VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
14 Şubat 2016 Pazar | Anasayfa > Haberler > Bence asıl derdimiz yalnız olmamak
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Bence asıl derdimiz yalnız olmamak

Kendi Seven Ağlamaz romanında aşkı bulanların değil bulduğunu zannedip kaybedenlerin hikâyesini anlatan Tuna Kiremitçi Yakıcı bir aşkı konu alan romanlar, edebiyat dünyasında üvey evlat muamelesi görüyor diyor.

İPEK CEYLAN ÜNALAN



Edebiyatta 25 yılı geride bıraktınız. Ne ifade ediyor sizin için bu 25 sene. İstediklerinizi, düşlediklerinizi, tasarladıklarınızı istediğiniz gibi anlatabildiniz mi?

İlk şiirimin Varlık’ta yayımlandığı 1991 yılından beri hayal ettiklerimin çoğunu gerçekleştirdiğimi söyleyebilirim. Taş taş üstüne ekleyerek kendime bir edebi dünya kurdum. Okurla duygu ve düşünce alışverişine girdim. Bu nedenle kendimi şanslı sayıyorum.

Yeni romanınız “Kendi Seven Ağlamaz”da aşkı bulanların değil bulduğunu zannedip kaybedenlerin hikâyesini anlatıyorsunuz. Aşkları yüzünden işine hatta hayata odaklanamayan Sitare’nin hikayesini…. Neden insan aşkı hayatının odağına alır?
Hepimizin aradığı aslında aşk. Bulamadığımız sürece daha da can alıcı bir hale geliyor. Çünkü varlığının her zaman kıymetini bilmesek de yokluğunu şiddetle hissediyoruz. Sitare de içindeki boşluğu gerçek aşkla doldurmaya çalışıyor. Ama onu bulduğunda anlıyor ki gerçek aşk hiç de tahmin ettiği gibi bir şey değilmiş.

Asıl derdimiz ne sizce?
Asıl derdimiz yalnız olmamak. Zorluklara beraber göğüs gereceğimiz, bizi anlayacak kişiyi ya da kişileri bulmak. Ama insanın istekleriyle gerçekten ihtiyaç duydukları her zaman aynı olamayabiliyor. Bunun farkına varmaksa bazen bir roman alıyor.

Roman hepimizin hayatından, beklentilerinden, hatalarından hayal kırıklıklarından, umutlarından izler taşıyor. Nasıl ortaya çıktı romanın fikri?
Sitare aklıma yıllar önce bir eski çocuk yıldız olarak düştü. O zaman düşünmeye başladım. Çocuk yıldızlar neler yaşar? Büyürken onları neler bekler? Aşık olmazlar mı? Gördüğümüz örnekler neden genellikle hüzünlü ve acı? Sonra onu başka fikirlerle birleştirip bir roman kahramanına dönüştürdüm. Yaralanmış, kanatları kırılmış ama yine de aşkı ve acıyı kutsallaştıran hali beni çok etkiledi. Yazılmaya değer olduğunu düşündüm.

AŞKTAN BAŞKA ANLATILMAYA
DEĞER ŞEY YOK
Romanda pek çok toplumsal soruna da yer vermişsiniz. Van depreminin parçaladığı hayatlar, Kürt meselesinin ödettiği bedeller gibi… Bunları çıkarmış olsaydınız romandan, nasıl bir hikaye çıkardı ortaya?

Şahsen şu hayatta aşktan başka anlatılmaya değer bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ama tabii aşkı konu eden her roman pembe dizi olacak değil. En sevdiğim romanlar sevdayı içinde filizlendiği toplumsal gerçekle beraber verenlerdir. Yani katmanlı anlatımlar. Bu anlamda söylediğiniz toplumsal sorunlar aşk hikâyesini tamamlıyor ve ona olumlu ya da olumsuz etki ediyorlar. Bu tür romanları okumayı da yazmayı da çok seviyorum.

Devran karakterinin dağa çıkan abisi üzerinden Kürt meselesine de değinmişsiniz…
Bu önemli bir sorun ve takdir edersiniz ki gün geçtikçe daha da ağırlaşıyor. Sitare de gerçek aşkı ararken kendisini bu sert gerçeklerin ortasında buluyor. Bu her gün on binlerce insanımızın yaşadığı bir durum. Aşk dediğimiz ancak onu kuşatan sosyal şartlar iyi verildiğinde hakkıyla anlatılabilen bir konu.

Bir röportajınızda “Köyün delisi olduğum için her romanda yeni şeyler deniyorum” demişsiniz? “Kendi Seven Ağlamaz”ın farkı ne diğer romanlarınızdan?

Aslında bir farkı yok. Genel olarak aşkı, drama düşen insanları ve onların duygularını özgürce yaşama mücadelesini anlatıyor. Ama yakıcı bir aşkı konu eden romanlar nedense genellikle edebiyat dünyasında üvey evlat muamelesi görüyor. Bu tavrı yüzeysel ve basmakalıp buluyorum. Gayet iyi biliyoruz ki bir aşk romanı da icabında edebi ve derinlikli olabilir. Bu romanımda bunu göstermek istedim.

Paylaş

Bir VatanKitap’ın perde arkasıBu ay üç özel röportajla çıkıyoruz okur karşısına. Bunlardan ilki Türk tiyatro tarihine sahneleye çıkan ilk kadın oyuncu Afife Jale'nin yaşamını romanlaştıran Osman Balcıgil'le bu büyük değer üzerine Ece Erol'un yaptığı şöyleşi oldu. Diğer bir özel röportajımızı Cemre Nur Meleke, Aslı Perker'le yeni romanı Flamingolar Pembedir üzerine gerçekleştirdi. Sinemaya da uyarlanan Kocan Kadar Konuş kitabıyla büyük çıkış yakalayan Şebnem Burcuoğlu ise özlenen sıcak mahalle özlemimizi, Cemal Süreya'ya gönderme yaparak Cemal ve Süreyya aşkı üzerinden giderdiği yeni romanı Süreya Kuaför Salonunu anlattı.

Devam