VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Haziran 2016 Salı | Anasayfa > Haberler > ‘Bazı dokunuşların izi geçmez’
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

‘Bazı dokunuşların izi geçmez’

Türkiye’de son beş yılda çocuklara karşı cinsel istismar suçları arttı. Bu da ebeveynlerin çocuklarına doğru cinsel eğitimi vermesini daha da önemli hâle getiriyor. Ama hepsinin kafasında da aynı soru var: “Cinselliği, çocuğuma nasıl ve kaç yaşına geldiğinde anlatmalıyım?” Biz de ebeveynlerin bu haklı sorularına yanıt arayan kitapları derledik ve uzman yazarlarına sorduk: “Ebeveynler ne yapmalı?”

İPEK CEYLAN ÜNALAN




Duygu Çataltaş Çalışır, “Cinsel Eğitim- Çocuktan Ergenliğe” kitabı, çocuklara doğru cinsel eğitim vermenin yolunun, çocukların cinsel gelişim dönemlerini bilmekten geçtiğini savunuyor. Cinselliğin konuşulabilecek doğal bir konu olduğu mesajını çocuklarımıza verebilmenin önemine dikkat çeken kitap, çocukların sorularına nasıl yanıtlar vermemiz gerektiğini anlatıyor. Çocukların cinsel gelişim dönemlerinin 1-3 yaş , 3-6 yaş ve kız çocuklarda 6-11, erkek çocuklarda 6-13 yaş gruplarına bölünerek eğitim verilmesi gerektiğini belirttiği “Cinsel Eğitim- Çocuktan Ergenliğe” kitabı için Pedagog Duygu Çataltaş Çalışır, cinsel eğitimde yaş faktörünün önemine dikkat çekerek, “Her yaş grubuna göre verilecek eğitim farklıdır. 1-3 yaş yani okul öncesi dönemde verilecek cinsellik eğitimi, kendi fiziksel özellikleri hakkında bilgi vermek, karşı cinsten hangi açılardan farklı olduğunu aktarmak, özel bölgelerini anlatmak, iyi ve kötü dokunuşları ayırt edebilmesini öğretmektir. Ergenlik döneminde ise vücuttaki değişimleri, cinsel ilişki ile bulaşan hastalıkları, cinsel ilişki ve korunma gibi konular hakkında ebeveynlerin çocuklarını bilgilendirmesi gerekir,” diyor. Çocuğa bedeninin kendisine ait olduğunu öğretmenin çocuğu olası istismardan korumanın en önemli noktası olduğunu belirten Duygu Çataltaş Çalışır, “Çocuk soru sormaya başladığı andan itibaren cinsel eğitim başlar. Bilgiler yaşına uygun olmalı, sorduğu kadarına cevap verilmelidir. Genellikle kız çocuğuna annenin, erkek çocuğuna da babanın bilgi vermesi önerilir. Soruları karşısında anne babasının utandığını gören çocuk, yanlış bir şey yaptığını düşünerek soru sormaktan vazgeçebilir ve merakını gidermek için yanıtları başka kaynaklarda bulmaya çalışabilir. Bu durum çoğunlukla istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir. Bu nedenle çocuğun merakının doğal olduğu kabul edilmeli, sorular başlamadan bilgi sahibi olunmalı ve zamanı geldiğinde çocuğa aktarılmalıdır. Ebeveynler çocuklarına tanıdığı kişiler bile olsa istemediği takdirde kimsenin onu öpemeyeceğini, dokunamayacağını, böyle bir durum olduğunda karşı gelmeye hakkı olduğunu anlatmalı. Özel bölgelerine anne ve doktor dışında kimsenin dokunmaması gerektiği söylenmeli. Anne-baba-çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin olması çocuğun size güven duymasını, yaşadığı istenmeyen olaylarda gelip size anlatabilmesini sağlayacaktır”.

Özel bölgelerini korumaları öğretilmeli

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın aile içi iletişim rehberi olma özelliği taşıyan kitabı “Aile Okulu”, aile içinde sağlıklı ilişkiler kurabilmenin yolunu göstermenin yanı sıra çocuklara cinsel eğitimin nasıl verilmesi gerektiğini anlatan bir rehber niteliğinde.
Kitaba göre çocuklar, cinsel kimliklerini oluşturabilmek için rol model arayışına giriyor. Erkek çocuklar cinsel kimliklerini babadan, kız çocuklar anneden alıyor. Örneğin üç yaşındaki bir erkek çocuk sürekli olarak anne, anneanne, teyze arasında büyürse, çevresinde yeterli erkek model yoksa çocuk yanlış özdeşimler kurduğundan cinsel kimliği yanlış gelişebiliyor. Bu yüzden çocuğun annesiyle geçirdiği vakit kadar babasıyla vakit geçirmesi de önemli. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuğa cinsellik hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgiler verilmemesine dikkat çekerek, çocuğa kendi bedenini tanıtmak gerektiğini söylüyor: “Çocuk yürümeye başladıktan sonra vücudunu tanımak ister. Vücudunun özel bölgelerini merak etmeye başlar. Öncelikle çocuğa bedenini tanıtmak gerekir. Çocuğa aklının erdiği zamandan itibaren, vücudunu çamaşırla örten yerlerine ‘kimsenin dokunmasına izin vermemesi’ öğretilmelidir. Biz buna mahremiyet eğitimi diyoruz. Okul öncesi, okul çağındaki ve ergenlik dönemindeki ve ergenlikten sonraki eğitimler farklılıklar gösteriyor ancak önemli olan çocuk sormadan cinsellik üzerine çok fazla konuşulmaması. Örneğin, çocuk, annesinin hamile olmasına şaşırma eğilimi gösterir. ‘Leylekler getirdi’ gibi cümleler kurmak çocuğun anne-babaya güveninin sarsılmasına neden olduğundan bu gibi yanlış bilgiler vermekten kaçınılmalıdır. ‘Anne ile baba birbirlerine sevgi ile sarıldığında çocuk olur’ tarzında yalan olmayan ama fazla da derine inmeyen ifadelerle çocuğa söylenebilir. Vücudunun özel bölgeleri gösterilmeli, özel bölgelere başkalarının dokunmasına kesinlikle izin vermemeleri öğretilmelidir. Çocuğa bu öğretilirse çocuğun ‘hayır’ deme becerisi gelişecek ve kendisini koruyabilmesini sağlanacaktır.”



Leylek hikâyesi anlatmayın!

DR. Hüsnü Uçar’ın“Çocuk Cinsel Eğitimi” kitabı ebeveynlerin çocuklarına nasıl A’dan Z’ye cinsel eğitim vermesi gerektiğini örneklerle anlatan, çocuk cinsel eğitimiyle ilgili yanlışlarla doğruları karşılaştıran bir çalışma olma özelliği taşıyor. Kitaba göre çocuk, “Ben nasıl dünyaya geldim,” diye sorduğunda “Seni leylekler getirdi,” hikâyesinin anlatılmaması gerekiyor. Çünkü bu durum çocuğun kadın- erkek arasında bir cinsiyet ayrımını kavrayamamasına yol açabilmekle kalmıyor, çocuğun gerçeği öğrendiğinde anne babaya karşı güveninin azalmasına neden olabiliyor. Peki, çocuklara cinsel eğitim kaç yaşından itibaren verilmeye başlanmalı? Kitapta çocuğa cinsel eğitim vermenin belli bir aralığı olmadığına dikkat çeken Pedagog Dr. Hüsnü Uçar, bu durum için şöyle diyor: “Çocuklara üç yaşındayken şu bilgiyi, beş yaşındayken bu bilgiyi vermelisiniz diye bir kural yok. Çocuk zaten belli bir yaştan itibaren kendini ve bedenini tanımak isteyecektir. Kız ve erkek arasındaki farkı görüp, bu farkların nedenini merak edecek ve anne-babasına soru sorma ihtiyacı hissedecektir. Dolayısıyla cinsel eğitimde kılavuzumuz çocuk olmalıdır. Bir gazete ya da televizyon haberi, bir kitap ya da izlediğiniz bir filmdeki bir sahne ya da ailece yapılan bir piknik, çocukla cinsellik üzerine konuşma fırsatı verebilir. Kitapta konuyla ilgili somut bir örnek yer alıyor; İki yaşındaki oğlu ile piknikteyken işemesi gelen bir baba, ağacın yanına gidiyor ve çocuğuna sırtını dönerek işiyor. Bu arada çocuk ne var diye düşünerek babasının önüne doğru bakmaya çalıştıkça baba ısrarla çocuğa sırtını dönüyor. Bu ısrarlı bakma ve gizleme çabası işemesi bitene kadar devam ediyor. Daha sonraki günlerde çocuğun işemesi gerektiğinde pipisini herkesten gizlemek için özel bir çaba hissettiğini görüyoruz. Oysa baba, hiç farkında olmadan çocuğuna önemli bir eğitim vermiştir. Cinsel eğitim verirken veya cinsellik üzerine konuşurken ebeveynlerin en çok zorlandıkları konulardan biri de nasıl bir dilin kullanılacağı sorusu. Anne babaların hangi kelimeleri kullanıp hangi kelimelerden kaçınması gerektiğini açıklayan Psikiyatrist Dr. Hüsnü Uçar kitapta şöyle anlatıyor: “Çocuklarınıza erkeğin pipisi veya penisi, kızın kukusu ya da vajeni olduğunu söyleyebilirsiniz. Önemli olan seçtiğiniz kelimeler değil, nasıl kullandığınızdır. Çocuk 1-2 yaşlarındayken onu kıyafetsiz bir şekilde banyoya sokabilirsiniz. 3-4 yaşına geldiğinde ise çaktırmadan külotlarını üzerlerinde bulundurmak gerekir ki, mahremiyet algısı oluşsun. Ancak çocuğa ısrarla ‘Oran sakın görülmesin,’ denmemeli. Bu davranış çocuğu merak etmeye sürükler. Merak eden çocuk bu konular üzerine düşünmeye başlar”.


Korkutmadan anlatın

“Adım Adım Çocuklarda Cinsel Eğitim”, ‘Cinsel eğitim nedir?’ sorusundan başlayarak cinsel eğitim konusunda bilinmesi gereken tüm bilgileri soru-cevap şeklinde okura aktaran bir çalışma. Çocuklara cinsel eğitimin hangi yaşta verilmesi gerektiğini, doğru bilgileri çocukların zihinsel gelişimini olumsuz etkilemeyecek şekilde nasıl verilmesi gerektiğini detaylarıyla anlatan kitap, çocuklara cinsel eğitimin “birebir” anne-baba tarafından verilmesi gerektiğini savunuyor.
Kitaba göre nerede olursa olsun bir grup çocuğa aynı ortamda cinsel eğitim vermek doğru değil. Kitabın yazarı Uzman Pedagog Dr. Adem Güneş, çocuğun cinsel eğitiminin ebeveynler tarafından verilmesi gerektiğini söylüyor: “Kitapta üzerinde en çok durduğum konu cinsel eğitimin çocuk ve ebeveynler arasında ‘birebir’ gerçekleşmesi. Çocuklara topluca verilen cinsel eğitimler onların bilgilendirilmesinden daha çok birbirleri ile cinsel içerikli maço davranışlar sergilemesine yol açtığı da bilinmektedir. Çocukların anaokulundan itibaren kullandıkları tuvaletlerin kendilerine özel olduğu, kapısının izin alınmadan açılamayacağı, kimsenin kendisini görmemesi gerektiği fark ettirilmelidir”.
Anne babaların en çok korktukları konu, çocuğunun cinsel istismara maruz kalması. Dr. Adem Güneş, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor: “Birçok anne-baba çocuklarını tacizden koruyabilmek için ‘korkutma’ yolunu seçiyor. Ancak ‘Tanımadığın birinden bir şey alma’ veya ‘Yabancılarla konuşma’ gibi telkinler çocuğu tacizden korumaktan öte sosyal becerilerinin gerilemesine sebep olur. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, çocuklar genellikle tanıdıkları ve yakınları tarafından tacize uğramaktadırlar. Bazen komşu, bazen akraba, bazen öğretmen, bazen de kurs hocası gibi umulmadık ve fakat tanıdık kişilerden çıktıkları da acı bir gerçektir. Birçok çocuk aile içinde konuşma özgürlüğüne sahip olmadığı ve dinlenmediği için taciz vakaları karanlıkta kalmaktadır. Bundan dolayı ki çocuklara ‘zihinsel aura’ özgürlüğü tanınmalıdır. Yani çocuk düşündüğü, inandığı, bildiği veya yanıldığı şeyleri ailesi ile oldukça rahat konuşabilmeli, düşüncelerini kelimelere dökülmesine engel olunmamalıdır. Çocuk konuşmaya korkmamalıdır. Tacize uğrayan çocuklara yöneltilen sorularda en belirgin cevap ‘Aileme anlatırsam bana kızacaklar diye korktum’ cevabıdır”.


İstismara uğradığını nasıl anlarız?

* Cinsel organlarda ağrı, kızarıklık, kaşıntı gibi sorunlar varsa,
* Kendisine dokunulduğunda aşırı tepki veriyorsa,
* Fiziksel nedeni olmayan karın ağrılarından yakınıyorsa,
* İçe kapanma, huzursuzluk, öfke ve ağlama nöbetleri, gece alt ıslatma, uyku ve yeme bozuklukları yaşanıyorsa,
* Abartılı cinsel oyunlar ve süreklilik gösteren mastürbasyon davranışı varsa,
* Okul başarısında düşüş varsa istismardan şüphelenilmeli ve bir uzmandan mutlaka destek alınmalıdır.


BU YAZIDA ADI GEÇEN KİTAPLAR

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam