VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > Bazen aile, seri katilden tehlikelidir
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bazen aile, seri katilden tehlikelidir

Jean-Christophe Grangé “Lontano”da Afrika büyülerinden ilham alan cani bir seri katilin izini sürüyor. Ancak polis şefi Erwan çok geçmeden katilin asıl hedefinin kendi ailesi olduğunu anlayacaktır.

ÖZLEM AKALAN


Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 1960’ların sonunda işlenen bir dizi cinayeti çözmekle görevlendirilen Fransız Grégoire Morvan, genç bir polis memurudur. Yıllar süren amansız takibin ardından halk arasında “Çivi Adam” olarak nam salan ve beyaz kadınları, vücutlarına çiviler, aynalar saplayıp büyücülere karşı şifacıların kullandığı heykellere dönüştürerek öldüren katil yakalanır. Beklenenin aksine siyahi değildir bu cani: Annesi fahişelik yapan, babası bilinmeyen Thierry Pharabot, Afrika yerlileri arasında büyümüş, çeşitli işkencelerden geçerek sonunda “şifacı” mertebesine ulaşmış, Belçikalı beyaz bir mühendistir. “İkinci dünyadan” korkmayan Pharabot, üstün şifacılık yetenekleri yüzünden, kıskançlıklara, düşmanlıklara maruz kalmış, büyücülerin ona saldırdığına, iblislerin ruhunu kemirdiğine kendini inandırmıştır. Bu etkileri yok etmek için, ruhları yardımına çağırması gerekmektedir. Minkondi adı verilen heykellerin kendisine yeterli olmayacağını bildiğinden insanları bu heykellere dönüştürüp ruhları çağırmak için beyaz kanı akıtarak gücüne güç katar. Bu hasta ruhlu katili yakalayan Grégoire Morvan, ülkesi Fransa’ya kahraman olarak döner ve polislik kariyerinde hızla ilerler. Emniyet teşkilatında en üst seviyeye gelmesinin yanı sıra politik skandalları önleyen ya da tetikleyen, hükümetlerin yıkılıp kurulmasında gizli roller üstlenen bir bürokrata dönüşmüştür.

Pharabot ise önce Belçika, ardından da Fransa’da bir akıl hastanesine kapatılır. Kırk yılın ardından kimse bu cinayetleri ve caniyi artık hatırlamazken Fransa’nın batısındaki askeri bir üste deniz havacılığı pilot adaylarından biri öldürülür. Altmış sekiz yaşında olan ve emekliye ayrılan ancak devlet içindeki etkinliğini hiç yitirmeyen Morvan, kendisi gibi polisliği seçen oğlu Erwan’a olayı araştırma görevi verir. İşkence, aşağılama ve şiddetin eksik olmadığı çaylak eğitimi sırasında öldürülen er, üssün yakınındaki bir adada bulunmuştur. Ne var ki tesadüf eseri De Gaulle uçak gemisi, tatbikat amacıyla adayı bombaladığı için erden geriye pek fazla bir şey kalmamıştır. Erwan cinayeti araştırdıkça, babasının kırk küsur yıl önce çözdüğü Çivi Adam’ın cinayetleriyle benzerlikler taşıdığını fark eder. Paris’te işlenen bir başka cinayet ise, Çivi Adam’ın döndüğüne ya da bir başkasının kopya cinayetler işlediğine inanmasına neden olur.

KAOTİK AİLE
Jean-Christophe Grangé, yarattığı karakterlerin psikolojik dünyalarına derinlemesine dalan bir yazar. Hikâyesi ve kurgusu kadar karakterlerinin defolarını da özenle sunan Grangé bu kez uçlarda bir aile yaratmış. Baba Morvan, gerçek bir kötü. Büyük oğul Erwan, kuralcı bir işkolik ve kardeşinin boşanmak üzere olduğu karısı Sofia’ya umutsuzca âşık. Ortanca erkek Loïc, finans dünyasındaki parlak kariyerine karşın eroin, kokain ve alkolde mutluluk arayan bir bağımlı. Yirmi dokuz yaşındaki kız kardeş Gaëlle, film yıldızı olmak için prodüktörlerle yatan, hatta babasından intikam almak için yattığı iş adamlarına onun maden şirketiyle ilgili sırları satan pahalı bir fahişe. Anneleri Maggie ise, kocasının dayaklarına yıllarca boyun eğen eski bir hippi. “Aile hikâyelerini hep sevdim,” diyor Grangé, “hep aile üzerine yazmak istedim; baba ve çocukların, abi ve kardeşlerin ilişkileri… Hikâyenin omurgasını bir polisiye oluştursa da kaotik ve nefret dolu bir aileyi anlattım. Bazen ailenin kendisi seri katilden daha şiddet dolu olabiliyor. Burada amacım, kötülüğün zincirleme reaksiyon başlattığını göstermekti. Karısını sürekli döven, sevgisiz, despot bir baba... Travmalı çocuklar da kendi tarzlarında intikam alıyorlar.”
“Kaiken”de baba sorununu alt metin olarak okura sunan Grangé, yine aynı yoldan yürüyor. Şizofren olduğu ve kendisini görmesine izin verilmediği için babasız büyüyen yazar, “Ailede kimse ondan bahsetmezdi. Annem ve büyükannemle yaşadım. Hep korkuyorlardı ve biliyorsunuz, korku bulaşıcıdır. Ben de korku içinde ve güvensiz büyüdüm. Yalnız bir çocuktum ve sanatla ilgiliydim,” diyor.

Romanını yazarken sado-mazo ortamlara girip çıkan, sıra dışı ve uç noktalarda görünen ancak “normal” hayatında son derece sıradan olan insanları gözlemleyen yazar, katilini de böyle bir karaktere büründürmüş. Yazdığı hikâyelerin sertliği konusundaki eleştirilere, “Sert olduğunu kabul ediyorum. Rahatsız etmeyi seviyorum çünkü aşırı olan şeyleri seviyorum. Katil bir canavar ama bir yandan da toplumumuzda yeri olan biri. İçimizde olabilecek acımasızlıkları çıkarmayı seviyorum. Ağır olabilir ama polisiye bir romandan bahsediyoruz. Karanlık bir hayal gücüm var. Eve döndüğünde bulaşıkları yıkamadığı için azar işiten bir katil yaratamazdım,” diyerek cevap veriyor. Paris’te evinin yakınındaki bir müzede Kongo sanatının ilk örneklerinin yer aldığı bir sergiden sonra bu hikâyenin zihninde canlandığını söyleyen Grangé’nin “Lontano”su bitmemiş bir roman. Devamı “Congo Requiem” Fransa’da yayımlandı. Türkçeye çevrilmesi ve basılması ne kadar sürer henüz belli değil. Ancak, devam romanının büyük bir bölümü, Erwan’ın babası ile gittikleri Kongo’da geçiyor.


Afrika kara büyü rehberi

MAYOMBE

Aşağı Kongo’da bir bölge. “Lontano”da adı geçen büyü objeleri, bu bölgedeki inançlardan kaynaklanıyor. Yombe kültürü, Yombe animizmi, inancı da deniyor.

NGANGA
Nganga gizemlerin efendisi, büyücülerin ve adaletsizliğin düşmanı, bir tür şifacı. Büyü yapan, hastalıkları yayan, insanların ihtiraslarını azdıran büyücülere karşı mücadele eden bir savaşçı, bir büyü bozucu. Öteki dünyanın polisi, düzenin güvencesi olarak kabul görüyor.

MİNKONDİ
Kongo’daki Mayombe bölgesine ait insan biçimindeki yontulara minkondi adı veriliyor. Bunlar genellikle ahşaptan yontulmuş heykelciklerdir. Her birinin bir ruhu ve büyülü bir gücü olduğu kabul ediliyor. Bu heykeller, büyücülere ve onların yaptığı büyülere karşı kullanılıyor. Nganga, üzerlerine bir çivi ya da bir cam parçası çakarak onları canlandırıyor, etkin hâle getiriyor. Minkondi’ler büyücülere karşı koymak veya onları cezalandırmak için kullanılıyor. Mesela Mbola Mvungu, hırsızları cüzzamla cezalandıran kambur; Nzazi, gökyüzünden bir şimşek gibi inen ve üzerlerine işeyerek insanları öldürebilen köpek yavrusu...

KHİMBA TÖRENİ
Birkaç ay süren bir kabul görme töreni. Khimba töreninin ilk aşaması, uyuşturmadan sünnet. Acı, deneyimin bir parçası. Ardından çocuğa onu uyuşturarak uyutan bir zehir içiriliyor. Sembolik olarak ölüyor. Uyandığında kafasını tıraş ediyor ve tüm bedenini beyaz kille kaplıyorlar. İşte o zaman eğitim başlıyor. Ona ruhlarla konuşmayı, avlanmayı, tahammül etmeyi öğretiyorlar. Çocuk kamçılanıyor, yılanlarla dolu bir deliğe atılıyor, geceler boyu ormanda yalnız bırakılıyor.



Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163