VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Ekim 2012 Pazar | Anasayfa > Haberler > Basını yok edin tüm teröristler işsiz kalır
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Basını yok edin tüm teröristler işsiz kalır

Kış Yolculuğu, aşkına karşılık bulamayınca bir uçağı infilak ettirerek dikkat çekmeye karar veren Zoile’in hikâyesini anlatıyor.

Perihan Özcan

Daha beş saat var. Bir önceki uçağa binebilir aslında, ama oturup bir kenarda bir şeyler çiziktirmeyi tercih ediyor. İşlemeyi düşündüğü “suç” ona "yaz" diyor çünkü. Hayatı bir film şeridi gibi gözünün önünden geçecek mi bilmiyor. O “klibi” işte şimdi kendisi kâğıt kalemle hazırlıyor. Ne yazdığının önemi yok, nasıl olsa kimse okumayacak. Uçak ateş topuna dönerken yazdıkları kül olacak. Güvenlik kapısında aranırken çıkan “bip” sesine dayanamayıp gülüyor Zoile. Şüpheleniyorlar. “Gıdıklandım” diyor. Çantası aranırken gülmemek için yanaklarının içini ısırıyor. Bir şey bulamazlar ki... “Suç aleti” henüz onda değil. Birazdan bir free-shop’tan satın alacak. Şampanyayla uçağa binmek yasak değil ki...
Kim bilir arkasından neler söyleyecekler. Adı ve bir fotoğrafı haber ajanslarına düşecek, akşam haberlerinde televizyonlar ondan bahsedecek. “Saldırılar, sadece hakkında konuşulmak ve küresel ölçekte dedikodu mekanizması olan medyaya konu olmak için var.” Yadsınamaz gerçek: “Bir uçak zevk için kaçırılmaz, manşetlere çıkmak için kaçırılır. Basını yok edin, tüm teröristler işsiz kalır.” Ne var ki “sebep olduğu nefretin hazzına” varamayacak. İşte bu yüzden, “ölümden sonra gelecek bir şöhreti hayattayken tadabilmek için, bunu yazıyla canlandırmaktan daha iyisi yok.” Ama mesele tek başına meşhur olmak değil. Astrolabe’la ilgili. Aralık ayında bir gün, Montorgueil Mahallesi’ndeki bir çatı katında tanıdığı kadınla... Zoile “insanların farelerden daha iyi şartlarda” yaşamadığını tecrübeleriyle bilse de o gün daireye girdiğinde şaşırmıştı. Hiçbir ısıtma sistemi yoktu. İçeride iki genç kadın da soğuktan donmamak için kat kat yün kazak, palto giymiş, boynuna birkaç atkı dolayıp şapka takmıştı.
İdeal kadın
Zoile. Elektrik İdaresinin halkla ilişkiler bölümünde çalışan filolog... Bir yazarın taşındığını öğrenince meraktan randevu alıp gittiği dairede "idealindeki kadınla" tanışıyor. Onunla birlikte olmak istiyor. İsyan ediyor Zoile. Karşılık vermediği aşkın büyüklüğünü, nasıl tutkulu bir âşığı reddettiğini görmeli. Yazık. Birlikte ne tutkulu bir ilişkileri olurdu oysa... Adını Schubrt’in lied’lerinden* alan "Kış Yolculuğu"nun Zoile’si tanıdık biri... Nothomb’un diğer romanlarının kahramanları gibi sevmeye ve sevilmeye özlem duyuyor. İlgiye muhtaç. Sevilmedikçe dünyaya yabancılaşıyor, varoluşunu sorguluyor. Kabul görmek için çabalıyor, kabul görmeyince tarifi mümkün olmayan bir öfke duyuyor. Öfke mayalanıyor içinde. Geçmeyecek, biliyor. Ümitsiz. Tatminsiz. Kırılgan. Önemsiz, değersiz hissediyor kendini. Diğerlerine denk olamamanın, hayattan payına düşeni alamamanın huzursuzluğu onu hırçınlaştırıyor. Güvensiz. Sanki boşluğa basıyor. Korkuyor. Çok az şeye sahip ve elde edebildiklerini yitirmekten korkuyor. Bütün istediği normal bir hayat aslında. Özlem duyduğu bu. Ama sevdiği kadın bir adım uzağında ve Zoile ondan bile yoksun. Yoksun kalmayı, kaybetmeyi kabul etmiyor bu kez. Bu kez reddeden o olacak. Unutulup gitmiş biri olmayı kabullenmeyecek. Zoile, free-shop’a gidiyor. Bir Christal-Roederer satın alıyor. “Kaliteli” bir düşüş olmalı. Astrolabe şerefine infilak ettirmeli bu uçağı. Sevdiği kadın nasıl tutkulu bir âşığı reddettiğini fark etmeli. “Kış Yolculuğu”, Nothomb’la tanışmak için ideal bir roman. Çünkü diğer romanları ne kadar onunsa, "Kış Yolculuğu" o kadar Zoile’in. Başka bir deyişle, otobiyografik romanların bir noktadan sonra kaçınılmaz olarak düştüğü tekdüzelik tuzağından uzak. Nothomb’un kendinden olabildiğince kurtulduğu, sürükleyici bir kurmaca.
* Bir şiirden şarkı olarak söylenmek üzere yapılmış beste. Almanca karşılığı, şarkı.** Çar II. Aleksandr için üretilmiş Louis Roderer markasının en iyi şampanyası.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam