VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2010 Pazar | Anasayfa > Haberler > “Ben İkinci Dünya savaşıyım”
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

“Ben İkinci Dünya savaşıyım”

Bir savaş olduğu gerçeğiyle on üç yaşında tanışan Harry Mulisch’in yazmaktan başka çaresi yoktur. Ve “Süreç”i yazar...

Hakan Günday

1927 yılının Eylül ayında bir çocuk doğdu. Hollanda’nın batısında, Haarlem’de. Elbette bir adı vardı: Harry Kurt Victor Mulisch. Ve elbette büyümekten başka seçeneği yoktu. Ancak kim olduğunu anlaması için on üçüncü yaşını beklemesi ve Hollanda’nın Naziler tarafından işgal edilmesi gerekti. Bir omzunda işbirlikçi babasının, diğer omzunda Yahudi annesinin eli, Mulisch bir cümle kurdu: “Ben, İkinci Dünya savaşıyım.” Kendisini “bir savaş” olarak tanımlaması tesadüf değildi çünkü anlamıştı: Dünya üzerinde başlamış hiçbir savaş sona ermez. Sonunda bir barış antlaşması imzalansa bile, savaş, insanoğlunun genlerine gömülüp varlığını sürdürür. İnsanlar ölüp doğdukça, tarihlerindeki bütün savaşlar canlı kalacaktır.

İnsanın bir savaş olduğu gerçeğiyle on üç yaşında tanışan Mulisch’in yazmaktan başka çaresi yoktur. Çünkü yazmak, başlanılan cümlenin sonunu bilememekten geçer ve Mulisch için, bu bilinmezlik, insana dair tek umuttur. “...yazacak bir şeyi kalmadığını söyleyen yazar, hiçbir zaman gerçek bir yazar olmamıştır. O söylemek istediğini söylemiş, anlatmıştır. Gerçek yazarın ise hiçbir zaman söyleyecek bir şeyi yoktur. Sadece ve sadece onun yazdığı öykülerin anlatacakları vardır, öncelikle de yazarın kendisine.” (sayfa 19)

“Ben, bu öyküyü anlatan ben, onu sadece senin için anlatmıyorum, daha çok kendim için anlatıyorum. Çünkü hangi öyküyü anlatacağımı ben de bilmek istiyorum... Nasıl gelişip, nasıl sonuçlanacağını bilseydim, ne diye anlatacaktım onu? Bu kadar zahmete, bu kadar hesap kitaba, eziyete, sancıya değer miydi?” (sayfa 21)

“Süreç”, 1998 yılında yayımlanır. Okuyanların, aşabilmek için büyük bir dikkatle tırmanmaları gereken paragraflarla doludur. Bu paragrafların zirvesine erişildiğindeyse, ufukta doğan ve batan insanlığın manzarasıyla karşılaşılır. Çünkü “Süreç”, yaradılışı ve yaratma sürecini anlatır. Konusu, sayfalarından taşan “Süreç”in, Mulisch’in en karmaşık eseri olduğu söylenir. Doğrudur, Kabala’dan, DNA’dan, hayat verilen golemlerden, tanrının telaffuz edilemeyen isminden söz eden “Süreç”, karmaşıktır. Ancak Mulisch’in de dediği gibi, anlatılanlar, ne olursa olsun, dünyanın bir kopyasıdır.

HER SAYFADA YÖN DEĞİŞTİREN BİR YOLCULUK

Tevrat’tan ilham alarak bir insan yaratmanın peşine düşmüş hahamların öyküsüyle başlayan “Süreç”, kelimelerin gizeminden yola çıkar ve “Belki de Tanrı, dünyayı her şeyin mümkün olabileceği bir yer olarak yarattı”, (sayfa 36) cümlesine ulaşır. Sonrasında Victor Werker adındaki bir bilim adamının yazdığı mektuplarla devam eden “Süreç”, her sayfada yön değiştiren bir yolculuk halini alır. Tarif edilmesi mümkün olmayan romanlardan biri daha...

Sonuç:

Harry Mulisch adında biri “Süreç”i yazdı. Ahmet Arpad adında biri Türkçeye çevirdi. 2005 adında bir yıl, romanın yayımlanmasına tanıklık etti. Kim, ne kadar gezdirdi parmaklarını bu romanın içinde, bilinmez. Ancak 2006 yılında bir asteroide Mulisch adı verildi. Amaç, tabii ki Hollandalı yazarı değil, uzay boşluğunu onurlandırmaktı.

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163