VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
30 Mayıs 2010 Pazar | Anasayfa > Haberler > Beni etkileyen Şeyh Bedrettin’in baldızına duyduğu edepli aşktı
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Beni etkileyen Şeyh Bedrettin’in baldızına duyduğu edepli aşktı

Tarihî romanları ile tanınan Yılmaz Karakoyunlu""dan yine çok konuşulacak bir roman: ""Serçe Kuşun Sonbaharı""

Buket Aşçı

Nâzım Hikmet’in “Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı” ile Türkiye solunun ünlü simgelerinden olmuştur Bedrettin. Yılmaz Karakoyunlu ise onu sadece bu yönüyle değil aşkıyla da ele alıyor ve şöyle diyor: “Beni en fazla etkileyen Mariye ile olan ilişkisidir. Mariye, Bedrettin’in mürşidi olan Şeyh Ahlati’nin eşidir. Aynı zamanda baldızıdır. Bu saygılı ve çok edepli bir aşktır. Başlangıçta ilahi bir idrakin yarattığı aşk, karısı Cazibe ölünce beşeri aşkın tesirinde de yaşanmıştır. Bedrettin’in idamı ise onun felsefesini sınırladı. İleri sürdüğü üretim araçlarının toplum mülkiyetinde olması fikri Nâzım’ın sayesinde gündeme gelebildi.Hasan Ali Yücel klasiklerinde Mevlana’ya büyük yer verilmiştir. Ancak Bedrettin’den tek örnek yoktur. Cumhuriyet tarihimizde Bedrettin tecrübesini işleyen Nâzım, en önemli cesaret ve ısrar merhalesi olmuştur.”

- Sizi yakın tarih, Cumhuriyet tarihi üzerine yazdığınız romanlarla tanıyoruz. Bu kez Osmanlı dönemine ilişkin tarihi bir roman kaleme aldınız. Neden Şeyh Bedrettin?

- Şeyh Bedrettin, Cumhuriyet döneminde ve özellikle son 40 yıllık dönemde sosyal yaşamın güncelinde isminden çok sıklıkla bahsedilen biri. O kadar ki fıkıh ilmindeki derin bilgi ve deneyimlerinden daha çok, sosyal düşünceleri ve isyancı kimliğiyle gündemde yer etmiştir. Nâzım’ın “Şeyh Bedrettin Destanı”ndan sonra adeta Türk solunun nesebi Bedrettin’e dayandırılmıştır. Bu izlenimin yaratılmasındaki en büyük tesir, Nâzım’ın algıları ve yorumları olmuştur. Oysa Bedrettin’in hayatı algılayışı ve yaşayışı, hem İslam hukukundaki yeri ve öneminden, hem de sosyalist düşünce modelinden önemli ve öndedir. Cumhuriyeti etkileyen sosyalist düşüncelerde sol edebiyat zenginliğinde Bedrettin’i işlemek aslında bir Cumhuriyet algısının kökenlerini incelemek olarak değerlendirilmeli. Bu bir romandır ve elbette ki bir sosyolojik tahlilden farklıdır.

- Türkiye’de özellikle solcuların çok sahip çıktığı bir isim Bedrettin. Oysa kendisi bir İslam alimi. Onu bu toprakların diğer alimlerden ayıran nedir?

- Bedrettin, İslam idrakinin hukuk bahsinde yetişmiş önemli “Fıkıh” ustasıdır. Kahire’ye gelinceye kadar bu bahiste olgunlaşmıştır. Burada Şeyh Ahlati ile tanışmış ve hüviyet değiştirmiştir. Bu sırada Şeyh Ahlati’nin eşi olan ve Bedrettin’in baldızı konumunda bulunan Mariye ile tanışınca tasavvufa merak salmış. Mariye bu konuda geniş bilgisi ve derin tecrübesi bulunan birisi... Zaman içinde Bedrettin’i çok etkilemiş. Sonuç olarak Bedrettin fıkıh ilminden ayrılıp tasavvuf derinliğine sahip bir “derviş” olmuştur. Ve bütün fıkıh kitaplarını Nil nehrine atarak, dervişlik cüppesi giymiştir. Bedrettin diğer din bilginlerinden farklılaştıran husus, sosyal konulara ve ekonomide mülkiyet ilişkilerine girmesi ve yön vermesidir. Vahdet-i vücud bahsinde derin tesirler de bırakmıştır. Diğer din adamlarında farklılaştığı hususların en önemlisi budur.

RUHUNA İSYAN YERLEŞİYOR

- Bedrettin’i solun sahiplenmesindeki neden eşitlik ve kardeşlik söylemi midir?

- Genelde böyle yansıtılıyor; asıl önemli hedef eşitlik ve kardeşlik yaratmak değil, üretim mallarının mülkiyetini öne çıkarmaktır. Bedrettin’in özgünleştiği husus, sermayenin birikimi ve üretime yönlendirilmesidir. İşin bir de gerçek önderi vardır. Bedrettin bu bahislerin ilhamını Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal isimli iki yoldaşından almıştır. Özellikle Börklüce Mustafa bu bahisleri çok derinlikli işleyen bir düşünce ve eylem adamıdır. İşin gerçeğinde toprak ve su mülkiyetinin kişiselleşemeyeceğini, bunların toplumun nalı olduğunu gündeme getiren Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’dir. Bu ikisi, Bedrettin’i önce bilgilendirme ve eyleme inandırma bahsinde etkili olmuşlardır. Daha sonra da Bedrettin’in ruhuna isyanı yerleştirmişlerdi.

- Şeyh Bedrettin’in felsefesinde, duruşunda, hayat algısında sizi çeken nedir?

- Bedrettin, sadece bir fıkıh alimi değildir. Tasavvuf kültüründe olgunlaşmıştır. Bu bahislerin ustasıdır. Sosyal adalet duygusunun önemini fark edince toplumun bu bahislerde bilgi ve deney sahibi olmalarını çok önemsemiştir. Bu ilhamları aldığı Börklüce ve Torlak kaynaklarını çok sık ve çok saygılı biçimde kullanmıştır. Daha sonraları bu kavramları hem sosyolojik olarak derinleştirmiş hem de din ile bütünleştirmesinde başarılı olmuştur. Bu düşüncenin en kurnaz zihni Börklüce’dir. En metodik uygulamacısı Torlak’tır. İkisi de ürettikleri fikirlerin tevazuyla Bedrettin’in öne koyup geride kalmayı becerebilmişlerdir. Beni bu gelişmede etkileyen husus, “fikir- eylem- lider” disiplininin çok iyi kurulması ve korunmasıdır. İşte bu noktada bu romanı, yazarken en çok etkilendiğim husus Mariye’dir. Mariye, Bedrettin’in mürşidi olan Şeyh Ahlati’nin eşidir. Aynı zamanda baldızıdır. Çünkü Mariye’nin kardeşi Cazibe, Bedrettin’in karısıdır. Beni en fazla etkileyen bu ilişkidir. Bu bir saygılı ve çok edepli bir aşktır. Bedrettin ile Mariye ilişkisi başlangıçta ilahi bir idrakin yarattığı aşk içeriğinde ve eyleminde gelişmiştir. Daha sonra karısı Cazibe ölünce bu aşkın niteliğinde beşeri aşkın tesiri yaşanmıştır. Etkilendiğim husus bu aşktır.

- Şeyh Bedrettin öğretisi bu topraklarda daha yayılsaydı bugün değişen ne olurdu?

- Cumhuriyet öncesinde Bedrettin önce fıkıh alimi, daha sonra bir tasavvuf şeyhi olarak bilinir ve tanınır. Bedrettin’i sosyalist idrakin önderi olarak ortaya çıkaran Nâzım’dır. Bence Bedrettin’in işlenebilir maksimum etkinliği budur ve hâlâ tesirini sürdürmektedir. Ama işleyiş açısından bir değerlendirme yapmamı isterseniz, cesaretle belirtmeliyim ki, Hilmi Yavuz’un “Şeyh Bedrettin Şiirleri” bence daha etkileyicidir. Duygusallık ve tutarlılık çok olgun ve üstün yorumlarla süslenmiş ve sahibi güzelleştirmiştir.

600 YILDIR AYAKTA KALABİLDİ

- Bedrettin’in idamı sizce neyi değiştirdi?

- Bedrettin’in idamı, bu hareketin felsefesini ve cesaretini sınırladı. Ancak kendisine inanlar bu inancın ahlakını bozmadan müritleri olarak dergah kültürüne çok sadık kaldılar. İş yine ilahi adalete sığınmaya dönüştü. Oysa Bedrettin’in ileri sürdüğü üretim araçlarının toplum mülkiyetinde olması fikri ilahi adaletten çok, toplumsal adalete dayanıyordu. İşte toplumsal adalet boyutu yeterince zenginleştirilemeyince Bedrettin ve arkadaşlarının hareket, cesaret ve bilgi değeri ilahi adalete sığınan bir karakter kazandı. Bedrettin’i yeniden toplumsal adalete bağlayan ve evrenselleştiren cesaret ve irade Nâzım’ın sayesinde gündeme gelebildi.

- Bedrettin’in fıkıh ilmindeki üstatlık dönemi Yıldırım’ın yönetimine denk gelir. Bedrettin’in tasavvuf bahislerinde üstatlığı ise Timur’la tanıştığı dönemlerdedir. Bu nedenle Bedrettin’in Timur üzerindeki etkinliği ve gördüğü itibar Yıldırım döneminden daha fazladır.

- Fetret devrinin derli toplu bir yönetim ilkesi yoktur. Kardeşler arasındaki tahta sahip olma savaşları çok olumsuz etkilerle Osmanlıyı yıpratmıştır. Bedrettin çekişmelere engel olamamış; aksine bu çekişmelerde varlığı tehlikeye düşen insan olmuştur. Bedrettin’in bilgi ve görüşleri nedeniyle göz korkutuculuğu fazla değildir. Nitekim Mehmet Çelebi, kendisini İznik’e sürerek Edirne’den yani devletin başkentinden uzaklaştırması yeterli olmuştur. Ancak bu kez Bedrettin Osmanlı tahtına yani Sultan Mehmet Çelebi’nin yerine göz diktiği ve bu amaçla isyan ettiği için idam edilmiştir. Timur, Osmanlı’nın başına neler gelebileceği konusunda ileri görüşlü örnekler sergilemiş ve Bedrettin’i bu konularda tesiri altına almıştır...

- Memluk sultanının oğlu için Bedrettin’i öğretmen olarak görevlendirilmesini nasıl yorum- luyorsunuz?

- Bedrettin sadece bir din bilgini değildir. Fizik, kimya matematik, geometri ve astronomi bahislerinin ustasıdır. Nitekim Memluk şehzadesi Ferec’e bu konularda eğitim vermesi için Kahire’ye davet edilmiştir. Bedrettin bu tür eğitimin önemli ismidir. Ancak bu sadece Osmanlı’ya mahsus bir şey de değildir. Timur, ısrarla Bedrettin’i Semerkand’a götürmeyi teklif eder. Amacı Osmanlı’daki bu etkin yöntemi kendi ülkesine götürmektir. Bu eğitim modelini yerleştirmektir. Bedrettin bu modelin en isabetli ismidir ve doğru seçimidir. Cumhuriyet’in en önemli eğitim modeli içinde bile Bedrettin konusunda dikkat çeken cesaretler olmadığını görüyoruz. Hasan Ali Yücel’in klasikleri yayınlanırken, Mevlana’ya büyük yer verilmiştir. Rubaileri ve Mesnevi’si Türkçeye çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Ancak Bedrettin bahislerine tek bir örnekle yer verilmemiştir. Bu bakımdan Cumhuriyet tarihimizde Bedrettin tecrübesini işleyen Nazım, en önemli cesaret ve ısrar merhalesi olmuştur.

- Sultan, Bedrettin’in asılmasında “Üç gün sonra unutulur” diyor. Unutuldu mu?

- Bu tür küçümseme ünlemeleri her devirde gündeme gelir. Günün koşullarında söylenmiştir. Yaranma ihtiyacı çok belirgindir. Aynı zamanda evsaf takdir yeteneğinin çok cılız olduğunu gösterir. Bedrettin için bu ifadelerin kullanılmasına rağmen 600 yıl sonra Bedrettin ayakta kalabilmiştir. Bugün de benzer örneklerimiz var. Mesela Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam edilirken üç gün sonra unutulacağını ileri sürenler vardı. Oysa bugün hâlâ onları üç taze gül fidanı gibi anıyoruz...

- Şeyh Bedrettin’i daha önce Nâzım’dan okuduk. Şimdi siz yazdınız. Yazarken bu aklınıza geldi mi? Ne hissettiniz?

- Nâzım, Bedrettin’i yaşamı ve ideali etrafında önemsemiştir. Bu yönlerini öne çıkarmıştır. Ben Bedrettin’in felsefi ve sosyolojik iddialarını hiç ihmal etmenden aktardım. Farklı olarak şunu yaptım. Bu büyük ve iddialı düşünceleri yaratan zihinleri rahatlayacağı derin nitelikli göğüslere ihtiyacı vardır. Mariye, Bedrettin’in yorgun mücadelesinde zihnini dinlendirdiği bir vuslat varlığıdır. Bu aşkı öne çıkarmak isteyişim bu mükemmel varlığın değeri ortaya koymaktı. Bunu yapmak istedim. İyi yaptığıma inanıyorum...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163