VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Nisan 2014 Pazartesi | Anasayfa > Haberler > Barış nasıl pişer?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Barış nasıl pişer?

Aynur Tartan’ın yeni kitabı “Bak Mutfakta Barış Var”da için Süleyman Demirel’den Buket Uzuner’e tanınmış pek çok ismin birn yemek bir de barış tarifi yer alıyor.

BUKET AŞÇI

Benden de tariflerin yer aldığı kitaptan bu bölümü alıntılamak isterim:

“Benim için barış lezzetli ve sağlıklı bir yemek gibidir. İçerdiği tatlardan hiçbirinin diğerini yok etmediği, bir çimdik kullanılan malzemenin bile yemeğe tadını ve kokusunu salabildiği, yendikten sonra midede ağırlık yapıp uykuları bölmeyen aksine rüyaları birleştiren, hafızada bıraktığı tatla insanın geleceğe daha umutlu bakmasını sağlayan bir yemek gibidir... Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan, farklı hayat hikayelerine sahip insanları bile aynı masa etrafında buluşturabilen ya da zihinlerinde aynı mutluluğu uyandıran...
Bu yüzden benim için barış, bir yemeği lezzetli kılan nev-i şahsına münhasır tüm o malzemelerin, baharatların, yağların bir armoniyle hemhal olmasıdır. Her bir malzemenin kendi özünü hiç sakınmadan ve keyifle diğerlerinin özüne salabilmesidir. Çünkü bilir ki, diğerleri de aynı şeyi yapacak ve ortaya nefis bir lezzet çıkacaktır.
Ama elbette böyle bir yemeğin olmazsa olmazları var. Bir kere ateşi ayarında olmalı, yakıp kül etmesin ya da çiğ bırakmasın yemeği. Birbirinden lezzetli, besin deposu olan sebzelerin, etlerin, makarnaların posasını çıkarmasın. Özlerini, biçimlerini mahvetmesin. Sonra elbette yağı ve tuzu veya diğer sosları çok iyi ayarlanmalı. Tenceresi, tavası iyi seçilmeli ve tabii ki nesiller boyu pişirilebilmesi için kayıtlı bir tarifinin de olması gerekli... Bir de iyi bir şef tarafından pişirilmesi...
Aksi halde dünyanın en güzel, en taze, en pahalı malzemeleri bir anda içerdiği toksinlerini salıp bir zehre dönüşebilir.

Barış adı verilen dünyanın bu en güzel yemeği için gerekli olan “ısı ayarı” nedir derseniz, ben “hukuk” derim; ne pişirsin, ne kavursun ne çiğ kalsın malzemeler. Tüm malzemelerin kendini ifade ederek ve hiç çekinmeden özlerini birbirine salabildikleri tencerenin, tavanın yani güven ortamına gelince... Bence ona da demokrasi diyoruz ve kesinlikle medeniyetle kalaylanmış olmalı. Yemeğin nasıl pişirileceğini, melzemelerin miktarını içeren böylece şeflerin “bireysel takıntıları ve amaçlarının” kontrol altına alınabilmesini sağlayan yazılı tarife ise anayasa.

Tek başınayken sıradan birer lezzet olan malzemelere bile yeni tatlar veren, aromalarını çoğaltan, onları birbirleriyle tanıştırıp aralarında bağlar kuran tuz, yağ ve diğer soslara gelince... Bence insanların vücut ısılarını, duygularını, düşüncelerini artırıp azaltan sanattan başka bir şey değil. Yani edebiyat, yani sinema, yani tiyatro, tasarım, müzik vs.
Gelelim, tüm bu süreci yöneten, yemeği pişiren şefe. Sanırım ona devlet diyoruz. Ve şayet bu şef, pişirdiği yemeğin malzemelerini, onların kişiliklerini, toprağını, huyunu bilmeyen ya da dikkate almayan biriyse, tencerenin altını bir açıp bir kısıyor hatta kapatıyorsa, “bu tuz da fazla tuzlu oldu” diye bir anlayışa sahipse, sık sık malzemeden çalıp ucuz yağ ile açığı kapamaya çalışıyorsa ve medeniyet adı verilen o büyük terbiyeden, zarafetten ve estetik eğitiminden geçmemişse ama en önemlisi doyurmayı seven şefkatli biri değilse hiçbir yemek onun elinde “barış” denilen o güzel yemeğin mutluluğunu yaşatmayacak hatta büyük bir kanama yaratacaktır.”


VatanKitap üniversitelerde

VatanKitap, bildiğiniz üzere, 10 yılı geride bıraktı, hatta birkaç ay sonra 11 yaşına basacak. Yani artık, büyüdü, kökleşti ve her yetişkin gibi onun da artık bazı sorumluluklar yüklenmesi gerek. Özellikle de okuyucuları başta olmak üzere, yazarların, çevirmenlerin, yayıncıların yıllarca verdiği desteğe yani “kitap piyasası”na bir katkıda bulunması da... Bu amaçla “VatanKitap Üniversitelerde” başlığı altında bir sosyal sorumluluk projesine başladık. Amacımız belli; gençliğin okuma alışkanlığını artırmak, varolanı desteklemek... Bu amaçla ilk olarak Koç Üniversitesi ile işbirliği yaptık ve üniversitenin Edebiyat Kulübü üyeleri ile “Bir edebiyat metaforu olarak tarih” başlıklı panelle Ahmet Ümit’i konuk ettik. Öğrencilerin yoğun katılımının olduğu söyleşi sonrasında Ümit, kitaplarını da imzaladı. Söyleşinin hazırlanmasından, sunumuna, kaydedilmesinden basın duyurusuna kadar öğrencilerle ortaklaşa çalıştığımız bu etkinliğe her ay yeni bir üniversiteyle devam edeceğiz. Sırada Bahçeşehir Üniversitesi var. Umarım, bu söyleşi de keyifli geçecek.

19. İzmir Kitap Fuarı başlıyor

TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile bu sene19’uncusu düzenlenen İzmir Kitap Fuarı 19-27 Nisan tarihlerinde Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda okurlarla buluşacak. Yaklaşık 350 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek ve 100 etkinliğin gerçekleşeceği farın bu yıl ki Onur Kouğu Feyza Hepçilingirler.

Özür VE DÜZELTME
Geçen ayki sayımızın “Kendini ve Edebiyatını anlatıyor” bölümünün konuğu, “Ölümün Şarkısı Özgürdür” isimli yeni romanı yayımlanan Şebnem Şenyener’di. Ancak gerek spotta, gerekse resimaltında adı doğru yazılmasına rağmen, klişe bölümünde adı bir başka yazar olan Şebnem İşigüzel olarak çıkmış. Kendisinden çok özür diler, anlayışından ötürü çok teşekkür ederiz.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163