VATAN KİTAP - Vatan Gazetesi VATAN KİTAP - Gazetevatan.com
Gazetevatan Anasayfa
15 Mart 2012 Perşembe | Anasayfa > Haberler > Beni kategorize etme!
Normal Yazı Boyutu Orta Yazı Boyutu Büyük Yazı Boyutu

Beni kategorize etme!

Küçük saat tamircisi Hugo Cabret’in hikayesini anlatan “Hugo Cabret ve Buluşu” bizi sadece kelimelerle değil, çizim ve resimlerle 1931’in Paris’ine götürüyor.

Canan Hatiboğlu

Bazen kategorize etmek zordur. Herhangi bir şey için.. Bir insan ya da bir kitap.. Bazı şeyler şarkıda olduğu gibi “Yaftayı yapıştırıp bana isim koyma” der. “Hugo Cabret ve Buluşu” gibi... New York Times’ın çoksatanlar listesinin çocuk bölümünde 42 hafta kalıp üstüne Los Angles Times’ın “En Popüler Çocuk Kitabı” ödülünü almış bir kitabın bu kadar yaftaya rağmen illa ki sadece bir çocuk kitabı sayılması gerekmiyor.

“Hugo Cabret ve Buluşu” kapağından itibaren farklı bir kitap... Anlattığı hikâyeyle, dahası çarpıcı anlatım tekniğiyle dile yeni bir bakış açısı getiriyor. Bazıları için iddialı bir yaklaşım olsa da üzerinden dilin sınırlarına dair bir okuma bile yapılabilir. Kitabın yaratıcısı Brian Selznick de anlatmak için sadece kelimelerin sınırlarına takılıp kalmıyor. Kara kalemi bir kameranın objektifi gibi kullanıp bazen odaklamak istediği yere odaklıyor, bazen genel manzarayı anlatmayı tercih ediyor. Dilin değil, anlatmanın peşinde bir anlamda... Sinemayla edebiyatın kağıt üstünde buluşması diyebiliriz. Kaldı ki gerek konusuyla gerek anlatımıyla sinemadan beslendiği sır değil. Bir sinema karesini tutup çıkartarak hikâyesini anlatırken okuyucuya da kendi hikâyesini yaratma imkânı veriyor. Zaten kitapta bunu karakterlerden Isabelle’in ağzından da duyuyoruz: “Bazen bu fotoğrafları da en az filmler kadar sevdiği düşünüyorum. Bir resme bakıp kendi hikâyeni yaratabiliyorsun.” Hugo’nun peşinde 1931’in Paris’inde Brian Selznick’in adımlarının izinden kendi hikâyemizi yaratıyoruz.

Büyürken geçmişin bir parçasına anlam yüklemeye çalışırken diğer taraftan zaman kavramının sınırsızlığıyla tanışan Hugo’nun hikâyesini anlatıyor kitap. Küçük saat tamircisinin belki de en çarpıcı yanı, makinelerin işleyişini, klasik bir duygusuzluktan öte, hayatın bir parçasıymış gibi algılaması... “Dünyanın dev bir makine olduğunu hayal etmek hoşuma gidiyor. Biliyorsun, makinelerin asla fazla parçası olmaz. Bütün parçalar gerekli model ve sayıdadır. Eğer dünya dev bir makineyse burada olmamın bir sebebi olmalı.” diyerek varoluşunu anlamlandırmaya çalışıyor.

Kitap, diğer taraftan sinema tarihinden ve Georges Melies’nin gerçek hikâyesinden besleniyor. Zaten ana karakterlerden biri de Hugo’nun hayatında önemli bir rolü olan Georges Melies’nin ta kendisi...

Nihayetinde kitap çocukların okuyabileceği bir kitap olsa da sadece bir çocuk kitabı değil... “Küçük Prens”e de bazı yetişkinler sadece çocuk kitabı emesi gibi.. Hugo’nun hikâyesinde yetişkinlerin de keşfedeceği çok şey var. Bazı kitapları yetişkinler ve çocuklar aynı anda okumalı, “Hugo Cabret ve Buluşu” gibi...

Paylaş

İtimatGaliba en iyisi bir çırpıda söylemek. Doktorların yaptığı gibi. Ekim’den beri kanser tedavisi görüyorum ve biraz daha yolum var.

Devam
15 Eylül 2017 Yıl : 13
Sayfa : 163