eve döner. “Araba koltuklarının arasına düşmüş” diyerek bileziği uzatır ve ateşler içinde yere yığılır. Vic zaman içinde Kestirme Yol Köprüsü olarak adlandırdığı köprü vasıtasıyla kaybolan objeleri bulabildiğini fark eder. Köprü ve bisikleti onu aradığı şeyi bulacağı yere ulaştırmaktadır. Bunu nasıl yapabildiğini merak eden Vic’i köprü bu kez “Burası Kütüphanesi”ne ulaştırır. Kütüphaneci Maggie de Vic gibi doğaüstü bir yeteneğe sahiptir; Scrabble sayesinde sorduğu tüm soruların cevabını alabilmektedir.

Tıpkı Vic’in Kestirme Yol Köprüsü’nden her geçişinde ateşlenmesi gibi Maggie de kekelemektedir. Vic, Maggie sayesinde yalnız olmadığını, pek çok kişinin birtakım doğaüstü yeteneklere sahip olduğunu öğrenir. Maggie bir de onu Scrabble’da özel isimler yazmak yasak olduğu için, “hayalet” (wraith) denen adama karşı dikkatli olması için uyarır. Aradan yıllar geçer, Vic büyümüş hatta bisikleti kaybolmuştur.

HAYALET OTOMOBİL
Annesiyle kavga ettiği bir gün bodruma iner, bisikletinin kaybolmadığını, babasının onu sakladığını görür. Kendisine küçük gelen bisikletiyle tekrar Kestirme Yol Köprüsü’nü geçer ve “hayalet” ile karşılaşır. Scrabble taşlarının “hayalet” olarak tanımladığı adam Charlie Manx’tir. Manx, plakası “ŞE7T4N” olan, antika bir Rolls-Royce Wraith (hayalet) kullanmaktadır! Manx, çocukların mutsuzluklarını emerek beslenen, onları her günün Noel gibi eğlenceli geçtiği Noelistan’a hapseden bir vampirdir. Vic ile girdiği zorlu mücadeleyi kaybeden Manx, çocuk kaçırma ve cinayet suçlarından hapse girer.

Bu esnada antika otomobili de satılır. Otomobilin yeni sahibi 1938 yapımı Rolls-Royce Wraith’ı parçalara ayırıp tamir etmeye başlar. İşte tam da bu dönemde, otomobiliyle sıra dışı bir iletişimi olan Manx, derin bir komaya girer. Rolls-Royce’un tekrar yola çıkacak duruma gelmesiyle azılı vampir de ölümden döner ve Vic’in peşine düşer. Bu esnada yıllar geçmiş, Vic’in bir oğlu olmuştur ve elbette Manx bundan haberdardır. Manx, Vic’ten intikam almak için çocuğunu kaçırıp, her türlü merhamet duygusundan uzak bir yaratığa dönüştürmeyi planlar...

Şu noktada itiraf etmeliyim ki, Joe Hill’in “ŞE7T4N” romanı, anlatmakta en zorlandığım romanlardan biri oldu. Hepsi de hakkında yazmaya değer kahramanlar; birbirine geçmiş öyküler; zaman çizgisinde bir ileri bir geri giden kurgu; Manx’in 150 yıllık uzun yaşamı; kadına yönelik şiddet; çocuk masumiyetinin ardına gizlenebilen müthiş gaddarlık ve hatta Rolls-Royce’un sürekli çaldığı sinir bozucu Noel şarkıları bile ayrı birer yazı konusu olabilirdi...

Çünkü bu sıraladıklarımdan hiçbiri romanın okunmasını güçleştirmiyor aksine, 600 küsur sayfanın zenginleşerek, su gibi akıp gitmesini sağlıyor. Üstelik Vic’in patlayıcı uzmanı babasından, kocası Louis’den, oğlu Wayne’den, kütüphaneci Maggie’nin akıbetinden ve Manx’in yardımcısı, doğuştan sadist, gaz maskeli Bing’den henüz bahsedemeden yazının sonuna geldim bile. Romanı, Joe Hill’in, türün ve elbette Stephen King’in hayranlarının severek okuyacağına eminim. Çünkü Stephen King’i okuyormuş gibi hissedecekler.

“Stephen KIng tezi gibi oldu”
Yazar Stephen ve Tabitha King’in iki oğlu, Joe ve Owen da onların izinden gitmiş. Joe, korku - gerilim tarzında, Owen ise mizah tarzında eserler veriyor. En büyük çocukları Naomi ise doğuştan kronik adrenalin hormonu eksikliği çektiği için babasının romanlarındaki korku ögesini tam olarak algılayamadığını söylüyor. Kızı henüz ergenlik çağındayken ona “Peki sen ne okumak istersin” diye sorunca “Ejderhalar” cevabını alan Stephen King, kızı için “Ejderhanın Gözleri” romanını kaleme almış.

"11-12 yaşlarındayken okuldan eve gelince annemle babamı kendi çalışma odalarında yazarken bulurdum.” diyor Joe Hill yazar olmaya karar verme sürecini anlatırken: “Ve elbette tek başına bir odada oturup bir şeyler yazmanın, bunun karşılığında da birilerinin size para ödemesinin son derece normal olduğunu düşünürdüm. 12 yaşının tüm kendini beğenmişliğiyle ben de yazmaya başladım. Hiç ara vermeden 12 yaşından beri yazıyorum.”
Yazarlığa adım attığı ilk günden itibaren babasıyla kıyaslanacağını biliyormuş elbette Joe Hill. Bu nedenle de eğlenmek için kendi kısa öyküleri ve romanları gibi babasının eserlerine de gönderme yapıyor “ŞE7T4N”da. En azından “ŞE7T4N”daki Rolls-Royce Wraith ile Stephen King’in “Christine” romanındaki 1958 model Plymouth Fury’yi kıyaslamak mümkün.
Zaten Joe Hill de babasının izinden gittiğini gizlemiyor ve “korku tarzındaki en önemli eseri olduğunu söyleyip ekliyor; “Bu, benim aynı zamanda babam üzerine yazdığım en önemli tez. Karanlık, fantastik, doğaüstü hikâyeleri seviyorum, bunların hepsi de babama işaret ediyor. Elbette bu romanda babamdan örnekler var.”
Joe Hill, romanının kötü karakterinin bir vampir olmasını son dönemde yükselen trende bağlamıyor; pek çok edebiyatseverin aksine vampirleri romantik bulmadığını söylüyor: “Vampir romantizmini hiç anlamıyorum, onlar sülükten farksız! Charlie Manx, bir ruh vampiri. Çocukların mutsuzluklarıyla besleniyor. Manx’in yaptığı, ilk anda iyi bir şey gibi görünebilir ancak o çocuklardaki merhamet duygusunu da yok ediyor. Manx onlarla işini bitirdiğinde çocuklar hep mutlu yaşıyorlar; lunaparkta eğlenirken de birbirlerini makasla kesme oyunu oynarken de. Masum çocuklar bir kelebeğin kanatlarını koparıp bunu eğlenceli buluyor, araba bir sincaba çarptığında kahkahalarla gülebiliyorlar.”

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163