VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ağustos 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Balayı aşıklarının hikayesi
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Balayı aşıklarının hikayesi

Son dönemin romantik yazarı Jojo Moyes, Türkçeye çevrilen yeni kitabı “Paris’te Balayı”nda farklı yüzyıllarda yaşanan kadın-erkek ilişkilerini, iki farklı balayı çiftinin hikayesi üzerinden anlatıyor.


Hemen hemen herkesin en büyük özlemi sevdiği, aşık olduğu, istediği insanla hayatını birleştirmektir, yani evlenmektir. Ve evliliğin ardından ömür boyu hafızalarına kazınacak bir balayı geçirmektir. Ancak bazen balayı bir deneme süreci olabilir. Tıpkı Jojo Moyes tarafından kaleme alınan “Paris’te Balayı” romanında olduğu gibi.

Roman “İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta, yoksullukta ve bollukta, ölüm bizi ayırana kadar.” evlilik yemini ile başlıyor. Her ne kadar klişe bir cümle olsa da hemen herkesin bir gün mutlaka edeceği yeminle bu. Ardından ise yeni evlenmiş bir çiftin Paris’teki balayına uzanan bir hikâyeye giriş yapıyor.

Jojo Moyes’un daha önce Türkçe’ye yine Pegasus Yayınları tarafından çevrilen “Senden Önce Ben” ve “Sevgilimden Son Mektup” adlı aşk romanlarıyla Türk okurların ilgisini çekmeyi başarmıştı. Evli ve üç çocuk sahibi yazar İngiltere’de Romantik Yazarlar Birliği tarafından iki kez “Yılın En Romantik Romanı” ödülüne layık görülerek deyim yerindeyse İngiltere’nin romantik yazarı olarak anılmaya başladı. Kaldı ki Moyes Türkçeye yeni çevrilen “Paris’te Balayı” adlı romanında duygu dünyasındaki o romantik yazarı konuşturuyor ve bu kez okuru balayı- aşk- kariyer üçgeninde duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.

BİR ASIR ÖNCE

Romanda birbirine paralel ilerleyen iki farklı balayı öyküsü yer alıyor. Biri 2000’li yıllarda diğeri ise bir asır öncesinde 1900’lerde geçiyor. İlk hikayede ressam Edouard Lefevre, tabloları için kendisine modellik yapan Sophie’ye âşık olur. Bir kadına bağlanmayı daha önce aklından geçirmemiş olsa da Sophie’nin, hayatının kadını olduğuna inanıp ona evlenme teklif eder.
Ancak genç Sophie kısa bir süre sonra evlilik hayatının beklediğinden çok daha farklı olduğunu, aşkı için büyük fedakârlıklarda bulunması gerektiğini anlar. Bu hikayeye paralel ilerleyen diğer hikayede ise genç ve güzel Liv, zengin ve çekici bir mimar olan David’le evlenir. Rüya gibi bir balayı geçirme hayaliyle Paris’e gelseler de beklenmedik bir sorun evliliklerini daha ilk günden sorgulamalarına yol açar. Sorun şudur ki David balayına valizine sadece aşklarını koyarak değil kariyerini de koyarak gelmiştir.

DEVAMI DA VAR

Projelerinde yer almak istediği şirket, henüz balayının 2.gününde David ile görüşmek ister. Bu, David için kaçırılmaması gereken bir fırsattır ancak atladığı bir şey vardır; eşi Liv Paris’e hayatları boyunca unutamayacakları bir balayı yapmak için gelmiştir. Ancak David’in kariyer aşkı, eşine olan aşkının önüne geçme noktasına gelmiştir.

Balayı hikayeleri üzerinden eşlerin evliliğe yaklaşımları, evlilik kurumunun çiftlere yüklediği sorumluluklar, kadın ve erkeğin bir çift olarak aynı evi paylaşmalarının zorlukları, kariyer mi aşk mı ön planda tutulmalı yoksa her ikisini de dengede tutmak mümkün mü sorularının yanıtlarını evli ve üç çocuk sahibi biri olarak yazar Jojo Moyes, hikayeyi etkileyici analizler üzerine oturtmayı başarıyor ve hikayenin sonunda okura tatlı bir sürpriz sunarak iki hikayeyi kesiştiriyor.

Tam kitap bitti dediğiniz anda hikayenin devamının yer aldığı diğer kitabın müjdesi veriliyor.

“Paris’te Balayı”nın devamı olan “Ardında Bıraktığın Kadın”da ise iki çiftin hikayesi devam ediyor. Sophie, savaşa giden ressam kocası Edouard’ın yokluğunda ailesini ne pahasına olursa olsun korumaya kararlıdır. Ancak işlettikleri otel bir Alman komutan ile askerlerine hizmet vermek zorunda bırakıldığında huzurlu evleri, korku ve gerilimin yuvası haline gelir.
Ve tehlikeli Alman komutan, Sophie’nin büyüleyici tablosuna tutkuyla bakmaya başladığında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılır. Neredeyse bir yüz yıl sonra Sophie’nin göz alıcı tablosu Liv Halston’ın evinde asılı durmaktadır.
Ölen kocasının hediyesi olan bu tablo, Liv için tüm anılarını gömdüğü bir hazine gibidir. Ancak şans eseri tablonun karanlık geçmişi gün yüzüne çıktığında Liv’in hayatı bir kez daha alt üst olmanın eşiğine gelir.

Ardında Bıraktığın KadınArdında Bıraktığın Kadın

Jojo Moyes

Detay için tıklayın

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163