VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
13 Şubat 2014 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Ben ne eyledim ki ?
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Ben ne eyledim ki ?

Vedat Türkali’nin, Egeli bir ağa çocuğunun sistemle uyuşamayan hayatı üzerinden Türkiye’nin 1960 ve 70’li yıllarını anlattığı “Yalancı Tanıklar Kahvesi” tekrar basıldı.

SERDAR GÜREL

Muhsin adında Egeli bir ağa çocuğunun korkularıyla, çelişkileriyle, yitirdikleriyle, umutlarıyla, dostlarıyla, aşklarıyla ve reddettikleriyle var olmaya çalıştığı bir dönemi anlatan bu kitap, okurların da kendisiyle yüzleşmesine ve hesaplaşmasına sık sık zemin hazırlıyor.

60’lı yılların Ankara’sında üniversite öğrencisi olan Muhsin ailesinin tüm varsıllığına rağmen onların sağladığı maddi imkânlardan yararlanmayı sadece dostları zor duruma düştüğü zamanlarda aklına getiren ve bunun için de türlü yalanları ardı ardına eklemekten çekinmeyen bir anti kahraman.

Kendisini tatmin etmediğini düşündüğü felsefe bölümündeki uzatmalı öğrenciliği onun için kılıftan öteye bir anlam ifade etmiyor. Zira ne yapmak istediğini bilmese de, ne yapmak istemediğini iyi biliyordu.

Örneğin memleketine dönüp de ağababasının köylünün hakkını gasp ederek elde ettiğini düşündüğü servetiyle bir ilişkiye girmekten ödü kopuyor, en yakın arkadaşı Salih’i bırakmayı aklının ucundan bile geçirmiyor, eski bir felsefe öğretmeni olan ve bir kitabevi işleten Nedim Hoca’ya kızdığı anlar olsa da ne ondan ne o kitapçıdan vazgeçmek istemiyordu.

Zaman zaman onu unutmak için kendisiyle büyük mücadelelere girişse de bir diş ağrısı gibi varlığını her daim hissettiren Reyhan’dan kopamıyordu. Üstelik iman ettiği “Devrim” tası tarağı toplayıp başka ülkelere göç ettiğinde sırf onun yokluğundan ötürü gerçekleşmeyecek hissini taşıyordu Muhsin...

Hiç harekete geçmemesinin yarattığı çelişki, ruhunu zaman zaman oldukça yıpratsa da kendisiyle olan savaşını tamamlamadan bir başka savaşa atılacak ne güç, ne de cesaret barındırıyordu bünyesinde.

Sadece bir dönemin, bir siyasetin, bir ülkenin hikâyesi değil bu satırlarda anlatılan.
Her gün birilerinin öldürüldüğü, bir
yerlere bomba konulduğu, işkencenin, baskının, tutuklamaların ardı arkasının kesilmediği bu zamanlarda sevdiklerini yitirmekten korkanların hikâyesi...

Yanında çalıştırdığı kişilerin siyasi tercihleri yüzünden baskıya maruz kalan ama onları işten çıkartmaktansa o dükkânı kapamayı göze alanların hikâyesi...

Basında kapı değiştirdiğinde ustaca ağız değiştirenlerin hikâyesi...

Sırf etnik kimliği yüzünden cezaevinde işkenceye maruz kalıp toprağa düşenlerin hikâyesi...

Servet Mehmet Kevgirler’in hikâyesi...

Bu çirkef dünyaya dayanmaya çalışanların hikâyesi...

Son sözü “Ben ne eyledim ki!” olanların hikâyesi...

Ağa köylünün sütünü dokuz liradan alsın diye canlarından olanların hikâyesi...

Dünün değil baştan aşağı bugünün de hikâyesi yani.

60’lı ve70’li yılların konu edildiği “Yalancı Tanıklar Kahvesi” günümüzde yaşananların nedenlerine dair oldukça önemli ipuçlarını da barındırıyor. Toprağını tanımayanların, üstten bakan, kurtarıcı kibrinden arınamamışların dili ile o toprağın insanlarının dili birbiriyle örtüşmüyor. Sen onun dilinden, o senin dilinden anlamıyor. Nedim Hoca karakterinin söyledikleri malumun bir ilanı da olsa tekrar tekrar okunması, üzerinde defalarca düşünülmesi gereken satırlar olarak karşımıza çıkıyor bu kitapta.
Muhsin zarfı yırtanlardan mı, yoksa buna cesaret edemeyenlerden mi olacak? Buna aksini söylese de Nahide karar verecek!

(*) Romanda, Iğdır’da çıkan olaylarda Şii mezhebine mensup diye dükkânı basılıp, kafasına taşla vurulan Reyhan’ın babasının komaya girmeden önce söylediği
son sözler...


Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163