VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
06 Kasım 2015 Cuma | Anasayfa > Haberler > Başyapıta çeyrek kala
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Başyapıta çeyrek kala

Tüm zamanların unutulmaz romanlarından olan “Bülbülü Öldürmek”, Amerikalı yazar Harper Lee’nin ilk ve tek romanıdır. Daha doğrusu öyle sanıyorduk. Ama Lee’nin 55 yıl kilitli kalmış bir romanı daha bulundu. “Tesbih Ağacının Gölgesinde” yılın en heyecan verici edebiyat olayı!

MİNE AKVERDİ DENKTAŞ



Tam 55 yıldır bekliyordu, karanlıkta, sıkı sıkıya kapatılmış ve üzerine kilit vurulmuş bir kasada... Hiç dokunulmadan, hiç bilinmeden... Taa ki 2014 yılının bir eylül sabahı kasanın kilidi açılana ve tozlu yüzü gün ışığını görene kadar. İşte o zaman hayata döndü, kasadan çıkarıldı, üzerinde birikmiş toz üflendi ve ilk sayfası açılıp orada yazılı olan başlık okundu: “Go Set A Watchman (Tesbih Ağacının Gölgesinde)”. İşte Harper Lee’nin kaleminden çıkan ama sonra unutulmaya terk edilen romanı 55 yıllık esaretten sonra yeniden nefes alıp vermeye böylece başladı...


Harper Lee Amerikan edebiyatının en ünlü isimlerinden biri, aynı zamanda tüm dünyanın da en sevdiği yazarlardan biri. Üstelik sadece tek bir roman yazmış olmasına rağmen... Evet, tek bir roman, ama ne roman!
1926’da ABD’nin güneyinde, Alabama eyaletinin Monroeville şehrinde doğan ve burada büyüyen Harper Lee’nin kendi çocukluğu, babası ve kasabasından ilham alarak yazdığı, 1930’lar Amerikası’nda yaºanan ırkçılığı ve eºitsizliği çocuk kahramanı Scout Finch’in gözünden anlatan ilk ve tek romanı “Bülbülü Öldürmek (To Kill A Mockingbird) 1960’ta yayımlandı. Romanın meraklı, cesur, zeki ve dişli kız çocuğu olan Scout ve onun herkese karşı adil ve eşitlikçi olmayı savunan, bilgili, saygın ve idealist avukat babası Atticus Finch okurların gönlünü anında fethetetti. Asılsız bir iddiayla yargılanan bir zenciyi savunma görevini üstlenerek kasabanın geri kalanını karşısına alan Atticus tüm okurların kahramanı ve ilham kaynağı oldu. “Bülbülü Öldürmek” sadece kalpleri fethetmekle kalmadı 1961’de Pulitzer Ödülü‘nü de kazandı. Bugüne kadar 40 milyondan fazla satan, Türkiye’de dahil birçok ülkede okullarda da okutulan roman, modern Amerikan Edebiyatı‘nın klasikleri arasına girdi.
Yazdığı tek romanla efsaneleşen Harper Lee ise, bir kaç deneme hariç, bir daha hiç yazı yayınlamadı; neredeyse hiçbir söyleşi ve program davetini kabul etmeyerek münzevi bir hayat yaşamaya çekildi. Bugün 89 yaşında olan, 2007’de geçirdiği felç nedeniyle görme ve duymu duyularını da kaybeden Lee, büyüdüğü yer olan Monroeville’de bir bakımevinde hayatını sürdürüyor. Ama o gözlerden uzak yaşamayı seçmiş olsa da, kaderin cilvesi bu yaşında onu yeniden spotlar altına taşıdı. Zira, Harper Lee’nin 1950’li yıllarda yazdığı ve sonra bir kasaya koyup kaldırdığı ilk romanı “Go Set A Watchman (Tesbih Ağacının Gölgesinde)” bir tesadüf eseri gün ışığına çıktı!

Sansasyonel bir keşif

Harper Lee’nin, yani Amerika’nın en çok okunan ve en sevilen yazarlarından birinin ikinci bir kitabının bulundğu haberi şüphesiz geçen senenin en önemli edebiyat olaylarından biriydi. Zira Lee’nin yazmama konusundaki ketum tutumu yüzünden onun kaleminden bir başka şey okumayı hiç kimse beklemiyordu. Saklı romanın ortaya çıkması ise bir tesadüf eseri oldu.
2014’ün Ağustos ayında, Harper Lee’nin tüm işlerini ve avukatlığını yürüten kızkardeşi Alice ölünce, ünlü yazarın avukatlığını Alice’in yardımcısı genç avukat Tonja Carter üstlendi. Eylül ayında Carter, Harper Lee’nin romanını yazdığı daktilosu, el yazısı müsvetteleri, mektupları gibi kişisel eşyalarını sakladığı bankanın kasasını kontrol etmek için açtığında bir roman müsvettesi buldu. Önce bunu “Bülbülü Öldürmek”in ilk kopyası zannettiyse de daha sonra iki romanı birbiriyle karşılaştırınca bunun tamamın başka, ikinci bir kitap olduğunu fark etti. Lee’nin yayıncısını arayıp haber verdiğindeyse bu sefer şok olma sırası onlardaydı. Zira bu, hazine bulmakla eşanlamlıydı.

“Go Set A Watchman”ın tam 55 yıl sonra bulunuş haberi kısa zamanda tüm dünyayı salladı. Kitabı gerçekten Harper Lee’nin yazıp yazmadığı, kitabı bulan Tonja Carter’in aslında kitaptan daha öncesinden haberdar olduğu ama avukatlık görevini devralana kadar bekleyip öyle ortaya çıkardığı, kitabın Harper Lee’ istemediği halde yayına hazırlandığı gibi sayısız sansasyonel dedikodu eşliğinde fırtına daha da büyüdü. Haliyle Harper Lee’nin onayı alındıktan sonra 14 Temmuz 2015’te yayınlanacağı duyurulan “Go Set A Watchman (Tesbih Ağacının Gölgesinde)” daha satışa sunulmadan yazarın tutkulu hayranları tarafından kapışıldı. Yayıncı Harper-Collins’in tarihinde en çok ön sipariş verilen kitap olurken, online alışveriş portalı Amazon ise romanın “en çok ön sipariş verilen kitap” rekorunu kırdığını duyurdu. Eski rekor, 2007’de yayımlanan “Harry Potter ve Ölüm Yadigârları“na aitti. Satışa sunulduğu ilk hafta ise 1.1 milyon kopya satarak, yayınevinin bugüne kadar en hızlı satan kitabı ünvanını kazandı. Şu sıralarda hâlâ ABD’de satış rekorları kırmakta. Öyle ki, “Go Set A Watchman (Tesbih Ağacının Gölgesinde)” 2009’dan bu yana en çok satan kitap rekorunu elinde tutan Dan Brown’un ünlü “Kayıp Sembol” romanını bile geride bıraktı ve elbette New York Times’ın ‘En çok satanlar’ listesinin de tepesine yerleşti. Şimdiden 2015’in en çok satan kitabı olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

“Bülbülü Öldürmek”in devamı değil öncesi
Peki yaşanan bu çılgınlık roman açısından karşılığını buluyor mu?

“Go Set A Watchman (Tesbih Ağacının Gölgesinde)”de bu kez Bülbülü Öldürmek’in unutulmaz karakteri Jean “Scout” Louise Finch’i yirmili yaºlarında bir genç kadın olarak görüyoruz. 1950’lerin ortasında yaşanan dönüşümlerle çalkalanan bu küçük Alabama kasabasında toplumsal ve bireysel mücadele, olaylar ve insanlar yaşadığı New York’tan tatilini geçirmek için doğduğu kasabaya, babası avukat Atticus Finch’in yanına gelen Scout’un gözünden, zaman zaman Scout’un çocukluk yıllarına dönüşler eşliğinde anlatılıyor. Romanda yaşlı bir adam olarak karşımıza çıkan Atticus Finch ise, tüm tepkilere göğüs geren bildiğimiz kahraman Atticus’un aksine ırkçı tavırlarıyla kızını (ve okuru) hayalkırıklığına uğratan bir baba.

“Bülbülü Öldürmek”in kahramanlarının yirmi yıl kadar daha yaşlı hallerini merkezine aldığından bir devam kitabıymış gibi görünüyor “Tesbih Ağacının Gölgesinde”. Nitekim “Bülbülü Öldürmek”in devamı olarak da lanse ediliyor; çünkü bu düşünce okurun iştahını daha da kabartıyor. Ancak her ne kadar heyecan verici olsa da söylemek gerek: “Tesbih Ağacının Gölgesinde” “Bülbülü Öldürmek”in devamı olan bir kitap değil. Daha doğru tanımı, “Bülbülü Öldürmek”in deneme tahtası olan roman olabilir. Zira araştırmacı yazar Charles J. Shields, Harper Lee biyografisi olan “Mockingbird: A Portrait of Harper Lee” kitabında Lee’nin 1957 yılı Ocak ayında ajansı olan Maurice Crain’e “Go Set a Watchman” adını verdiği ilk romanının 50 sayfasını götürdüğünü anlatıyor. Bir hafta sonra Lee 100 sayfa daha getiriyor ve her hafta 50 sayfa ekleyerek romanı tamamlıyor. Sonunda Crain romanın yayınevine gönderilmeye hazır olduğunu, ama romanın adını pek beğenmediğini söylüyor. Crain romanı yayıncı J.P. Lippincott’a gönderdiğinde ise oradaki editör Tay Hohoff bu oman taslağı için “Bütünlüğü olan bir romandan çok anekdotlar serisi olarak sürüp gidiyor” yorumunu yapıyor. Yine de içindeki cevheri gördüğünden Lee ile kitap anlaşması imzalayan Hohoff, Lee’yi eleştirileri dikkate alarak romanın üzerinde çalışması ve kahramanların çocukluk dönemine daha çok odaklanması konusunda da yönlendiriyor.

Ve böylece roman üzerinde çalışarak geçen iki yılın ardından Harper Lee’nin efsanevi romanı “Bülbülü Öldürmek” ortaya çıkıyor. ‘Mükemmele ulaşmışken buna ne gerek’ diyen Harper Lee de “Tesbih Ağacının Gölgesinde”yi dolaba atıp kapağını kitleyiveriyor...
Kısacası şu anda satış rekorları kıran “Tesbih Ağacının Gölgesinde” aslında yayınevinin basmayı reddettiği bir acemi romanı, herkesin aklını başından almış “Bülbülü Öldürmek”in devamı değil, onun deneme tahtası. Editörün yorumuyla “bütünlüğü olan bir romandan çok anekdotlar serisi olarak sürüp giden” bir çalışma...

O yüzden “Bülbülü Öldürmek” gibi dört başı mağmur bir eser beklemek ya da bu karakterlerin “Bülbülü Öldürmek”teki aynı karaterlerin yaşlanmış hali olduğunu düşünmek maalesef hayalkırıklığını beraberinde getirecektir.

Öte yandan yine de tarihe tanıklık etmek, büyük ve çarpıcı bir romanın, bir klasiğin nasıl oluştuğunu, nasıl geliştiğini, nasıl dönüştüğünü ve bir yazarın kendine özgü tarzını ve sesini nasıl bulduğunu görebilmek ve Harper Lee’nin ışıldayan cevherini, samimiyetini ve başyapıta çeyrek kala zihnini keşfetmek açısından müthiş ve heyecanverici bir fırsat.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163