VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
09 Temmuz 2011 Cumartesi | Anasayfa > Haberler > Ben biraz da sendim Feride
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ben biraz da sendim Feride

“Çalıkuşu""nu defalarca okudum ben. Çocukken, lisedeyken, genç kızken, sonra, sonra, sonra; dedim ya defalarca. Hatta şu satırları yazmaya başlamadan önce bir kez daha... Feride’de hep biraz da kendimi buldum zira. Feride gibi, Feride kadar yaramazdım ben de. Günlük mekânım ağaç tepeleriydi. Bağda, bahçede, hayvanlar arasında geçerdi zamanım. Ottan yatak yapar, yatardım. Duygusaldım, hatıra defteri tutardım, salıncaktan değil hayattan korkardım...”

Fügen Ünal Şen



Geçen hafta telefonum çaldı, açtım. Buket’ti arayan: “En sevdiğin kitap?”
Dan diye soruverdi. Buket bu, evelemeden gevelemeden hedefe yönelik sorar, işte yine nokta atışı yapmıştı. Sanırım onun soruyu sorduğu saniyenin içinde teknik olarak mümkün olmayabilir ama ben yine de öyle hissettim- cevap verdim; “Çalıkuşu.”
Düşünsem belki başka kitapları da sıralayabilirdim ama beynimden önce yüreğim konuşmuştu yine; ne güzel.
Telefonu kapatıp kütüphaneme yürüdüm. Onca kitabın içinden en harap, en yıpranmış olanını çekip aldım. Ah kim bilir hangi acemi dokunuşlarla yaptığım cilt çoktan yıpranmış, kitabın tozpembesi kapağını zar zor tutuyordu. Sayfalar darmadağın olmuştu.
Reşat Nuri Güntekin; "Çalıkuşu."
Bir sayfa açtım: “‘Kuşadası’na gider misiniz?’ dedikleri vakit, sevinmiş, kendi kendime ‘Kuşadası, benim adım, bu kadar zamandır aradığım saadeti, gönül rahatımı mutlaka orada bulacağım’ demiştim.”
Feride yine yanıma gelivermişti işte; hem her defasında böyle olmuyor muydu?
“Çalıkuşu"nu defalarca okudum ben. Çocukken, lisedeyken, genç kızken, sonra, sonra, sonra; dedim ya defalarca. Hatta şu satırları yazmaya başlamadan önce bir kez daha... İyi de neden okudum?
Feride’de hep biraz da kendimi buldum zira. Evet, doğrusu bu. Feride gibi, Feride kadar yaramazdım ben de. Günlük mekânım ağaç tepeleriydi. Bağda, bahçede, hayvanlar arasında geçerdi zamanım. Ottan yatak yapar, yatardım.
Duygusaldım, hatıra defteri tutardım, salıncaktan değil hayattan korkardım.
Onun liseyi bitirip düştüğü Anadolu yolları benim uçarı çocuk gönlümü eğlemişti kaç sene... Feride’nin Anadolu’nun ücra köşelerinde öğretmenlik yapması, hele at arabasıyla aştığı yollar, gördüğü evler, okuttuğu çocuklar, derme çatma okullar hiç şaşırtmamıştı beni. Feride o köy okullarına 1920’lerde gitmişti, ben 1960- 1970 yıllarında. Tarih farklıydı da manzara ne yazık ki aynıydı. İlkokul öğretmeni annemin elinden tutup, henüz okul çağında bile değilken kaç kez köydeki okuluna gitmiş, kara tahtanın hemen sağ yanındaki kapı girişinde dizili tezeklerle ısınan koca sobanın etrafında toplanan öğrenciler arasına katmıştım kendimi.
Feride’nin bırakıp gittiği İstanbul, benim için yaz tatillerini geçirdiğimiz bir rüya şehriydi. Onun genç bir kızken terk ettiği ve hep özlemle andığı Erenköy ve Kazasker’e ben genç kızlığımın ilk günlerinde gelip yerleşmiş, kim bilir kaç kez onun ayak izlerine basa basa Erenköy İstasyonu’na yürümüştüm.
BİR YANIM HEP FERİDE İDİ
Reşat Nuri Güntekin "Çalıkuşu"nu 1922’de yazıp Vakit Gazetesi’nde yayınlamıştı önce. O günlerde Feride’nin tefrika halinde sunulan hikâyesi okurdan öyle büyük ilgi görmüş ki; hemen kitap halinde de yayınlanmıştı "Çalıkuşu"...
Ah Feride...
Seni anlatanlar hep ne diyor biliyor musun? “İyi eğitim görmüş, aydın ve idealist bir İstanbul kızı. Teyze oğlu ile evlilik hazırlığı yaparken onun gizli gönül ilişkisini öğrenip İstanbul’u terk ediyor. Anadolu’da öğretmenlik yaparak kırık gönlünü avutmaya çalışıyor.”
Sahi sen sadece aşk acısından gönlü kırık bir genç kız mısın Feride? Gururu ile aşkı arasında bocalayan inatçı bir Gülbeşeker misin? Yok yok... Benim gönlümde sen, hele hele yazıldığın günleri düşünecek olursak “Yeni bir kadın tipi” oldun Türkiye için. Osmanlı’nın son günlerinde, Cumhuriyet ilân edilmemişken “Mektepten- Memlekete” akımının bir üyesi olarak kendisi de öğretmen ve müfettişlik yapmış Güntekin’in yüreğinden kopup yaratılmıştın.
Cesur... Elinde diplomasıyla Anadolu yollarına düşen, kimsenin gitmek istemediği biçare okullarda öğrenmeye aç, güzel yürekli çocuklara eğitim sevdasıyla yanıp tutuşan bir öğretmendin. Kabul ediyorum, İstanbul’dan kaçış nedenin Kâmran’dı ama Anadolu’da varoluşun çocuklarlaydı.
Ben sende biraz da Anadolu’yu buldum Feride... Osmanlının son günlerindeki Anadolu’yu... Ben seninle savaşta bir nefer oldum Feride...
Ya satır satır defterine yazdığın, kendine bile söylemekten kaçtığın, yüreğini kavuran, dudağını titreten, kırık bir kalple seni yuvandan koparıp gurbete düşüren “Sarı çıyana” olan aşkın?
Çocuk yaşımda okuduğumda seni, bir masaldın; sonraki yıllarda gurur, kıskançlık, inat, kavuşma, eziyet, pişmanlıkÖ Ne çok şeyle karşılaştım satırlarında.
Ben sende aşkın, tutkunun asil yanını buldum Feride.
Diyeceğim o ki sen Bursa, Zeyniler, Çanakkale, İzmir, Kuşadası dolaşıp dururken, kendini yalnız, kanadı kırık bir Çalıkuşu sanıyorken yani, ben hep senin elinden tuttum Feride...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163